blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Aralık, 2024 12:37 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Samsun’da akarsu kirliliğine karşı savaş açıldı

Samsun’da hayata geçirilen projeler ile akarsuların taşma riski denetim altına alınırken, etraf kirliliği oluşturmaması için de çeşitli projeler hayata geçiriliyor.
Samsun’da Etraf Projeleri çerçevesinde Vilayet Mahalli Etraf Kurulu’nda alınan 2025 yılı ‘çevre’ temalı kararlar doğrultusunda ilgili kurumların ana yürütücülüğünde ve paydaşlığında çeşitli projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Bu kapsamda DSİ 7. Bölge Müdürlüğü’nce hayata geçirilen Mert Irmağı Akarsu Kirliliği Tedbire Projesi çerçevesinde ani yağışlardan ötürü sürüklenen rüsubat, katı atık, ağaç, çöp üzere yabancı unsurların bir noktada tutularak temizliğinin yapılması ve gelen suyun mansapta taşkına sebebiyet vermemesi için tutularak ötelenmesi hedefiyle Mert Irmağı yan kolunda Yılanlıdere Sel Kapanı yapıldı. 2024 yılında Mert Irmağı ve yan kollarında makineli çalışmalar çerçevesinde yatak paklığı yapılmış olup, gereksinim olması durumunda 2025 yılında da bu çalışmalara devam edileceği belirtildi.
Ayrıca projeyle bütünlük oluşturacak formda Mert Irmağı Islah Projesi çalışmaları devam ederken, Mert Irmağı Üst Havza Tersip Bentleri (Karataş, Gölalan) projelendirildi. SASKİ Genel Müdürlüğü tarafından 2020 yılında işletmeye alınan Kavak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi de Kavak ilçesinin merkez mahallelerinde oluşan evsel nitelikli atık suları arıtıyor. Projenin paydaş kurumlarından Vilayet Tarım ve Orman Müdürlüğünce alıcı ortam su kirliliği izleme çalışmaları kapsamında, Mert Irmağı’ndan yılda iki devir olmak üzere alıcı ortam su numuneleri alınarak ırmaktaki evsel ve endüstriyel kirlilik yükü, ayrıyeten nitrat aksiyon planı kapsamında yılda 4 adet numune alınarak ziraî kirlilik yükü takip ediliyor. Havza içerisinde bulunan mevcut tesislerin ve yapılması planlanan tesis ve yapılardan kaynaklı evsel ve endüstriyel atıkların su kaynaklarına verilmemesi için mevcut tesislerin kontrol süreçleri ile yeni yapı taleplerine görüş verilirken gerekli tedbirlerinin alınıp alınmadığı yapılan kontroller ile denetim ediliyor. Kelam konusu havzada mevcut ekili ve dikili tarım yerlerinde yapılan ilaçlama ve gübreleme faaliyetleri de Vilayet Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün ilgili üniteleri tarafından takip ediliyor.
Valilikten mevzu hakkında yapılan bilgilendirmede, “DSİ 7. Bölge Müdürlüğü ve paydaş kurumlarca yapılan ve yapılacak çalışmalar ile ağır yerleşimin bulunduğu Mert Irmağı havzasında akarsu kirliliği azaltılarak halk sıhhati açısından daha yaşanabilir bir hale getirilecektir. Ayrıyeten, öbür derelerde yapılan/yapılacak yatak paklığı, ıslah çalışmaları ve tersip bentleri ile bu derelerdeki rüsubat, katı atık, ağaç, çöp üzere yabancı hususların derelerden temizlenmesi sağlanarak kirlenmesi önlenmektedir” tabirleri yer aldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.