Reklam
Reklam
prof dr temel gokturk artvindeki karacalarin sehre inmelerinin nedeni ormanlik alandaki ve yukseklerdeki kar B4cFkEA7
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
13 Mart, 2025 12:30 tarihinde yayınlandı
0

Prof. Dr. Temel Göktürk: “Artvin’deki karacaların şehre inmelerinin nedeni ormanlık alandaki ve yükseklerdeki kar”

Artvin Çoruh Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, son günlerde karacaların kente inme hadiselerinde artış yaşanması ile ilgili olarak bu yılki ağır kar yağışının, karacaların besin bulma maksadıyla daha alçak bölgelere inmelerine yol açtığını söyledi.

Artvin Çoruh Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Temel Göktürk, son günlerde sıkça rastlanan karacaların kente inme hadiselerinin nedenleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Karacaların kıyıya kadar hatta denize kadar indiğini hatırlatan Göktürk “Artvin, bilhassa biyolojik çeşitlilik konusunda epey güçlü bir pozisyonda yer almaktadır. Türkiye’de yaklaşık 160 çeşide yakın göğüslü hayvan çeşitliliğinin 60’a yakını Artvin’de bulunmaktadır. Bunlar içinde en fazla dikkat çeken kümeler ortasında yaban keçileri, karacalar, ayılar ve son devirde panter yer almaktadır. Artvin’deki biyolojik çeşitliliğin kaynağı ise bitki çeşitliliğidir. Bitki çeşitliliğiyle bir arada gelen bu hayvan çeşitliliği, Artvin’e büyük bir zenginlik katmaktadır. Artvin’de bu kadar fazla hayvan çeşitliliğinin olması, yer yer beşerler ile yaban hayvanlarının müsabakasına neden olmaktadır. Son günlerde, Artvin’in muhakkak bölgelerinde çeşitli göğüslü hayvanların beşerlerle sıkça karşılaştığı gözlemlenmektedir. Bunun ana faktörlerinden bir tanesi, mevsimsel olarak Artvin’e son yıllarda epey fazla kar yağışının düşmesidir. Artvin’deki ağır kar yağışı, yaban hayvanlarının besin bulmalarını zorlaştırmış ve yüksek bölgelerde yaşayan hayvanlar, besin bulmak emeliyle daha alçak bölgelere inmeye başlamıştır. Tıpkı vakitte, tabiat düşmanlarından kaçarak hayvanlar aşağı bölgelere inmektedirler. Bunlardan bir tanesi de karacadır. Bilhassa son günlerde karacaların ağır bir formda kıyı kısımlarında görülmesinin ana sebebi, yüksek kısımlarda düşen kar yağışı nedeniyle karacaların kendini inançta hissetmemesi ve besine ulaşmak açısından daha körpe yapraklar ve çimlerin çıktığı alçak bölgelere inmesidir. İnsanların bulunduğu bölgelere geldiğinde ise, gerek araç seslerinden, gerekse bölgedeki insanlardan ve orada bulunan sokak hayvanlarından korkarak karacalar ürker ve kaçarak ziyan görürler. Bu da dere yataklarına düşmelerine, denize gerçek yönelmelerine ya da ilçe merkezlerine kadar inmelerine neden olmaktadır. Tüm bunlar, doğal olaylardır” dedi.

Önümüzdeki bir iki ayın karacaların yavrulama dönemi olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Temel Göktürk “Özellikle çaylık alanlarda sıkça karacalarla müsabakamız mümkündür. Bilhassa çift yavru yapacakları bu devirde, karaca yavrularıyla birlikte çaylık alanlarda görülebilirler. Bu süreçte dikkatli olunması ve onlara ziyan verilmemesi kıymetlidir. Artvin’de yaban hayvanlarının görülmesi durumunda, yöre halkı epeyce hassastır. Son vakitlerde karşılaşılan olaylarda, kesinlikle Artvin İl Milli Parklar Müdürlüğü aranmakta ve yaban hayvanları inançlı bir halde tabiata teslim edilmektedir. Unutulmamalıdır ki, tabiatın bize muhtaçlığı yok fakat bizim yaşamamız için tabiata gereksinimimiz var. Hepimizin tabiata sahip çıkması ve bedelini bilmesi gerekir” tabirlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin