SAMÜ’den ‘zehirlenme’ açıklaması: “İnceleme başlatıldı” - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
28 Ekim, 2023 08:48 tarihinde yayınlandı
0
0

SAMÜ’den ‘zehirlenme’ açıklaması: “İnceleme başlatıldı”

Samsun’un 19 Mayıs ilçesinde 82 üniversite öğrencisinin zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvurduğu olayla ilgili açıklama yapan Samsun Üniversitesi (SAMÜ), “Yaşanan bu durumun nedenleri üzerinde detaylı bir inceleme başlatılmış olup, gereken adımlar atılacaktır. Eğer böyle bir sonuç çıkarsa da bu üniversitemizden değil muhtemelen dış etkenlerden kaynaklanmış olacaktır” ifadelerine yer verdi.

Çelişkili açıklama: “Olmamış, bir gün sonra olmuş, 27 kişi, inceleme başlatıldı, dış etkenler”

SAMÜ Rektörlüğü imzalı yapılan açıklamada özetle şöyle denildi:

“Üniversitemiz yemekhanelerinde yemek yiyen binlerce öğrencimiz ve akademik, idari personelimizden sağlık konusunda hiçbir şikâyet almadık. Aynı yemek hizmetini alan Canik ve Kavak Kampüslerimizde hiçbir şikâyet olmadığı gibi Ballıca Kampüsümüzde de aynı yemekhanede hizmet alan Mimarlık Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi öğrencilerimizden hastanelere başvuran veya bize şikâyetini aktaran hiçbir öğrencimiz olmamıştır. Öğrencilerimizin halsizlik ve mide bulantısı şikâyeti üniversitemizin yemekhanesinde 24 Ekim öğlen yemek yedikten sonra değil aradan bir gün geçtikten sonra olmuştur. Kaldı ki halsizlik şikâyeti yaşayan öğrencilerimizden bazıları da 24 Ekim günü üniversitemiz yemekhanesinde yemek yememiştir. Yirmi yedi öğrencimizin mide bulantısı ve halsizlik şikâyeti üzerine kendilerinin muayene edilebilmesini temin etmek maksadıyla sağlık ekiplerimizle irtibata geçilmiş ve öğrencilerimizin sağlığı için alınması gereken bütün önlemler bizzat rektörlüğümüz refakatinde ivedi bir şekilde alınıp gerekli işlemler titizlikle yürütülmüş ve öğrencilerimiz gerekli kontroller yapıldıktan sonra üniversitemiz yetkililerinin refakatiyle ikametgâhlarına bırakılmıştır. Yaşanan bu durumun nedenleri üzerinde detaylı bir inceleme başlatılmış olup, gereken adımlar atılacaktır. Ancak, tekrar belirtmek isteriz ki üniversitemizde yaşanan bu hadisenin bir gıda zehirlenmesi olup olmadığı yapılacak incelemeden sonra ortaya çıkacaktır. Eğer böyle bir sonuç çıkarsa da bu üniversitemizden değil muhtemelen dış etkenlerden kaynaklanmış olacaktır.”

Dereci: “Bizden kaynaklı bir problem olduğunu düşünmüyorum”

Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci ise “İnceleme yapılıyor. Araştırmalar devam ediyor. Böyle bir durumun nereden kaynaklandığını bilmiyoruz. Yemeklerin numunelerini de yolladık. Bizden kaynaklı bir problem olduğunu düşünmüyorum” dedi.

82 öğrenci hastaneye başvurdu

SAMÜ Ballıca Kampüsü’ndeki yemekhane ile Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) 19 Mayıs Yurdu yemekhanelerinde yemek yiyen üniversite öğrencileri bir süre sonra fenalaştı. Yedikleri tavuk, etli kuru fasulye, pilav ve garnitürden sonra halsizlik, mide bulantısı ve kusma şikayetleri ortaya çıkan öğrencilerin bazıları kendi imkanları bazıları da ambulanslar ile çevredeki hastanelere kaldırıldı. Yetkililerden alınan bilgiye göre, zehirlenme şüphesiyle müdahale edilen öğrencilerden 47’sinin KYK’da, 35’inin SAMÜ yemekhanesinde yemek yediği öğrenildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay