Palamutun tezgahlardaki krallığı sürüyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Eylül, 2024 16:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Palamutun tezgahlardaki krallığı sürüyor

Denizlerde balıkçıların ağları palamut ile dolup taşıyor. Tezgahlardaki palamut bolluğu hem vatandaşı hem de balıkçıların yüzünü güldürüyor.

1 Eylül’de saat ’00.00’ı göstermesiyle birlikte tüm Türkiye’de olduğu gibi Rize’de de balıkçılar ‘Vira Bismillah’ diyerek denize açıldı. Balıkçılar av yasağının kalktığı ilk günden bugüne kadar tonlarca palamut yakaladı. Daha önce tezgahlarda fiyatı 200 TL’yi aşan palamut, ilk gün 100 TL’ye inmişti. Gün geçtikçe artan palamut, artan avla birlikte tanesi 50 TL’den tezgahlarda yerini aldı. Rize’de bir balık tezgâhı da vatandaşların daha ucuz bir şekilde palamut yiyebilmesi için 3 tane palamutu 100 TL’den satıyor. Palamutun bolluğu hem vatandaşın hem de balıkçının yüzünü güldürüyor.

“Palamut bu yıl herkesi memnun etti”

Bu yıl palamut hem vatandaşı hem de balıkçıları sevindirdiğini vurgulayan Abdulkadir Ural, “Deniz palamut kaynıyor. Bol bol palamut var. Hatta paket yapıyoruz şehirlerarasına gönderiyoruz. Palamutlar güzel. Şu anda tayfaların dediğine göre palamut denizde bol. 2-3 ay daha böyle gider gibi duruyor. Hava şartlarına göre değişebilir tabi. Bu balık göç balığıdır. Palamut tezgahlarımızda hâkim. Azar azar hamsi, istavrit geliyor. Geçen sene biraz kıtlık vardı. Bu sene umutluyuz. Şu anda palamut ile birlikte yüzümüz güldü. Havalar soğudukça çeşitlerimiz de artar. Denizden azar azar çinakop, sarı kanat, istavrit ve hamsi de geliyor. Fiyatlar gayet makul. 3 tanesi 100 TL’ye de var. 50 TL’ye de var. 700-800 gramlık palamutlarda 60 TL’den satılıyor. Vatandaşlarımız cidden balığa rağbet gösterdi. Vatandaşımızın talebi güzel. Beklentilerimiz şu an çok iyi. Palamut bittikten sonra artık istavrite döner. Çinakop olur. Şu anda gerçekten palamut bolluğu var. Gerçekten tezgahlarımız dolu. Dünyada bir küresel ısınma var. Bu Eylül ayının 1’i değil de 20’sinde av sezonu açılabilir ama tabi ki göç balıkları olduğundan ötürü 1 Eylül’de avlanmak zorundalar. Palamut bir göç balığıdır. Eskiden Eylül aylarında böyle sıcaklık yoktu. Allah’a şükürler olsun palamut bu yıl herkesi memnun etti. Vatandaşı da memnun etti bizi de memnun etti” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay