Karabük Postası tarafından
18 Şubat, 2022 08:39 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

 Pes etmedi, milli takıma girmeye hak kazandı

Karabük’te 7 yaşında başladığı karatede azimle çalışarak 11 yılın ardından milli takıma seçilen Emin Hızarcıoğlu (17), Rusya’da gerçekleştirilecek olan Open Junior Cup’ta Türkiye’yi temsil edecek. İlkokul birinci sınıfta arkadaşının yaptığı hareketlerden heveslenerek karateye başlayan Emin Hızarcıoğlu (17) 11 yıldır bu sporla ilgileniyor. Antrenör Ramazan Sevinç ile tanıştıktan sonra azimle çalışmalarını sürdüren Hızarcıoğlu, 2021 yılında gerçekleştirilen Türkiye Şampiyonasında birinci olduktan sonra da çağırıldığı milli takım elemelerinde rakiplerini geçerek ilk kez milli sporcu olmaya hak kazandı. 2022 yılı Ocak ayında da gerçekleştirilen Türkiye Şampiyonu olan genç sporcu, yaşıtlarına göre başarılı bir performans gösterirken 17-20 Şubat tarihleri arasında Rusya’da düzenlenen 18 yaş altı Open Junior Cup’ta Türkiye’yi temsil edecek. MADALYA İLE DÖNMEYİ HEDEFLİYOR İHA muhabirine konuşan Milli Karateci Emin Hızarcıoğlu, spora merak ve hevesle başladığını belirterek, "Sonra Ramazan Hoca ile tanıştık. 11 yıldır beraberiz. 2019 yılında Türkiye üçüncülüğüm oldu. Milli takım seçmelerine girdim. Parmağımdaki rahatsızlığımdan dolayı seçmelere giremedim, bıraktım. Sonra 2021 yılında tekrardan Türkiye Şampiyonası oldu. Şampiyonada birinci oldum ve yapılan milli takım seçmelerinde de rakiplerimi tek tek eleyerek milli takıma girdim. Milli takıma seçildikten sonra üç haftalık bir kamp yaptık. Ardından Polonya’ya Avrupa Şampiyonasına gittim. İlk maçımı aldım ama ikinci maçımı talihsiz bir şekilde kaybettim" şeklinde konuştu. Rusya’da düzenlenen ‘Open Junior Cup’ için yola çıkan Hızarcıoğlu, “İnşallah başarılı bir şekilde dönmeyi düşünüyorum. Şampiyon olup, İstiklal Marşımızı söylettirip, Türk Bayrağını dalgalandırmak istiyorum” açıklamasını yaptı. ANTRENÖR RAMAZAN SEVİNÇ: "BU YIL KENDİSİNDEN MADALYA BEKLİYORUZ" 31 yıldır antrenörlük yapan Ramazan Sevinç, Karabük ve Safranbolu’da çok sayıda Türkiye Şampiyonu ve milli sporcu yetiştirdiğini ifade ederek şunları söyledi: "En sonunda 2021-2022 yıllarında Emin Hızarcıoğlu arkadaşımız kilosunda Türkiye Şampiyonu oldu üst üste. 2021 yılında ilk defa milli takıma girerek Polonya’da yapılan Avrupa Şampiyonasındaki derece maçında talihsiz bir şekilde yenildi. İnşallah bu sene kendisinden madalya bekliyoruz." Sevinç, Hızarcıoğlu’nun milli takıma girebilmek için 11 yıldır mücadele ettiğini ve girdiğini kaydederek bin 700 sporcunun katılacağı ‘Open Junior Cup’ta Türkiye’yi temsil edeceğini ve madalya ile döneceğine inandığını söyledi. Antrenör Sevinç, genç sporcunun fiziksel olarak hem boy avantajı hem de esneklik ve kas yapısı olarak çok uygun olduğunu dile getirdi. (İHA)
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
30 Ocak, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Türkiye’de görülen kuzey ışıkları ilk kez kitaplaştırıldı

Gümüşhane’de Prof. Dr. Nafiz Maden, milattan sonra 333 yılından günümüze Anadolu tarihinde yazılı belgelere yansıyan kuzey ışıklarını 10 yıllık çalışmayla kayıt altına aldı.
Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, Anadolu’da görülen kuzey ışıklarını konu alan ‘Anadolu’da Kuzey Işıklarının Dansı’ kitabını yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından tamamladı. 2016 yılından bu yana yürütülen araştırmalar kapsamında, milattan sonra 333 yılına kadar uzanan kuzey ışıkları gözlemlerine ilişkin tamamen Türkiye’ye özgü ilk kapsamlı veri tabanı oluşturuldu.
Prof. Dr. Maden, Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçilerin bu doğa olayını kroniklerinde kayıt altına aldığını belirterek İstanbul başta olmak üzere Urfa ve Adana gibi şehirlerde ilk ve orta çağ dönemlerinde, Gümüşhane’de ise özellikle Cumhuriyet döneminde kuzey ışıklarının gözlemlendiğine dair gazete haberleri ve resmi kayıtların bulunduğunu ifade etti.

"Kayıtlar milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor"
Kitabın tarihsel boyutuna değinen Prof. Dr. Maden, "Türkiye’de kuzey ışıklarının ilk kaydedildiği dönem milattan sonra 333 yılına kadar uzanıyor. Doğu Romalı ve Bizanslı tarihçiler bu olayları kendi kroniklerinde kayıt altına almışlar. Biz de bu kaynaklara ulaşarak İstanbul başta olmak üzere Urfa, Adana gibi şehirlerde ilk çağ ve orta çağ dönemlerinde fecr-i şimali olaylarının gözlemlendiğini görüyoruz. Bu gözlemler çoğunlukla kıyamet, savaş ve büyük felaketlerle ilişkilendirilmiş. Demek ki o dönemlerde kuzey ışıkları, insanların kıyamet inancını tetikleyen bir unsur olarak görülmüş. Fatih Sultan Mehmet’in hayatını anlatan Bizanslı tarihçi Kritovulos’un eserinde de bu konuya dair önemli anekdotlar yer alıyor. Kritovulos, Fatih’in doğumu ve tahta çıkışı sırasında fecr-i şimali olayının görüldüğünü kaydediyor. Ayrıca 1453 yılında İstanbul’un fethinden önce de bu olayın görüldüğüne dair anlatımlar bulunuyor" dedi.

"Kuzey ışıklarını gören askerler yangından şüphelenmiş"
Cumhuriyet dönemine ait önemli verilerin Kandilli Rasathanesi arşivlerinde yer aldığını aktaran Prof. Dr. Maden, "Cumhuriyet dönemine geldiğimizde Kandilli Rasathanesi’nin önemli kayıtlarıyla karşılaşıyoruz. 26 Ocak 1938 tarihinde Avrupa’da geniş çaplı bir fecr-i şimali olayı görülüyor. O dönemde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olan Kandilli Rasathanesi’nin müdürü Fatin Gökmen, bunun olağanüstü bir doğa olayı olduğunu ve Türkiye’de görülmesinin mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak aynı tarihte Kelkit’te bu olayın halk tarafından izlendiğine dair bir haber, 4 Şubat’ta Erzurum merkezli Doğu Gazetesi’nde yayımlanıyor.1940 yılında ise bu olay Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde görülüyor. Kandilli Rasathanesi, Milli Eğitim müdürlüklerine yazı göndererek illerinde böyle bir gözlem olup olmadığını soruyor. Elimizde Şebinkarahisar Kaymakamlığı ile Gümüşhane, Tokat ve Elazığ Milli Eğitim Müdürlüklerine ait resmi yazılar bulunuyor. Özellikle Gümüşhane İl Milli Eğitim Müdürü’nün yazısı dikkat çekici. Yazısında, kuzey kutbunda görülen bu olayın güney kutbunda da görülüp görülmediğini sorguluyor. 1940 yılında Gümüşhane’de görülen fecr-i şimali olayı sadece il merkeziyle sınırlı kalmıyor; Hamsiköy, Torul, Kelkit, Bayburt ve Kale Bucağı gibi birçok noktada da gözlemleniyor. Maçka’da telefon santrallerinin kendiliğinden devre dışı kaldığına dair bilgiler dahi mevcut. Tüm bunlar, 1940 yılındaki olayın oldukça şiddetli bir güneş fırtınasından kaynaklandığını gösteriyor. Zigana Karakolu’nda görevli askerler, gökyüzündeki bu kızıllığı görünce ‘acaba bir yangın mı var?’ düşüncesiyle Torul ve Gümüşhane’yi arıyor. Yapılan incelemeler sonucunda bunun bir fecr-i şimali olayı olduğu anlaşılıyor ve halk bu olağanüstü doğa olayını izliyor" diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin