Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Aralık, 2023 14:22 tarihinde yayınlandı
0

Plansız Yapılan İmar Düzenlemeleri Ağaçları Yok Ediyor

Safranbolu’daki yapılaşma yeşil alanları giderek daraltıyor. 2010 yılı imar planının yapıldığı dönemden günümüze Esentepe, Cemal Caymaz, Bağlarbaşı, Harmanlar, Emek, Barış Mahallelerinde yapılaşmalar hız kazandı. Kent kuzeyde orman sınırına, güneyde Kastamonu yoluna, doğuda Bartın yoluna, batıda ise Bulak Kanyonu sınırına ulaştı. Özellikle yeşil alanın yavaş yavaş yok olmaya başladığı orman sınırındaki ağaçlar, Esentepe mevkiinde yeni binalar için kesildi ve kesilmeye devam ediliyor.

Bu mevkilere doğal park alanları oluşturulmuyor, yapılaşmaya açılan alanlarda ise plansız imar düzenlemeleri sebebiyle önce ağaçlar yok ediliyor.

Safranbolu’da imar projelerinin şehir yapılaşmasından sonra yapılması birçok vatandaşı mağdur etti. Bu mağduriyetlerini mahkemeye taşıyan vatandaşlar, arazi sınırlarını belirlemek için mücadele verdi. Belediye ise arsa sahiplerini komşu ada veya parsel sahipleriyle anlaşma yoluna gidilmesini istedi. Ancak yeni yapılan inşaatlar yapılırken, eski tapulu yapılar içerisinde bulunan ağaçlara zarar verebileceği, hiç hesaba katılmadı. Bu alanda ağaç kesimi yapılması oldukça sık karşılaşılan bir durum haline geldi. İmar düzenlemeleri yerinde kontroller yapılarak mı çiziliyor? Mevcut ağaçların türü ne olursa olsun, kesilmesi neden engellenemiyor? Bu gibi sorulara vatandaşlar yanıt arıyor.

Esentepe’de “Mecburen ağaçları kesiyoruz” diyen müteahhitler, mimarların çizimlerinin onay sürecinin uzunluğundan dert yanıyor. Mimarlar ise yapamadıkları düzenlemelere tutamayacakları sözler vererek, vatandaşları oyalamak zorunda kalıyor. Karşılıklı bir kandırılma sürecine ise sistem izin veriyor. Yazılı anlaşma olmayınca da olan vatandaşa oluyor. Çünkü söz uçuyor, yazı kalıyor. Bu nedenle nesillerin hanı ağaçlar, tutulmayan sözlerin verilmesi sonucu kesiliyor.

Bir düzenleme sahasında tespit edilen düzenleme ortaklık payı miktarının bu saha içindeki kadastro ve imar parsellerinin toplam yüzölçümü miktarına oranıdır. Düzenleme alanı belirlenirken, bu düzenleme ile yerleşime açılacak alanın, imar planında gösterilen yol, meydan, otopark ve yeşil alan gibi genel hizmet alanları ihtiyacı için gerekli olan düzenleme ortaklık payının, düzenlemeye giren parsellerden dengeli olarak ve hakkaniyete uygun bir şekilde alınmasına dikkat edilmesi lazımdır.” Buna göre, imar kanunu madde 18’de mevcut yeşil alan önce yerleşime açılıyor, içerisinde ağaç, duvar, eski yapı ne varsa temizleniyor, sonrada yapılan bina çevresine yüzölçümü miktarına göre yeşil alan, otopark vesaire düzenlemeler kazandırılması bekleniyor.

Safranbolu’da imara açılan Barış Mahallesi Göztepe mevkide şimdi Esentepe mevki gibi sorunları sondan başa doğru çözmeye çalışan sisteme karşı, arsaları kırpılmış onlarca vatandaşın tepkilerine sebep oluyor. Peki, burada hakkaniyete uygun bir şekil nasıl alınacak merak ediliyor?

Kısacası olan yine gelecek nesillere; ağaçlara ve canlılara oluyor. (Kaynak: Bölgenin Sesi Gazetesi)

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin