Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
12 Haziran, 2017 14:05 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’daki  “İmar” Ulusal Medyada

 

“Safranbolu’da Cinci Hoca Dirildi”

Safranbolu’da bir türlü gündemden düşmeyen imar uygulamaları şimdi de Sözcü gazetesinde yer aldı. Gazetenin usta yazarlarından Necati Doğru  “Cinci Hoca Dirildi” başlıklı yazısında yaşananları kendine has üslubuyla anlattı. Doğru’nun yazdığı yazının Safranbolu ile ilgili bölümü şöyle:

“SAFRANBOLU’DA CİNCİ HOCA DİRİLDİ

Bak.. Bak.. Bak…

Sayın Cumhurbaşkanım bak!

Belediyeleri arkalarına almışlar.

Şehir planlarını delmişler.

Tower… Tower… Tower…

Yer gök olmuş cam To-wer!

Yık… Yık… Yık…

Benim bakanım Towerları yık!

Gecekonduların bir şahsiyeti vardı, bunların yaptığının hiçbir haysiyeti yok.

İzin isteme, durma yık!

Bak… Bak… Bak…

Sayın Cumhurbaşkanım bak!

Parsel bazlı imar vermişler.

Tarihi silüeti  pislemişler.

Yık… Yık… Yık…

Benim Bakanım yık…

Bak… Bak… Bak…

Sayın Cumhurbaşkanım bak!

En büyük kötülükler, hırsızlıklar imardan gelir olmuş. Kot oyununu ile imar rantını çıldırtma yolunu da bulmuşlar. 3 kat izni olan parsele 6 kat oturtmuşlar.

Yık… Yık… Yık…

Cam, plaza leşi dinleme.

Beton, plaza leşi tanıma.

Benim bakanım durma yık.

Bu karşılıklı konuşmalar birebir olmasa da içeriği ve vermek istedikleri mesaj açısından hiç eksiksiz Cumhurbaşkanı  Erdoğan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki arasında geçiyor. Bakan Ankaralı gazetecilerle görüşüyor, gazete manşetleri üzerinden Cumhurbaşkanı’na seslenip, belediyelerdeki imar rantı yolsuzluklarına parmak uzatıyor, Cumhurbaşkanı da, iftar öncesi toplantılarda, bakanın parmak bastığı çürümeye hak veren konuşmalar yapıyor.

Karşılıklı.

Bak… Bak… Bak…

Yık… Yık… Yık…

Tam bu sırada!

Safranbolu’da Cinci Hoca dirildi.

İmar rantını çoğaltmak için iki ana yolun kesiştiği noktada yolun kodunun kazılarak indirildiğini ve iktidara yakın hatırlı bina sahibine kot sıfırlamayla ilave katlar kazandırıldığını gördü.

Allah’ım!

“Cinleri yöneterek Osmanlı tarihine yön vermiş bu parlak zekamla ve Sultan Deli İbrahim’i bile iyileştirmiş(!) bu keskin okuyup üflememle ‘yolun kodunu binaya sıfırlamayı’  ben bile başaramazdım dedi.

Safranbolu yaklaşık 800 yıllık tarihi olan yerleşim. Köprülü Mehmet Paşa Camii, Sadrazam İzzet Paşa Camii, Cinci Hoca Kervansarayı, Cinci Hoca Hamamı, Safranbolu Evleri ile Dünya Miras Listesi’ne de alınmış…

Sadri Artunç Caddesi ile Şehit Atilla Bodur Caddesi’nin kesişip birleştiği noktayı Safranbolu Belediyesi’nin 1 hafriyat ekskavatörü, 1 greyderi, 1 traktör kepçesi, 10 gündür kazdılar, kazdılar, çıkan binlerce ton toprağı belediyenin 5 kamyonu ile alıp döküm sahasına taşıdılar, 2 caddenin kesiştiği noktadaki yol seviyesini 1.5 metre indirdiler.

Yol yüksek kodlu dümdüz geliyor, geliyor bu noktada aniden 1.5 metre çukurlaşıyor… Böylelikle iktidara yakın hatırlı kişinin binasının bodrum katı yol seviyesine getirilmiş oluyor.

Yol binaya uyduruldu, bina imar planından geçiş aldı. Ruhsatlı kot ile yasal mevzuat uyumlandı, sıkıntı yok… 7 katlı bina henüz bitmeden “yapı kullanma izni” de verildi ve bina sahibi yüksek kira ödeyen kiracıları da buldu.

Safranbolu’da çocuğa sorsan bilir, binanın sahibinin adı Ahmet Şahin’dir. İktidar partisi AKP’nin kurucularından milletvekili Mehmet Ali Şahin’in yeğenidir. İki dönem AKP milletvekilliği yaptıktan sonra şu anda Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki’nin yardımcısı olan Mehmet Ceylan da Safranbolulu olduğu için “yol kodunu binaya sıfırlama imar faaliyetinden” illa ki haberlidir. İki dönemdir seçilen Safranbolu Belediye Başkanı Necdet Aksoy da iktidar partisindendir.

Bak… Bak.. Bak…

Safranbolulu Cinci Hoca’nın ruhu dirildi, olanları gördü bana ihtiyaç kalmamış diye düşündü.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin