Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
30 Nisan, 2016 15:57 tarihinde yayınlandı
0

Ovacık’ta Ceviz Aşılama ve Bilgilendirme Etkinliği

Ovacık İlçesine bağlı Çukur Köyü Musa Mahallesinde Ovacık  İlçe Kaymakamı  Muhammed Üsame Soysal,  İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Yardımcısı Çetin Ayvalık ve İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Ramazan Şahin in katılımlarıyla ceviz aşılama ve bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Yardımcısı Çetin Ayvalık, eğitimde yaptığı açıklamada; “Cevizin bahçe tesisi, iklim ve toprak istekleri, budama ve bakımı hakkında bilgiler verilecek. Ayrıca cevizde aşı yöntemlerini anlatılarak, uygulamalı olarak ceviz aşıları gösterilecek. İlimizde iklim ve toprak yapısı itibari ile ceviz rahatlıkla yetiştirilebilir. Ekonomik değeri yüksek, getirisi fazla olan bu meyve ile ilgili olarak yıllar itibari ile İl Özel İdaresi tarafından desteklenen projeler yapıldı” dedi.

Ayvalık daha sonra aşılama yöntemi ile ilgili bilgi vererek,  “2-3 yaşlı ve daha büyük yaşlı ceviz bahçelerinde çeşit değiştirme amaçlı olarak ağaçların gövde kalınlıklarına göre kalem aşısı çeşitlerinden yarma, kakma ve kabuk altı aşı metotları uygulanmaktadır. Gövde kalınlıkları uygun olanlarda genellikle yarma aşı uygulanmakta, daha kalın gövdeye sahip ağaçlarda ise aşıcı ustasının el alışkanlığına göre kakma aşı veya kabuk altı aşı metotları uygulanabilmektedir. Yarma aşı ağaçlar uyanmadan önce yapılırken diğer kalem aşıları ise anaçlarda fizyolojik faaliyetlerin başlamış olduğu dönemde yapılmaktadır. Çeşit değiştirme aşısı yapılırken aşı yapılacak ceviz ağaçları aşılamadan 7-10 gün önce aşı yapılacak noktanın 5-10 santimetre üzerinden kesilerek bünyesindeki suyu dışarıya atması sağlanmalıdır. Aşılama sırasında kesilen yerin 5-10 santimetre altından tekrar kesim yapılarak kalem aşı metotları ile aşılama işlemi gerçekleştirilir. Aşılamada aşı kalemlerinin uyanmamış olması gerektiğinden ağaçların uykuda olduğu dönemde alınarak muhafaza edilmesi gerekir. Çivili aşı metodunda önceden alınan bu kalemlerle aşılama yapılır. Anaç ile kalemin kambiyum tabakalarının iyi bir şekilde çakıştırılması için aşı kalemi 3 çivi ile anaca sabitlenir. Aşı bölgesinin nem kaybetmemesi, hava almaması için aşı macunu veya su tut benzeri bir malzeme ile kapatılır. Su kaybı ve güneş ışığından kalemin korunması amacıyla kalem beyaz plastik boya ile boyanır” diye konuştu.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin