Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
16 Aralık, 2021 08:09 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’nun UNESCO’ya girişinin  27. Yıl

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Safranbolu’nun Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) Dünya Miras Listesi’ne girişinin 27. yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımladı. Başkan Köse mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bu sene, ilçemizin UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınışının 27. yılını kutluyoruz. 1976’da Belediye Başkanı Sayın Kızıltan Ulukavak, Prof. Dr. Doğan Kuban, Yavuz İnce ve Baran İdil beylerin yoğun çabasıyla Safranbolu’nun kent ölçeğinde korunması kararının alınmasıyla, kentimiz ününü sınırları dışına taşırmıştır. Bu ün, yıllar sonra 1994’te; Belediye Başkanı Sayın Mustafa Eren’in, Belediye Meclis Üyelerinin ve Prof. Dr. Ali Engin Oba’nın girişimleriyle UNESCO’nun Dünya Miras Listesi’ne alınmamıza vesile olmuştur.

UNESCO’nun birçok kriteri var. Bu listeye girmek elbette ki kolay değil. Tabi bir de listede kalabilmek mesele. Ve ayrıca bizim hizmet anlayışımızda, elimizdekini korumak yeterli değil. Mevcudu daha da geliştirmemiz gerekiyor.

Safranbolu’yu Safranbolu yapan ve turizme açan, evlerinin mimari özellikleri. Bugün bizim hedefimiz, bir turizm kenti olan Safranbolu’muzun bu alandaki kalitesini yükseltmek. Bunun için de ‘kültür turizmi’ni ön plâna çıkarmaya uğraşıyoruz. Amacımız; daha çok turistin değil, daha nitelikli turistin geldiği bir kent olmak.

Turistin yoğunlukla vakit geçirdiği Tarihi Çarşı bölümünün daha estetik ve gezilebilir olması için 23 tescilli yapıda cephe restorasyonu ve otopark projelerini başlattık. Musalla Mahallesi’ne yaptığımız otopark sayesinde, Tarihi Çarşı’da dolaşan vatandaşlarımızın ara sokaklara araçla girme gereksinimi ortadan kalkacak. Ve ayrıca, Trafik Komisyonu Tarihi Çarşı’ya araç girmesinin yasaklanması için harekete geçti.

‘Korumanın Başkenti’ ünvanını taşımanın bizlere verdiği sorumluluk bilinciyle, kentimizi korumanın yanında daha fazla nasıl geliştirebilirizin derdindeyiz. Kıranköy bölgesindeki ana arterlerde cephe düzenlemesi çalışmamız da, bu alandaki hamlelerimizden biri. Onun faaliyetlerine de önümüzdeki günlerde başlayacağız.

Bize düşenin en iyisini yapma gayesiyle hizmete devam ediyoruz. Safranbolu’nun tarihi dokusunu bozmadan içinde yaşamayı bilenlere, kent ölçeğinde korunmasını sağlayanlara ve bunların sayesinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmasına ön ayak olanlara sonsuz teşekkürler…”

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin