Öz Anneden Vicdansız Üvey Anneye Tepki - Karabük Haber Postası
Reklam Alanı — Gövde Üst Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
14 Ağustos, 2017 14:16 tarihinde yayınlandı
0
0

Öz Anneden Vicdansız Üvey Anneye Tepki

Karabük’te 3 yaşındaki kız çocuğunu darp ettiği iddia edilen üvey anne çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, çocuğun öz annesi Ayfer Kuzucu olaya tepki göstererek, “Çocuğumu geri istiyorum. Ömür boyu peşindeyim, bırakmam” dedi

Karabük’te 3 yaşındaki kız çocuğunu darp ettiği iddia edilen üvey anne çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Kızına banyo yaptırdığı sırada darp izlerini fark edip polise giden öz anne ise, “Çocuğumu geri istiyorum. Ömür boyu peşindeyim, bırakmam” dedi.
2 yıl önce Fatma A. ile ikinci evliliğini yapan inşaat işçisi 32 yaşındaki Ali A., 3 gün önce eve geldiğinde ilk eşinden olan 3 yaşındaki kızı E.A.’yı göz çevresindeki morluk ve şişlik nedeniyle Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürdü. Küçük kız tedavi altına alınırken, tespit edilen cilt altında yüzeysel yaygın doku lezyonları ve çok sayıda yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğine ilişkin rapor verildi. Doktorların durumu polise bildirmesi üzerine soruşturma başlatıldı. Yapılan araştırmada E.A.’nın öz annesi Ayfer K.’nın geçen 15 Haziran’da polise başvurarak, eski eşi Ali A. ve onun eşi Fatma A.’dan kızına şiddet uyguladıkları iddiasıyla şikayetçi olduğu ancak çiftin adreslerinde bulunamaması nedeniyle ifadelerinin alınamadığı belirlendi. Bunun üzerine Fatma ve Ali A. çifti gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden üvey anne Fatma A., ‘kasten yaralama’ suçlamasıyla tutuklandı. Fatma A. 1 aylık erkek bebeği ile cezaevine konulurken, eşi Ali A. delil yetersizliğinden adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. E.A. adlı küçük kız ise Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ekiplerince koruma altına alınarak Sevgi Evi’ne yerleştirildi.
ANNE AYFER KUZUCU: “KIZIMI İSTİYORUM”
Gökçebey ilçesinde ikamet eden 27 yaşındaki Ayfer Kuzucu ise, kızına yapılanlara günler boyunca ağladığını ifade ederek, “Biz boşandık. Beni tehdit etti. Boşanmazsam kendisinden beni ölümle tehdit etti. Bana ‘Evden ayrılmayacak mısın? Evden cenazen çıkacak’ dedi. Bende can güvenliğimi koruyup korkumdan da kızımın velayetini verdim. Boşandıktan sonra kızım bende bir ay kaldı. Bana eski kocam ‘Kıza bakıcı tuttum’ dedi. Çocuğu almaya geldiğini söyledi. Sonra lafı çevirip evlendiğini söyledi. Ben de beni ilgilendirmediğini söyledim. Çocuğu benden aldıktan sonra üvey anne şiddet uygulamaya başlamış. Hamile olduğunu duydum, şu anda çocuğuyla beraber cezaevindeymiş. Benim çocuğumu da devlet kurumu almış. Geçen 15 Haziran akşamı çocuğu banyo yaptırmıştım. Bir baktım darp olayını gördüm. Sağ tarafında dört tane morluk vardı, sol bacağında bir tane, bir tane sırtında morluklar vardı. Bende bunun üzerine hastaneye gidip darp raporu aldırdıktan sonra babasından ve üvey annesinden şikayetçi oldum. Kızıma ikisinin baktığını söyleyerek, onlardan şüphelendiğimi söyledim. Çocuğu teslim etmemek için velayet davası açtım. Dava şu anda sürüyor. Hakim çocukların ikisini de bana vermiş. Kimin dövdüğünü bilmiyorum ama kim dövdüyse cezasını bulsun. Kızıma sorduğumda üvey annesinin ve babasının dövdüğünü söyledi. Bende nasıl dövdüklerini sordum. Kızım da bana ‘Babam elime terlikle vuruyor, üvey annem de yüzüme tokadıyla vuruyor’ dedi. Ben çocuğumu istiyorum. Kim dövdüyse cezasını çeksin. Çocuğumu almak istiyorum, çocuğumu geri istiyorum. Ömür boyu peşindeyim, bırakmam” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fevzi aydin 2
Fevzi Aydın Avatarı
Fevzi Aydın
28 Nisan, 2026 13:02 tarihinde yayınlandı
0
0

TÜKETİCİYİ KİM KORUYACAK…

DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ

Fevzi Aydın

Ekonomik kriz ve bölgedeki savaş ortamı nedeniyle gerilen Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısı, halk ve tüketiciler aleyhine büyük kırılganlık ve dengesizlik göstermekte…

Enflasyon, büyüme, istihdam, çalışan ve emekli maaşları, üretim, tüketim, fiyat artışları gibi açıklanan rakamsal değerler, ülkenin sosyo-ekonomik yapısını göstermeli…

Ancak gerçek sosyo-ekonomik yapı ile açıklanan rakamsal değerleri gösteren sosyo-ekonomik yapı arasındaki uçurum oldukça büyük…

Sanayi kesimi, hükümetin finansal desteğinden memnun olmazken, düşük artışlarla desteklenen çalışan ve emekli kesimi ise siyasetten ümidin kesmiş durumda…

ABD-İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaş, dünya ekonomisinde büyük kayıplara yol açarken, ekonomi yönetimi, akaryakıt fiyatlarındaki astronomik artışları eşel-mobil sistemi ile dengelemeye çalıştı…

Akaryakıt zamlarının eşel-mobil sistemi ile dengelenmesine son verilirken, belki de tarihin en büyük akaryakıt zamları ile karşılaştı Türk halkı…

Doların artışını durdurmak için merkez bankası milyarlarca dolar harcarken, çalışan ve emeklilerin de gelir dağılımındaki adaletsizlikten kurtarılması için merkez bankası eşel-mobil sisteme finansal destek vermeli…

Çalışma hayatı ile ilgili artışların düşük kalması durumunda da eşel-mobil sistemi ile desteklenerek çalışan ve emeklilerin de ekonomik kriz ortamından daha az etkilenmeleri sağlanmalı…

Sanayi kesimine yapılan vergi indirimleri ve vergilerin silinmesiyle destek çıkılan sektörlere, artışları enflasyonla engellenen çalışma hayatı ve emekliler de eklenmeli…

Ekonomi yönetimi, çalışan ve emekli kesimlere yapılacak artışların ekonomik programı ve enflasyonu etkileyeceğini ifade ederek karşı çıkmakta…

Siyasi iktidar çalışan ve emekli kesime arkasını dönmemeli…

Seçim dönemlerinde çalışan ve emekli kesime art arda yapılan zamlar dikkate alınmalı ve kesimlerin mağduriyeti giderilmeli…

Sektörler ve bazı kesimler finansal desteklerden yararlanırken, çalışma hayatı ve emekli kesimleri de maaşlarına artış yapılmak suretiyle desteklenmeli…

Desteklenen kuruluşlarda çalışanlar da ülkenin ekonomik koşulları altında sıkıntı çekmekte.

Kısaca patronlar desteklenirken çalışanlar ve emekliler de desteklenmeli ki, gelir kazanımında ve üretiminde de adaletli dağılım olsun…

Çalışma hayatı ve emekli kesimde, ücret artışında mevcut sistemin korunmasının doğru olacağını belirten sanayici örgütleri, mevcut sürecin muhafaza edilmesinin makul olacağını ifade etmekte…

Yani sanayiciler ihracat-ithalat ve kur politikalarında güncelleme, finansal destek talep ederken, siyaset de kendi istikbali için patronları desteklemekte…

Toplumun, üretim-tüketim, sosyal dengelerin ve uluslararası ve stratejik ilişkilerin korunması için siyasi istikbal düşünmeden karar vermeli ekonomi yönetimi…

Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…