Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Ağustos, 2023 16:24 tarihinde yayınlandı
A+ A-
Okuma Süresi: 2dk
Yorum Sayısı: 0

Şapinuva’da 3 bin 500 yıllık hububat silosu bulundu

blank
Dünyanın en büyük medeniyetlerinden biri olan Hitit İmparatorluğu’na bir devir başşehirlik yapan tıpkı vakitte en kıymetli dini ve askeri merkezlerinden birisi olan Şapinuva’da yürütülen arkeolojik hafriyatlarda 3 bin 500 yıllık hububat silosu bulundu.
Şapinuva ören yerindeki İşlikler Mahallesi olarak isimlendirilen bölgede bulunarak gün yüzüne çıkarılan silo, doğal toprak içine yapılmış olmasıyla dikkat çekiyor. Öteki Hitit kentlerindeki hububat silolarından farklı olarak toprağın içine oyularak inşa edilen silonun tabanında taş yerine toprak tercih edilirken hububatların nemlenmemesi için kanallar ve kanalların bağlandığı sızıntı kuyusu bulunuyor.
Şapinuva Hafriyat Lideri Hitit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Kısmı Dr. Öğretim Üyesi Lider İpek, 2014 yılında Prof. Dr. Aygül Süel tarafından yürütülen hafriyat çalışmalarında iki farklı işlik (atölye) yapısının çıkarıldığına dikkat çekerek, bu işliklerde Hitit devrindeki maden teknolojisinin öğrenilmesi açısından işlik yapılarının kıymetli bir buluş olduğunu söyledi.
Bu keşifte kimi ayak körüklerinin bulunduğunu hatırlatan Dr. Öğretim Üyesi Lider İpek, körüklerin yanı sıra işlikte maden teknolojisinin kıymetli delillerinden potalar, kalıplar ve kimi madeni aletlerin bulunduğunu da lisana getirdi.
Kutsal yerlerin yer aldığı Ağılönü ve İdari yapı ile depoların bulunduğu Tepelerarası mevkisi olmak üzere ikiye ayrılan antik kentteki hafriyat çalışmalarının son yıllarda işliklerin de yer aldığı “G” alanı olarak isimlendirilen Tepelerarası bölgesinde yapıldığını anlatan Hafriyat Lideri İpek, “İşlik-1 yapısının batısındaki alanda çalışmalara devam ettik. Burasının işlikler mahallesi olarak isimlendirilmesinin nedeni birden fazla atölyenin bulunmasıydı. Çalıştığımız alanda da işlik yapısı olabileceğini düşünerek bu alanda hafriyat çalışmalarını devam ettirdik. 2022 yılında bölgede başlayan çalışmalar bu yılda devam ediyor. Fakat çalışmaları sonlandırdığımızda bu alanın bir silo olduğunu gördük. Bu çeşit siloların örneklerinin Hattuşa ve Alacahöyük’te de olduğunu biliyoruz. Başka Hitit kentlerinde de bu tıp buğday ya da hububat siloları mevcut. Kaman Kalehöyük ve Sivas’taki Nesilli Höyük’te de yeniden bu çeşit silolarının varlığını biliyoruz. Şapinuva’da evvelki yıllarda Ağılönü mevkiinde bulunan iki silo haricinde ana toprağa oyulmuş bu türlü büyük bir silo yapısı bulduk” dedi
Silo yapısının özellikleri ve teknik yapısı hakkında da bilgi veren İpek, “Silonun ana özelliklerinden birisi ana toprağın oyulması ile yapılmış. Silo 10x5 metre ebatlarında, 3 metre 40 santimetre derinliğinden oluşuyor. Teknik olarak da Hattuşa’da ve Alacahöyük’te bulunan silolar üzere tabanı taş döşemeli bir yapıya sahip değil. Silonun tabanı taş döşeme yerine topraktan oluşuyor. Ayrıyeten Hattuşa’da ve Alacahöyük örneklerinde olduğu üzere silo içerisindeki nemin tahliye edilmesi için dört farklı taraftan kanal açılarak kanalların üzeri yassı taşlarla kapatılmış. Bu kanallar, içerideki nemin merkezdeki sızıntı çukuruna tahliye edilmesi için yapılmış. Bu tekniği başka Hitit kentlerinde de gözlemliyoruz. Ayrıyeten yaptığımız inceleme de kanalların muhakkak bir eğimle sızıntı kuyusuna bağlandığını tespit ettik. Buradan aldığımız birtakım toprak örneklerinin de incelemesi yapılıyor. Burada hangi hububatın depolandığını da yapılan incelemeler sonucu ortaya çıkacak” tabirlerini kullandı.
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
İlyas Erbay tarafından
08 Mayıs, 2025 12:42 tarihinde yayınlandı
A+ A-
Okuma Süresi: 2dk
Yorum Sayısı: 0

EN UZUN KOŞUYSA ELBET TÜRKİYE’DE DEVRİM…

En uzun koşuysa elbet Türkiyede de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak…
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
Bu şiiri Can Yücel Deniz Gezmiş için yazmış.

İnsan bazen duygularını konuşarak ifade etmekte zorlanır. İşte o anda notalar ve müzik imdada yetişir. Sadece müzik mi? Güzel sanatların her biri; Edebiyat, Şiir, Karikatür, Resim, Heykel bunlarda duyguları yansıtmanın en güzel araçlarıdır. Tabii müziğin gücü bambaşka.

Görme engelli besteci Joaquin Rodrigo 1936 yılındaki İspanya iç savaşında yaşananlardan etkilenerek yaptığı gitar konçertosunu devrimcilere ithaf etmişti. Ayrıca eşi Victoria'nın ilk bebeklerinin doğumundan hemen sonra ölmesinin acısını da bu besteye yansıttığı söylenir.
Acı, hüzün, isyan gibi duyguların bir arada olduğu eşsiz bir eserdir.

Deniz Gezmiş'in 6 Mayıs 1972 de, idam edilmeden önce dinlemek istediği müzik işte budur. Genç yaşına ve içinde bulunduğu şartlara rağmen Rodrigo'nun bu muhteşem eserinden haberdar olması, ölüme giderken bu eseri dinlemek istemesi ne kadar ilginç. Duygu dünyasını ve kişiliği ne güzel yansıtmış. Üstelik ölüme giderken…
"Öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.
Yok, tıraş falan olmayacağım.
Gidip, oturup önce bir sigara yakacağım orada.
Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.
Ha bak, Rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Bak, bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. Bunu isteyeceğim." demişti.

68 kuşağının gençleri, Deniz ve yoldaşları emperyal eşkiya ABD'nin gerçek yüzünü o yıllarda görmüş, gerçek devrimcilerdir. Günümüzün tatlı su milliyetçilerine, sözde Atatürkçülerine bakın, birde o arslan yürekli, ölüme bile gülerek giden gerçek vatanseverlere.
Deniz Gezmiş gencecik yaşında 1969'da Filistin'de bulunan Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesinin gerilla kampına silahlı eğitim almak ve FDHKC üyeleri ile aynı safta savaşmak için gitti. 20 Aralık 1969'da yakalandı, 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı.
Çarşafı, perdeyi , masa örtüsünü kefen yapıp, palavradan kahramanlık yapmadı. Söylemleriyle eylemleri hep örtüştü.

Ankara, Ulucanlar cezaevinde Deniz Gezmiş, konçerto bitip o idam sehpasına doğru yürürken, cezaevi'ndeki tüm tutuklular da ıslık ile konçertoyu yeniden çalar. O günden beri de gençliğin dilinden hiç düşmez.
Mi-Re-Mi notalarıyla başlayan o muhteşem eser.

Benim doğum tarihim de 6 Mayıs. Deniz ve arkadaşları idam edildiğinde 13 yaşımdaydım.
1972 den buyana hiç doğum günümü kutlamadım. Her 6 Mayısta sessizce bir köşede oturur, demli bir çay doldurur, bir sigara yakar, Rodrigonun o muhteşem eserini dinlerim. Sigarayı geçen yıl bıraktım. Artık 6 Mayıslarda, sadece demli bir çay içerek konçertoyu dinliyorum hüzünle…
Yeryüzünün gördüğü en büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat ettiği 10 Kasım günü doğan gerçek vatanseverlerin de doğum günlerini kutlamadıklarını biliyorum.

Konçerto, altı yüz bin kişinin öldüğü iç savaşı, cephelerde faşizme karşı direnen devrimcilerin umutlu coşkusunu ve sonrasında yönetimi ele geçiren diktatör Franco'nun kendi halkına yaşattığı acıları ve yaptığı zulümleri anlatır.

Kahrolsun kan emici emperyal eşkiyalar, kahrolsun halkına zulmeden tüm diktatörler.

İstanbul'a gelen Amerikan 6. Filosu'nu sözde milliyetçi öğrenciler sahilde namaz kılarak karşılarken, Deniz Gezmiş ve arkadaşları ABD askerlerini tek tek yakalayıp denize attılar. Deniz Gezmiş efsaneydi, Deniz Gezmiş, elli yıl önce kurulan Cumhuriyet'in başka bir evreye geçmesi gerektiğini, yoksulluğun sosyalizmin eşitliğine ihtiyaç duyduğunu söylüyordu. "önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. İdam edildiğinde yaşı yirmi beşti.

Can Yücel şiirinde ne güzel ifade etmiş;
En uzun koşuysa elbet
Türkiye’de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak …
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi…
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun sana çocuk, Aşk olsun…

Rahmetle anıyor, aziz hatıralarını saygıyla selamlıyorum.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.