Samsun’da hayata geçirilen projeler ile akarsuların taşma riski denetim altına alınırken, etraf kirliliği oluşturmaması için de çeşitli projeler hayata geçiriliyor.
Samsun’da Etraf Projeleri çerçevesinde Vilayet Mahalli Etraf Kurulu’nda alınan 2025 yılı ‘çevre’ temalı kararlar doğrultusunda ilgili kurumların ana yürütücülüğünde ve paydaşlığında çeşitli projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’nce hayata geçirilen Mert Irmağı Akarsu Kirliliği Tedbire Projesi çerçevesinde ani yağışlardan ötürü sürüklenen rüsubat, katı atık, ağaç, çöp üzere yabancı unsurların bir noktada tutularak temizliğinin yapılması ve gelen suyun mansapta taşkına sebebiyet vermemesi için tutularak ötelenmesi hedefiyle Mert Irmağı yan kolunda Yılanlıdere Sel Kapanı yapıldı. 2024 yılında Mert Irmağı ve yan kollarında makineli çalışmalar çerçevesinde yatak paklığı yapılmış olup, gereksinim olması durumunda 2025 yılında da bu çalışmalara devam edileceği belirtildi.
Ayrıca projeyle bütünlük oluşturacak formda Mert Irmağı Islah Projesi çalışmaları devam ederken, Mert Irmağı Üst Havza Tersip Bentleri (Karataş, Gölalan) projelendirildi. SASKİ Genel Müdürlüğü tarafından 2020 yılında işletmeye alınan Kavak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi de Kavak ilçesinin merkez mahallelerinde oluşan evsel nitelikli atık suları arıtıyor. Projenin paydaş kurumlarından Vilayet Tarım ve Orman Müdürlüğünce alıcı ortam su kirliliği izleme çalışmaları kapsamında, Mert Irmağı’ndan yılda iki devir olmak üzere alıcı ortam su numuneleri alınarak ırmaktaki evsel ve endüstriyel kirlilik yükü, ayrıyeten nitrat aksiyon planı kapsamında yılda 4 adet numune alınarak ziraî kirlilik yükü takip ediliyor. Havza içerisinde bulunan mevcut tesislerin ve yapılması planlanan tesis ve yapılardan kaynaklı evsel ve endüstriyel atıkların su kaynaklarına verilmemesi için mevcut tesislerin kontrol süreçleri ile yeni yapı taleplerine görüş verilirken gerekli tedbirlerinin alınıp alınmadığı yapılan kontroller ile denetim ediliyor. Kelam konusu havzada mevcut ekili ve dikili tarım yerlerinde yapılan ilaçlama ve gübreleme faaliyetleri de Vilayet Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün ilgili üniteleri tarafından takip ediliyor.
Valilikten mevzu hakkında yapılan bilgilendirmede, “DSİ 7. Bölge Müdürlüğü ve paydaş kurumlarca yapılan ve yapılacak çalışmalar ile ağır yerleşimin bulunduğu Mert Irmağı havzasında akarsu kirliliği azaltılarak halk sıhhati açısından daha yaşanabilir bir hale getirilecektir. Ayrıyeten, öbür derelerde yapılan/yapılacak yatak paklığı, ıslah çalışmaları ve tersip bentleri ile bu derelerdeki rüsubat, katı atık, ağaç, çöp üzere yabancı hususların derelerden temizlenmesi sağlanarak kirlenmesi önlenmektedir” tabirleri yer aldı.


Samsun’da akarsu kirliliğine karşı savaş açıldı
’La Casa De Samsun’ olayında kardeşlerden biri ilk kez konuştu: “Bu hikayede yanan ben oldum”
Samsun’da 2022 yılında bir özel bankanın mobil uygulamasındaki sistemsel açıktan yararlanarak hesaplarına 16 milyar TL aktarılmasıyla gündeme gelen Gezek kardeşlere mahkeme 5’er yıl hapis cezası verdi. Kararın ardından ilk kez konuşan Recep Gezek, “5 yıl boyunca suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım. Bu hikayede yanan ben oldum” dedi.
