Öksürük deyip geçmeyin - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Temmuz, 2023 10:51 tarihinde yayınlandı
0
0

Öksürük deyip geçmeyin

Özel Denizli Tekden Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bahtiyar Cengiz, geçmeyen öksürükler hakkında önemli uyarılarda bulunarak; “8 haftayı geçen tüm öksürüklerde mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması, detaylı değerlendirme yapılması ve buna yönelik tedavi başlanması hayati önem taşımaktadır” dedi.

 

Öksürükler hakkında bilgiler veren Özel Denizli Tekden Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bahtiyar Cengiz, “Öksürük, solunum sistemine yabancı ve zararlı maddelerin alınmasını engelleyen ve fazla sekresyonların akciğerlerden atılmasını sağlayan, kompleks bir savunma mekanizmasıdır. Öksürüğün üç haftadan kısa sürmesi akut öksürük, üç ile sekiz hafta arasında sürmesi subakut öksürük olarak tanımlanırken, sekiz haftadan uzun sürmesine kronik öksürük denir. Kronik öksürük, göğüs hastalıkları polikliniklerinde sık karşılaşılan, çoğu kronik akciğer hastalıklarında ve bazı akciğer dışı hastalıklarda görülebilen bir semptomdur. En sık rastlanılan nedenleri arasında üst hava yolu öksürük sendromu, astım ve gastroözofageal reflü yer alır. Kronik öksürüğün yüzde 39-75’inde tek bir neden saptanır ama bazen birden fazla neden etiyolojide rol alabilir. Dolayısıyla mutlaka sistematik tanısal yaklaşım gerektirir. Bununla birlikte yaşam kalitesini bozan bu durumun yeterli tedavisi yapılmalıdır. Kronik öksürük yakınmasıyla başvuran her hastada öncelikle detaylı anamnez alınmalı, fizik muayene yapılmalı ve akciğer grafisi çekilmelidir. Gerekli durumlarda bilgisayarlı tomografi ve bronkoskopi gibi işlemler yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

 

“Sigara içmeyen erişkinlerde sıklığı yüzde 24-29 arasında değişmektedir”

 

Astımın yüzde 57 oranında tek başına öksürük semptomuyla başladığına dikkat çeken Göğüs Hastalıkları Uzmanı Bahtiyar, “Üst hava yolu öksürük sendromu hastalar sıklıkla boğaz temizleme şeklinde olan öksürükten yakınırlar. Hastanın boğazına bir şeylerin aktığını hissetmesi, burun akıntısı ve sık boğaz temizleme öyküsüne dayanır. Bu hastalar horlama ya da hırıltılı solunumdan ve yatar pozisyonda semptomların artmasından yakınabilir. Astım kronik öksürüğün ikinci en sık nedenidir. Sigara içmeyen erişkinlerde sıklığı yüzde 24-29 arasında değişmektedir. Astım genellikle gece ortaya çıkan öksürük, nefes darlığı ve hırıltılı solunum ile görülmesine karşılık bazen karşımıza tek başına öksürükle de çıkabilir. Astım tanısı için solunum fonksiyon testi ve akciğer grafisi yapılmalıdır. Astımın yüzde 57 oranında tek başına öksürük semptomuyla başladığı gösterilmiştir. Sadece öksürük ile seyreden astım tiplerinde solunum fonksiyon testleri ve akciğer grafisi tamamen normal olabilmektedir. Bu nedenle hastanın şikayetleri, fizik muayenesi, tedaviye alınan yanıt gibi faktörlerin uzman hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

 

“8 haftayı geçen öksürüklerde tedavi başlanması hayati önem taşır”

 

8 haftayı geçen öksürüklerin mutlaka Göğüs Hastalıkları uzmanına başvurmaları gerektiğini belirten Dr. Betül Cengiz Bahtiyar, şu uyarılarda bulundu:

 

”Kronik bronşit, özellikle kış aylarında olmak üzere, yılda en az 3 ay süren ve ez az iki yıldır devam eden öksürük ve eşlik eden balgam çıkarma, olarak tanımlanır. Sigara içen kişilerde bu durum, ilerleyici geri dönüşümlü olmayan hava yolu darlığı gelişiminin belirtisi olabilir. Kronik bronşitte özellikle sabahları olan öksürük ve gri renkli balgam çıkarma tipiktir. Prodüktif öksürük, üst solunum yolu infeksiyonları ve toz ya da dumana maruz kalmayla artar. Eğer solunum testi parametrelerinde darlık gelişimini destekleyen bulgu varsa hasta KOAH olarak değerlendirilebilir. Sık görülen bu sebeplerin yanında kronik öksürüklerde akciğer kanseri mutlaka akılda tutulmalı; özellikle yoğun sigara öyküsü olan hastalarda akciğer grafisi solunum testi gibi tetkiklerde herhangi bir sorun saptanmaz ise bilgisayarlı tomografi ve hatta gerekirse bronkoskopi gibi işlemlerin yapılması erken tanıda ve tedavide oldukça önemlidir. 8 haftayı geçen tüm öksürüklerde mutlaka göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması, detaylı değerlendirme yapılması ve buna yönelik tedavi başlanması hayati önem taşımaktadır” (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay