Reklam
Reklam
okula gitmeme bir tepki degil kayginin sesi olabilir l9UE4O3K
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Ekim, 2025 16:00 tarihinde yayınlandı
0

“Okula gitmeme bir tepki değil, kaygının sesi olabilir”

Çocuklarda okula gitmek istememe davranışının birden fazla vakit bir isyan değil, ağır bir telaşın dışavurumu olduğunu belirten Psikolog Ozan Yazıcı, “Çocuk, okuldan kaçınma davranışını birçok vakit şuurlu bir isyandan fazla, ağır bir anksiyetenin dışavurumu olarak stantlar. Bu yüzden çocuğun okula yüklediği mana çok kıymetli bir yer fiyat. Anlayış, sabır ve bilimsel temelli dayanak yaklaşımlarıyla bu süreç sağlıklı formda yönetilebilir” dedi.

Liv Sağlıklı Hayat Merkezi’nden Psikolog Ozan Yazıcı, okula gitmek istemeyen çocuklara ailelerin nasıl yaklaşması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu. Psikolog Ozan Yazıcı, çocukluk periyodunda sık karşılaşılan okula gitmek istememe davranışının çoklukla ayrılık telaşı, toplumsal anksiyete, özgüven düşüklüğü yahut okul ortamına ahenk zahmetiyle bağlantılı olduğunu söyledi. Psk. Yazıcı, “Çocuk, okuldan kaçınma davranışını birden fazla vakit şuurlu bir isyandan çok, ağır bir anksiyetenin dışavurumu olarak stantlar. Bu yüzden çocuğun okula yüklediği mana çok kıymetli bir yer tutar” diye konuştu.

“Aşırı hami ebeveynlik riski artırabilir”

Çocuğun okula gitmek istememesinin altında çoklukla güvenlik hissinin tehdit altında algılanması olduğunu belirten Psk. Yazıcı, “Ebeveynle kurulan bağın niteliği, bu davranışın sürmesinde belirleyici rol oynar. Çok kollayıcı ebeveynlik, çocuğun bağımsızlık gelişimini engelleyerek okul ortamından uzak durma eğilimini artırabilir” tabirlerini kullandı.

“Ceza değil, duygusal inanç işe yarıyor”

Zorlayıcı yahut cezalandırıcı yaklaşımların sorunu büyüttüğünü vurgulayan Psk. Yazıcı, “Araştırmalar, ebeveynlerin ve öğretmenlerin çocuğun hislerini anlamlandırmasına yardımcı olmasının okul reddini azalttığını göstermektedir. Bu çeşit durumlarda çocuğa anlayışla yaklaşmak çok daha etkilidir” diye konuştu.

Uzmandan ailelere öneriler

Psk. Yazıcı, okula gitmek istemeyen çocuklara takviye olurken ailelerin uygulayabileceği tesirli usulleri şöyle sıraladı:

“Duygusal köprü kurun: ’Okula gitmek seni korkutuyor olabilir, bu çok normal’ üzere empatik tabirler kullanın. Etaplı maruziyet sağlayın: Çocuğun kısa müddetlerle okula dönmesini sağlayarak inanç temelli yine bağ kurmasına takviye olun. Rutinleri yapılandırın: Sabah rutinlerinin varsayım edilebilir ve sakin olması tasayı azaltır. Ebeveyn-öğretmen iş birliği kurun: Okul işçisiyle nizamlı bağlantı, çocuğun itimat hissini pekiştirir. Gerekirse profesyonel takviye alın: Telaş belirtileri ağır yahut uzun sürüyorsa bir uzmandan yardım alın.”

“Bir disiplin sorunu değil, duygusal bir ihtiyaçtır”

Psk. Yazıcı, okula gitmek istememe davranışının ekseriyetle bir “disiplin sorunu” olarak değerlendirildiğini, lakin gerçekte bunun çocuğun duygusal gereksinimlerini tabir etme biçimi olduğunu vurguladı. Psk. Yazıcı, “Anlayış, sabır ve bilimsel temelli dayanak yaklaşımlarıyla bu süreç sağlıklı halde yönetilebilir. Çocuğun hislerini anlamak ve inanç hissini tekrar inşa etmek, okula ahenk sürecini kolaylaştıracaktır” biçiminde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
14 Haziran, 2026 13:24 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

CAMBAZA BAK !

İktidar, Gündem Değiştirme, Gündem Yaratma ve Gündem Belirleme konusunda çok başarılı. Aylardır varsa yoksa CHP. Bütün medya organları 24 saat CHP yi konuşuyor ve yazıyor. Medya kontrolünün büyük oranda tekellerinde olduğunu düşünürsek, gündemi değiştirmek muktedirler için çocuk oyuncağı.

İktidarlar; ekonomik kriz, yolsuzluk iddiaları, hukuki krizler veya yönetimsel başarısızlıklar gibi kendi aleyhlerine olan asıl meselelerin tartışılmasını istemezler. Bunu engellemek için gündemi değiştirirler. Toplumsal tepkileri bölmek, dikkatleri başka yöne çekmek ve kitleleri kendi politikalarına uygun bir algı etrafında toplamak amacıyla suni tartışmalar yaratırlar.

Siyaset biliminde bu yöntemler, toplumsal algıyı yönetmek, başarısızlıkları örtbas etmek veya yapısal krizlerin görünürlüğünü azaltmak amacıyla sistematik olarak kullanılır.

CAMBAZA BAK!

Eski dönemlerde halkı eğlendirmek için kurulan panayır ve şenliklerde yüksek ip üzerinde yürüyen veya tehlikeli akrobatik hareketler yapan cambazlar gösteri yapardı. İpteki cambazın tehlikeli gösterisi izleyicileri büyüler ve herkesin kafasını yukarı kaldırarak gösteriye odaklanmasını sağlardı. Bu durumdan faydalanan yankesici ve hırsızlar, kalabalıktaki insanların ceplerini boşaltabilmek için “Cambaza bak!” diye bağırarak herkesin dikkatini havaya yönlendirirlerdi. Bugün bu deyim; asıl sorunu, yolsuzluğu veya dikkat edilmesi gereken asıl konuyu gizlemek için insanların ilgisini başka bir yöne çekmeye çalışan durumları ifade etmek için kullanılıyor.

Amaç: Ekonomik kriz, yolsuzluk, dış politika başarısızlıkları veya adalet krizleri gibi doğrudan iktidarı yıpratan yapısal sorunların toplum tarafından konuşulmasını engellemektir.

Temmuz ayı geliyor. Milyonlarca emekli ve asgari ücretli perişan. İnsanlar açlık sınırının yarısına düşen ücretlerle yaşam mücadelesi veriyor. İktidarın Temmuz’da ücretleri açlık sınırının üzerine çıkaracak bir zam yapma ihtimali sıfır.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yüksek enflasyon, kontrol edilemeyen piyasalar, işsizlik, yolsuzluklar, liyakatsiz atamalar, israf, şatafat… Bunları neden konuşamıyoruz? Neredeyse tüm TV kanallarının, yazılı basının tek bir gündemi var. O da CHP

Araştıran, sorgulayan, analitik düşünen, eğitimli insanlardan oluşan bir toplumda siyaset mühendisliğinin bu aşağılık yöntemlerini kolay kolay uygulayamazsınız..
“Toplum muyuz, yığın mıyız?başlıklı bir yazı yazmıştım. Maalesef yığınız. Belirlenen gündemin peşinden sürükleniyoruz.

Bakınız yöntem nasıl uygulanıyor?
* Gündem Değiştirme (Topic Deflection)
İktidarın aleyhine olan bir tartışmanın önünü kesmek için yapay veya ikincil bir konunun dolaşıma sokulmasıdır.
Ana akım medya ve sosyal medya botları aracılığıyla ani, şok edici, ideolojik veya magazinel bir konu ortaya atılır. Toplumun dikkati hızla bu yeni alana kaydırılarak asıl sorun unutturulur ya da önemsizleştirilir.

* Gündem Yaratma (Agenda Building)
Aleyhteki bir konuyu kapatmaktan ziyade, iktidarın kendi ideolojik hatlarını güçlendireceği, kutuplaşmadan besleneceği veya kendi kitlesini konsolide edeceği yapay bir tartışma zemini inşa etmesidir.
Amaç: Topluma neyi düşüneceğini değil, hangi konular üzerinde yoğunlaşması gerektiğini dikte etmektir.
Milli güvenlik tehditleri, kimlik siyaseti, kültürel/dini semboller üzerinden yürütülen tartışmalar veya yeni yasa tasarıları (anayasa değişikliği vb.) gibi toplumun hassas fay hatlarına dokunan başlıklar sıfırdan üretilir.

* Yapay Kutuplaşma: Toplumu “biz ve onlar” şeklinde bölecek kültürel ya da yaşam tarzı tartışmalarını tetiklemek.
Taktiksel Açıklamalar / Çıkışlar: İktidar ortakları veya üst düzey yetkililer tarafından kasıtlı olarak yapılan radikal, provokatif veya absürt açıklamalarla medyanın odağını kilitlemek.

* Korku ve Tehdit Unsuru: Gerçekliği abartılmış iç veya dış tehdit algıları yaratarak toplumda “güvenlik” ihtiyacını ekonomik ve sosyal refah taleplerinin önüne geçirmek.
Kronik Sorunları Dondurma: Medyadaki yoğun bombardıman sayesinde işsizlik, yoksulluk gibi yapısal krizleri “sıradanlaştırmak” ve toplumun bu sorunlara karşı duyarsızlaşmasını sağlamak.
Bu stratejiler, medyanın tek tipleştiği ve algoritmaların yankı odaları yarattığı dijital çağda, kitlelerin rızasını üretmek veya muhalefetin hareket alanını kısıtlamak için kullanılan en etkili siyasal iletişim mühendisliği yöntemleridir.

Siyasi partilerin Siyaset Okulları, Siyaset Akademileri var.
Oralarda bunlar öğretiliyor olmalı.
İktidar bu konuda çok başarılı.
Eee, 24 yılın verdiği ustalık var.
Olsun o kadar.

İlyas Erbay