Samsun’da 2022 yılının Mart ayında Yapı Kredi Bankası’nın mobil uygulamasındaki sistemsel açık nedeniyle hesaplarına milyarlarca lira aktarılmasıyla gündeme gelen ve kamuoyunda “La Casa De Samsun” olarak anılan olayda yeni bir gelişme yaşandı. Mahkeme, Recep (30) ve Emre (35) Gezek kardeşleri “bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık” suçundan 5’er yıl hapis cezasına çarptırırken, bankanın zararının da kardeşlerden tahsil edilmesine hükmetti. Kararın ardından Recep Gezek, ilk kez İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine olayın detaylarını anlattı.
“Ağabeyim benim telefonumdan yaptı”
Recep Gezek, olayın yaşandığı dönemde aynı evde yaşadığı ağabeyinin telefona ihtiyacı olduğunu belirterek, “5 yıl önce adım ’dünyanın en büyük soygunu’ adı verilen bir olaya karıştı. Bunun neticesinde 5 yıldır sancılı bir süreç yaşadım. 5 yıl önce aynı evde yaşadığım ağabeyimin telefona ihtiyacı vardı. O dönem telefonu yoktu. Ben o dönem telefonumu ona verdim. Benim iş yerimde telefon kullanımı yasaktı. 8 saat telefon kullanamayacaktım. O dönemde mobil bankacılıktan şifre almak çok kolaydı. Telefonumdan ’şifreyi unuttum’ dedikten sonra gelen mesaj ile şifre almak kolaydı. Ağabeyimin paraya ihtiyacı vardı. Benim banka hesaplarıma giriyor. Sadece olayın yaşandığı banka değil, birçok banka hesabıma girmiş. Bankanın faturalardan artan paralar ile yapılan ufak tefek yatırımlar var. Orada yatırım hesabıma giriyor. Hisse senedi menüsünden ’para çek’ diye bir menü var. Banka tüm kullanıcılarına sunuyor. Buraya miktar yazıyor ve onaylanıp mevduat hesabıma geçiyor. Miktarlar yazıyor ve mevduat hesabına geçiyor. ’Acaba benim param mı, yoksa bankada bir sıkıntı mı var’ diyerek kendi hesabından, kız arkadaşının hesabından deniyor ve 4-5 banka hesabından bu işlemi yapıyor. İşlem sadece benim banka hesabımdan olduğunu görünce parayı kendine aktarıyor, kullanıyor. Benden direkt ona gitmesi bu olayı onun yaptığını doğruluyor. Mahkemeden ’O gün o saatlerde çalıştığıma dair raporları ve kamera kayıtlarını’ talep ettim. Beni yargılayan hakim direkt ’gerek yok’ dedi. Beni olayın içine dahil etti” diye konuştu.
“Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar”
Hesabına geçen milyarlarca lirayla ilgili konuşan Gezek, “O dönem hesabıma 16 milyar TL’lik bir para geçişi oldu. Bu geçiş sadece benim hesabımda oldu. Daha sonra haberler olunca Kocaeli’de bir kişinin de bu şekilde yaptığı ortaya çıktı. Milyonlarca kişinin kullandığı bankada sadece 2 kişiye denk gelmiş. Sadece hisse senedi menüsü var ve oraya miktar yazılınca onaylanıyor. Karşı tarafın avukatları mahkemede benim yazılıma müdahale ettiğime dair savunmalar yaptı. Gerekçeli kararda ise o an oluşan teknik bir aksaklıktan bahsediyorlar. Dediğim gibi iş yerimde o saatlerde çalıştığıma dair raporları talep ettiğimde hakim bey buna gerek duymadı. Bu olay yüzünden hayatımda ilk defa cezaevi gördüm. Çalışma hayatım bitti, ekonomik sıkıntılar geçirdim. 16 milyar hesaba geçtiğini duyduğumda böyle bir paranın olacağını kimse düşünmez. Ağabeyim ilk gösterdiğinde kendi hesabından yaptığını düşündüm. Benim hesabımdan yaptığını düşünmedim. Haberlerde atılan 2 günlük milyarder heyecanı gibi bir şey yok. Heyecan değil, tedirginlik duydum. Aklı başında bir insan böyle bir parayı kullanacağı zaman başına bir şey geleceğini anlar. Bu hikayede yanan ben oldum. Kasti olarak kullandırma yok. Ağabeyim o an birçok banka hesabıma giriyor. Olayın yaşandığı banka nezdinde böyle bir olay yaşanmasa ağabeyim girecek para olmadığı görünce çıkacak. Benim hayatımda da 5 yıl boyunca böyle zorluklar olmayacaktı. Bu hikayede yanan ben oldum. Böyle bir şeyin başına geleceğini kimse tahmin edemezdi” şeklinde konuştu.
“Yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyorlar”
Bankanın süreç boyunca farklı iddialar ortaya attığını öne süren Gezek, “Günümüzde yapılan kiralanan bir hesap gibi de değil. Öyle olsa kabulüm olacak ama değil. Ağabeyimin bir hatası var. Kaynağını bilmediği bir parayı kendince kullanmak oldu. O da miktarı azken kullanmaya başladığını söylüyor. Miktar azken kullanmaya başlıyor ve devamını getiriyor. Mahkemede hakim bey bu olayın sorumlusu olarak beni tuttu. Ben suçsuzluğumu ispat etmeye çalışırken buna gerek duymadı. Bu paranın kaynağı ne? Önemli olan kısım da bu. ’Yatırım havuzumuza girdiler, aldılar ve çıktılar’ diyorlar. ’Hiçbir şekilde bankamızın onayı yoktur’ diyorlar ama yatırım havuzuna girmek bu kadar kolay olmamalı. Yazılımla müdahale zaten yok. IPhone 7 gibi bir telefon kullanılarak bu işlem yapılıyor. Evimizde ne kadar teknolojik alet varsa incelendi. Buna dair bir şey yok. Karşı taraf 6-7 mahkeme boyunca bizim yazılımla müdahalede bulunduğumuzu söylüyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Banka hep bir delil kaçırma derdine düştü. Banka gerekçe olarak bu durumun teknik bir aksaklıktan dolayı olduğunu söylüyor. Milyonlarca kullanıcısı olan bir bankanın böyle 4-5 günlük bir aksaklıkta bu olayın bizim başımıza gelmesi onların şansı mı, yoksa bizim şanssızlığımız mı, bilemiyorum” ifadelerini kullandı.
“5 yıl boyuncu suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım”
Recep Gezek, konuyla ilgili ayrıca şunları söyledi:
“Mahkeme sürecinden önce tutukluluk süreci geçirdim. Adli kontrol süreci geçirdim. Bu olayın peşine ağabeyim zorluklar yaşadı. Bu olaydan sonra ağabeyimle aram açıldı. Arkadaşlarımda kalmak zorunda kaldım. Türkiye’deki tüm bankalara erişimim yasaklandı. Günümüzde herhangi bir kurum bir bankayla maaş anlaşması olduğu için bu yüzden çalışma hayatımı bitirdiler. Bir mesleğim vardı ve o mesleğim üzerinde geçimimi sağladım. Hesap sahibi benim olmam ve ağabeyimin bu hesabı kullanması aslında bütün olay bu. Karar açıklandı. 5 yıl gibi bir ceza aldık. Şimdi üst mahkemeye hazırlanıyoruz. Geçmişte bu olaydan dolayı polisler bizi yakalamadı. Evet, ağabeyim silahla yakalandı ve karakola götürüldü. Ben de oraya gittiğimde ağabeyimle bu olayı söyledik. O dönem bankayla da bu durumu konuşmuştuk. Banka bizden şikayetçi olacağını söylemişti. O dönem banka beni aradı ve ’Efendim, bir yanlışlık oldu, bu para nereden geldi’ diyerek bana sordu. Bunu siz bilemiyorsanız biz nasıl bilelim? 5 yıl boyunca suçsuzluğumu ispatlamaya çalıştım. Benim bulunduğum yer belli. Paranın çekim saatleri belli, aktarıldığı yer belli. Mahkeme bunları bulmak yerine, mahkeme sürekli ileri tarihe atıldı. Bizim istediklerimiz de olmadı. Sonunda bu cezayı aldım. Paranın çoğu hesaplar da blokeliydi. Bunları kolaylıkla alabilirlerdi. Mahkemede 1,5 milyon TL gibi bir borç olduğunu söylüyorlar ama paranın hükmü henüz verilmedi.”

