Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

Pandemiyle birlikte dostluk da bitti

Türkiye Yayın: 19.08.2023 12:26
Yazar:
Pandemiyle birlikte dostluk da bitti

Pandemi döneminde evine kapananların arkadaş olması için satın aldıkları cins köpekler, pandeminin bitmesiyle sokaklara terk edildi. Korona döneminde rağbet gören cins köpek üretim tesisleri, pandemi sonrası bir bir kapandı. Kapanan çiftliklerdeki köpekler kaderine bırakıldı. Üretim çiftliklerinin kapanması ile mağduriyet yaşayan hayvanların sayısı giderek artıyor.

Pandemi döneminde insanların eve kapanmasıyla birlikte rağbet gören cins köpek üretim çiftlikleri, normalleşme sürecinde azalan talepler nedeniyle tek tek kapanmaya başladı. Taleplerin azalmasıyla birlikte maliyetleri karşılamayan üretim çiftlikleri kapanırken sermaye olarak gördükleri cins köpekleri ölüme terk etti. Her Eve Bir Pati Derneği’ne (HEPAD) ulaşan ihbarlar üzerine harekete geçen dernek yetkilileri kaderine terk edilen köpeklere sahip çıktı. Çiftlikten gelen havyaları uzman hekimler fiziksel ve psikolojik sağlık kontrolünden geçiren dernek yetkilileri eski sağlığına kavuşan köpekleri sahiplendirerek yuva bulmalarına yardım ediyor.

Pandemide arkadaş olan cins köpekler kaderine terk edildi

“Gelen hayvanların durumu içler acısı”

Üretim çiftliklerinden gelen köpeklerin sağlık durumlarının içler acısı bir halde olduğuna dikkat çeken Her Eve Bir Pati Derneği Başkanı Emre Demir, “Derneğimiz kurulalı 5 yıl oldu. Terk edilmiş dostlarımız katlanarak artıyor. Bizler de onlara yardım etmeye çalışıyoruz. Özellikle pandemi sürecinde yuvalandırma oranlarımızda olumlu yönde artış olmuştu. Fakat pandeminin sona ermesi ile birlikte hem yuvalanan dostların terk edilmeleri akabinde açılan çiftliklerin kapanmasıyla mağduriyet yaşayan hayvanlarımızın sayısı da artmaya başladı. Kirli ticaret amacıyla alıp satan, ama iş bittikten sonra hayvanları çok zor durumda bırakan çiftliklerin olduğunu biliyoruz. Sesimiz, rengimiz farklı olabilir ama duygularımız her zaman aynı. Kaldı ki köpekler duygusal canlılar ve bizler gibi her şeyi hissedebiliyorlar. Gelen hayvanların durumları içler acısı. Tırnaklarının uzun olması, deri problemleri yaşıyor olması her şeyden önce elinizle dokunduğunuzda yüzünü yere eğmesi çok kalp kırıcı şeyler. Bizler Her Eve Bir Pati Derneği olarak elimizden geldiğince yuvalar bulmaya gayret ediyoruz. Ama bunun dipsiz bir kuyu olduğunu da biliyoruz. Her ne kadar yasalarımız olsa da insanlar bu yasalara aykırı davranış sergileyebiliyor. İnsanlara şu mesajı vermeye gayret ediyoruz, ‘Herkes hayvan sevebilir ama herkes hayvan bakamaz’. Hayvan sevmekle bakmak arasında çok büyük bir fark var. Bir hayvan bakacaksanız hayatınızın belki 10-15 yılını vermeye hazır olmalısınız. Bunun maddi ve manevi yükümlülüklerini almanız gerekiyor. Bir dost edinmek istiyorsanız üretim çiftlikleri veya satış yerlerinden almak yerine bağlı bulunduğunuz ilçe barınaklarına ya da oradaki STK’lara başvurun. Yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca dostumuz yuva arıyor. Onlara bu şekilde aile olabilirsiniz” şeklinde konuştu.

Pandemide arkadaş olan cins köpekler kaderine terk edildi

Üretim çiftliklerinde mağdur olan köpekler viral hastalıklardan hayatını kaybediyor

Çiftliklerde terk edilen köpeklerin viral hastalıklar sebebiyle acı çekerek hayatını kaybettiklerini söyleyen Demir, “Geçtiğimiz hafta üretim çiftliğinde 16 tane terk edilmiş dostumuz, özellikle 9 tanesi çok zor durumdaydılar. Kliniklere aldırdık ve çoğu viral hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetti. Yaşadıkları ölüm de çok acı bir ölüm oluyor. Viral hastalık hayvanlara ciddi anlamda acı verici bir hastalık. Bağışıklıkları düşük olduğu için atlatamadılar. Veteriner hekimler elinden geleni yapsa da bazen imkanlar bu doğrultuda oluyor. Bizim gördüğümüz bu haberlerden sonra daha da fazla terk edilmeler oluyor. İnsanlar bize bir şekilde ulaşıyorlar. Bizler kötü şartlarda üretim yapan çiftlikleri devletimize bildiriyoruz. İdari ceza ve yaptırımlar devlet tarafından sağlanıyor. Biz de o dostlarımızı alıp psikolojik ve fiziksel sağlığını kontrol ettikten sonra gerekli yuvalandırma işlemlerini yapıyoruz. İnsanlara tekrar çağrımız hafta sonu buraya gelip burada zaman geçirebilirler, onları tanıyabilirler. En azından bir dost edinmek istiyorlarsa fikir sahibi olabilirler. Lütfen dostlarınızı satın almayın. Bu kirli ticarete ortak olmayın. İnanın sesi rengi ne olursa olsun hissettikleri duygu aynı. Bu üretim tesislerinin olma sebebi sadece üreten insanlar değil bunu talep edip satın alan insanlar da var. Bizim toplumumuz ne kadar bilinçli olursa inanın bu mağduriyetler en aza indirgenecektir” dedi. (İHA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

LAF ÜSTÜNE LAF DEĞİL, TAŞ ÜSTÜNE  TAŞ KOY!

Manşet Yayın: 22.02.2024 11:14
LAF ÜSTÜNE LAF DEĞİL, TAŞ ÜSTÜNE  TAŞ KOY!

Özgüven, İnanç, Kararlılık, Olağan üstü çaba ve Güçlü bir siyasi irade. Savunma sanayiinde başarıya giden yolun formülü bu. Binlerce mühendis, teknisyen, işçi gece gündüz çalışıyor. Bu gençler ülkenin en iyileri.

Devletimiz tüm gücüyle arkalarında. 24 saat vardiya usulü çalışıyorlar.

 

Savunma sanayiinde 20 yılda muazzam bir ivme yakaladık. Yerlilik oranımız durduk yerde % 20 lerden % 80 lere çıkmadı. Bulunduğumuz coğrafya güçlü ve caydırıcı bir orduya sahip olmamızı gerektiriyor. Kolay lokma olsaydık çoktan çökerlerdi tepemize.

2002 yılında sadece 62 savunma projemiz vardı. Bunlarda dışa bağımlı idi. Bugün 700 civarında devam eden projiz var. 2002 yılında savunma projelerine 5.5 milyar dolar ayırabiliyorken, bugün 75 milyar dolar ayırabiliyoruz. 2002 yılında Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) ye ayırdığımız para sadece 49 milyon dolardı. Yok denecek kadar azdı.  Bugün Ar-Ge’ye 1.24 milyar dolar kaynak ayırabiliyoruz. Halihazırda Türkiye’de yaklaşık 83 bin kişi, savunma sanayii alanında çalışıyor. Bir çok savunma sanayii şirketimiz var. İhracat yapıyoruz. Ciddi gelirler elde ediyoruz. Hiç bir başarı tesadüf değildir. Bu günlere kolay gelmedik!

 

21 Şubat 2024 tarihi bir gün.Türkiye’nin milli muharip uçağı Kaan, dün sabah saatlerinde Mürted Hava Meydanı’nda piste çıkarak, ilk kez havalandı. İlk uçuşu, test pilotu Barbaros Demirbaş gerçekleştirdi. Bu uçak için 10 bin kişi çalıştı. Her birini ayrı ayrı kutluyorum. Emeklerine, yüreklerine sağlık.

 

Türkiye, Kaan ile 5’inci nesil muharip uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasında yer alacak. KAAN’ın 4 yıl sonra yüzde yüz yerli olarak TSK envanterine girmesi planlanıyor.

 

Çok rollü bir milli savaş uçağı olan Kaan, her türlü havadan havaya muharebe ve havadan yere muharebenin gereksinimleri için üstün kabiliyetlere sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

 

Kaan, üstün hava hakimiyetini; yeni silahlarla arttırılmış havadan havaya muharebe menzili, yüksek/süpersonik hızda dahili silah yuvalarından hassas ve tam vuruş ile yapay zeka ve nöral ağ desteğiyle arttırılmış muharebe gücü ile sağlayacak.

Siyaset gözlüğü ile bakarak bu başarıyı görmezden gelemeyiz.

“Ama” ile başlayan bir çok negatif cümle kurabilirsiniz.

“Ama motorunu dışarıdan alıyoruz.” gibi…

Birkaç yıla kadar motorunu da biz üreteceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

 

Yanlışı korkmadan eleştirelim.

Yazılarımı takip  edenler bilir. Hükümetin eğitim ve tarım politikasını, ekonomideki kötü gidişatı, emeklilere yapılan haksızlıkları en çok eleştirenlerden biri de benim.

Enerji alanındaki isabetli yatırımları, savunma sanayiinde yapılan güzel işleri nasıl görmezden gelebiliriz?

 

Güzel olanı da taktir etmesini bilelim. Bu ülke hepimizin.

Milli Muharip Uçağımız Kaan  gururumuzdur. Milletimize hayırlı olsun.