Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Mayıs, 2023 17:30 tarihinde yayınlandı
0

Oy kullanmaya sedyeyle gitti

Bitlis’te 68 yaşındaki Yusuf Baydar, sağlık ekipleri tarafından hastaneden alınarak oy kullanacağı okula sedyeyle götürüldü.

Cumhurbaşkanlığının 2. tur seçimleri için sağlık ekiplerine talebini ileten nefes darlığı şikâyetiyle Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesinde yatan Baydar, ambulansla okula götürüldü. Göğüs hastalıkları servisinde yatan Baydar’ı sedyeyle ambulansa bindiren sağlık ekipleri, Tatvan’da bulunan Bahçelievler İlk ve Ortaokulundaki 1015 no’lu sandıkta oy kullanma işleminin ardından tekrar hastaneye götürdü.

92100 aw900814 05

Bitlis il genelinde 30 hastayı sedyeyle oy kullanmaya götüren sağlık ekipleri, tüm bölgelerde sandığa gidemeyecek hasta vatandaşlar için çabalıyor. Yürümekte zorluk çeken, hasta ve yaşlılar için ekipler seferber oluyor.

58744 aw900814 08

112 Acil Tıp Teknikeri Hasan Emre Yetiştkin; 112 Acil Servis, UMKE ve Evde Sağlık Hizmetlerinin gün boyunca 30’a yakın hastaya bu şekilde oy kullandırdıklarını söyledi. Yetişkin, “Yusuf Baydar isimli hastamız KOAH hastası olduğu için oksijen desteğine ihtiyaç duyan bir hastamızdır. Vatandaşlık görevini yerine getirmek için bize taleplerini iletti. Aynı zamanda oksijen desteği olması gerektiği için bizde buna istinaden sorumluluk alanımız ve görev yetkisi dahilinde Yusuf amcamızı vatandaşlık görevini yerine getirmesi için sağlıklı bir şekilde hastanemizden alıp oy kullandıktan sonra tekrardan hastanemize geri getirdik. Bu süreci yönetmek için sahada aktif görev almaktayız. Yaklaşık 30’a yakın hastamızı aynı şekilde oy kullandırıp geri getirdik” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin