OMÜ’den ağaçlandırma seferberliği: Bin 200 fidan toprakla buluşacak - Karabük Haber Postası
omuden agaclandirma seferberligi bin 200 fidan toprakla bulusacak kLRZngCk jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Mart, 2024 08:36 tarihinde yayınlandı
0
0

OMÜ’den ağaçlandırma seferberliği: Bin 200 fidan toprakla buluşacak

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde (OMÜ) “Dünya Ormancılık Günü ve Bahar Bayramı” dolayısıyla ağaçlandırma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte protokol üyeleri ve ziraat fakültesi öğrencileri fidan dikti.

OMÜ Kurupelit Kampüsü içerisinde bulunan Hocalı Anıtı ile İncesu Deresi arasındaki arazinin erozyon tehlikesini önlemek amacıyla bölge ağaçlandırılacak. Ağaçlandırılacak alana ulaşabilmek için bin 500 metrekare yol ve toprak kaymasını önlemek amacıyla 4 bin 500 metrekare teraslandırma çalışması yapıldı. İlk planda 14 bin metrekare alana boyları 4 ila 6 metre arasında değişen yaklaşık 800 adet dişbudak, çınar ve akçaağaç türleri dikildi. Dikilen her fidan üçlü bağlama yöntemi ile sabitlendi. Dolgu alanların oturması ile 16 bin metrekarelik alan yapraklı türler ile 4 bin metrekarelik alan ise köknar, ladin türü bitkiler ile ağaçlandırılacak. Toplamda bin 200 fidan dikilmesi planlandı. Projenin devamında fidanların yaşatılması için 2 bin 500 metre boyunca damlama sulama hattı çekilecek.

“Nitelikli ağaçlandırma politikası sayesinde bütünüyle yaşayan bir kampüse dönüştürme çalışması oldu”

Dikilmesi planlanan bin 200 fidan, iş adamı İbrahim Erdemoğlu tarafından bağışlandı. İlk fidanlar dikmek için Dünya Ormancılık Günü’nde tören düzenlendi. Törende konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Yavuz Ünal, “Bugüne kadar karşılıksız olarak doğadan istifade ettik. Bazen de insafsızca davrandık ancak yaşadığımız dünyaya baktığımızda artık bizim özen gösterme, doğayı yeniden diriltme, bütün varlıkların adil olarak yararlanabilmesi için alanların yeniden tanzimi gerekiyor. Nitelikli ağaçlandırma politikası sayesinde bütünüyle yaşayan bir kampüse dönüştürme çalışması oldu. Bu bölgenin özgün ağaçlarıyla orman çalışması yürütülüyor. Dikilen ağaçların da doğaya uygun, bu topraklara ait ürünler olmasına özen gösteriliyor” dedi.

“Toprağa, suya, havaya ve tüm canlılara özen gösteren bir şehiriz”

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, “Samsun, iklim ve doğası itibarıyla Türkiye’nin en güzel şehridir. Hatta dünyanın en mümtaz yerlerinden bira tanesidir. Toprağa, suya, havaya ve tüm canlılara özen gösteren bir şehiriz. Hangi alana bakarsanız bakın bunu görürsünüz. Bugün de hakikaten çok anlamlı oldu. Fidanlar da çok güzel. Ağaçlandırmaya devam” diye konuştu.

“Söz vermiştim”

Bin 200 adet fidan bağışlayan İbrahim Erdemoğlu ise, “Bundan 5 yıl öncesinde eski Rektör Sait Bilgiç hocamın daveti üzerine kariyer günleri toplantısına katılmıştım. Orada Sait hocam benim adıma ağaç diktiğinde ve sertifikasını verince ben de orada ’Üniversitede bir ağaç operasyonu olduğu zaman biz orayı ağaçlandırmak istiyoruz’ diye söz vermiştim. Pandemi dönemi girdi ve gecikti. Sonrasında rektörümüzle irtibata geçerek sözümüzde duralım dedik. Bugün bu ağaç dikme işlemini yapıyoruz” şeklinde konuştu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Dr. Mehmet Muş da etkinlikte bir konuşma yaptı. Konuşmaların ardından fidanlar toprakla buluşturuldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay