Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer 3 Mart 1992 tarihinde Kozlu’da meydana gelen grizu faciası sonucunda hayatını kaybeden 263 Maden Şehidi anısına bir bildiri yayımladı.
Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer iletisinde şu tabirlere yer verdi:
“3 Mart 1992 tarihinde emeğin başşehri memleketimizin Türkiye Taşkömürü Kurumu Kozlu Kuruluş Müdürlüğüne ilişkin maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 263 madencimiz şehit düştü. Geçmişten bugüne “Alın Terinin Simgesi” tabiriyle özdeşlemiş madencilerimiz; yüzlerinde karaelmasın isi, ellerinde kazmaları ve başlarında baretleri ile kaç şairlerin, müelliflerin ve sanatkarların yapıtlarında beden bularak başta ülkemizin olmak üzere tüm dünyanın takdirini kazanmıştır.
Edebiyatımızın müstesna kalemlerinden Orhan Veli Kanık’ın şiirinde madencilere ithaf ettiği: ‘Siyah akar Zonguldak’ın deresi, / Yüz karası değil, kömür karası, / Bu türlü kazanılır ekmek parası’ sözleri, bu kentin emeğin başşehri olmasını ve kahraman madencilerin yaşantısını en hoş formda özetlemektedir.
Madencilerin piri Uzun Mehmet ile başlayan kömür kıssası, bir asırdan fazla vakittir vatanının ve milletinin müreffeh geleceği, kentinin kalkınması ve ailesinin yarınları için gece gündüz demeden canla başla çalışan kahraman madenciler ile devam etmektedir.
İşte bu kahraman madencilerimizden 263’ü, vatanı ve milleti için çalıştığı 3 Mart 1992 gününün akşamında zincirleme grizu patlamaları sonucu meydana gelen felakette şehit oldu. Zonguldak kömür madenciliğinin 150 yıllık tarihinin en büyük felaketi olan o kara gecenin acısını 33. yıl dönümünde birinci günkü üzere yaşıyor ve bu acıyı yüreğimizde hâlâ birebir korla paylaşıyoruz.
Bu his ve fikirlerle Kozlu Kurum Müdürlüğünde meydana gelen grizu faciasının yıl dönümünde, hayatını kaybeden tüm Maden Şehitlerimizi rahmet ve minnetle yâd ediyor, kadim kentimizin ve aziz ülkemizin bir daha bu türlü acılar yaşamamasını Cenabıallah’tan niyaz ediyorum.”


Rektör Özölçer’den 3 Mart 1992 Kozlu Grizu Faciası’nın yıl dönümünde anma mesajı
Asıl Mesele Hukuk Değil, Gündem Olmak..!
Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya dün iki yıllık görev sürecini değerlendirdiği bir toplantı yaptı.
Yapılan hizmetleri anlattı, devam eden projeleri paylaştı, eksikleri de saklamadan konuştu.
Açıkçası toplantının özünde belediyenin iki yıllık performansı vardı.
Başkan Çetinkaya, göreve geldikleri ilk günden bu güne kadar olan süreçte mesai mefhumu gözetmeden canla başla çalıştıklarını ve iki yıllık süreç zarfında da söz verdikleri projelerin yüzde 80’i aşan bölümünün çoğunun tamamlandığı bir bölümünün de projelerinin hazırlandığını söyledi.
Ama her zamanki gibi bazıları konunun tamamını değil, işine gelen bir cümleyi alıp başka yerlere çekmeyi tercih etti.
Başkan Çetinkaya’nın söylediği şu söz sosyal medyanın da konusu oldu
“Devletin malına zarar veren oğlum da olsa babamın oğlu da olsa yamulturum.”
Şimdi bakıyorsun…
Bir kesim hemen hukuk profesörü kesilmiş.
“Yok efendim, hukuk devletinde kimse kimseyi yamultamazmış…”
İnsan evladını ya da kardeşini yamultur mu; kızgınlığın ve sinirlenmişliğin bir ifadesi olarak kullanılır ve halk dilinde de bu vardır.
Ne güzel bir dünya..!
İki saatlik toplantının ardından o kadar çok konuşulacak konu varken, sen tut tek bir cümleye saplan kal…
Bu memlekette bugüne kadar neler söylendi, neler yapıldı?
O zaman neredeydiniz?
Bu şehir, ağza alınmayacak sözleri de duydu…
Hakaretleri de gördü…
Tehditleri de…
Bu şehir, kendi memleketini geneleve benzetenleri de gördü.
İnsanla hayvanı aynı kareye koyup sözde sanat yapanları da…
Menfaati için herkese saldıranları da…
O günlerde hukuk aklınıza gelmiyor muydu?
O günlerde adalet yok muydu?
Şimdi bir belediye başkanının kullandığı halk dili üzerinden bir anda hukuk nutukları atılmaya başlandı.
Burada mesele hukuk falan değil.
Mesele gündem olmak.
Çünkü artık herkes kolay yoldan tanınmanın derdine düşmüş durumda.
Okumuşu ayrı telden.
Okumamışı ayrı telden konuşur olmuş…
Ama işin özünde aynı hesap var; görünür olmak.
Eksik varsa eleştirilmeli, yanlış yapılan bir şey varsa da söylenmeli…
Ama sürekli kelime avcılığı yapıp, her açıklamadan kriz çıkarmaya çalışmak da başka bir hastalık haline geldi.
Velhasıl…
Bu şehir çok şey gördü.
Samimiyetsiz duruşları da gördü, işine göre taraf değiştirenleri de…
Vesselam…


