İlim Yayma Cemiyeti tarafından Safranbolu Öğretmen Evinde Öğretmenlik Vizyon Programı düzenlendi. Programa Öğretmen, Öğretmen Adayları ve Öğrenciler tarafından yoğun ilgi gösterildi. İlim Yayma Cemiyetinin çalışmaları ve tarihini anlatan slayt gösteriminin ardından açılış konuşmasını yapan Cemiyet Karabük Şube Başkanı İlyas Yıldız, İlim Yayma Cemiyetinin, 1951 yılında İstanbul’da prof. Dr. Sadettin Ökten’in babası Celalettin Ökten önderliğinde, milli ve manevi değerleri önceleyen, mukaddesatı yücelten nesiller yetiştirmeyi hedefleyen, bunu yaparken de hizip veya bir gurupla bağlantı kurmayan, tamamen bağımsız bir hareket olarak ortaya çıktığını ifade ederek, “Cemiyetimiz Karabük’te 1977 yılında bir şube açmış ve faaliyetlerine Karabük’te de başlamıştır. Kurulduğu günden bu güne kadar, maddi durumu iyi olmayan orta öğretim ve üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması ve insanımızın milli ve manevi değerlere bağlı nesiller olarak yetişmesi noktasında çaba göstermiştir. İnşallah bu gün gerçekleştirdiğimiz Öğretmenlik Vizyon Programımız ile öğrencilerimizin kalbine ve beynine ulaşabilecek öğretmenlerimize faydalı olabileceğiz. Yeniden hepinize hoş geldiniz diyor, programın hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum” dedi.
Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ise; Milli ve manevi değerler ile bizi biz yapan değerlerin nesilden nesile iktidatı için uğraşan hayır müesseseleri olduğunu, bu hayır müesseselerinden bir tanesi de İlim Yayma Cemiyeti olduğunu söyledi.
Bir toplumun inşasının kolay olmadığını ifade eden Başkan Aksoy şunları söyledi:
“Ne yöne gideceğini kendisi değil bir başkalarının biçtiği elbise ile giden, bir ülkenin evlatları olarak, milli ve manevi değerlerimizi yeniden canlandırmak, insanlarımıza benimsetmek ve geleceği bu ışıklarla inşa etmenin gayretinde olan büyük bir ülkenin vatandaşı olarak, yaşadığımız bu travmadan çıkmak için, çok çok gayret gösteren hayır müesseselerimiz var. İnşallah bu müesseselerin gayretleri ile biz geleceği hep beraber inşa edeceğiz. Bakın çok uzak değil; 80’li yıllarda İslami camianın ortada bile gösterilmediği, 1940- 1950’li yıllarda atmış oldukları o tohumların zuhur ettiği bir ülkeyi yaşamakta idik. Ne idi bu yasaklar; Kuran’ın okunmasının bile yasak olduğu, Ezan’ın Türkçe okunduğu, milli ve manevi değerlerinden tamamen kopmuş, köylerdeki kahvehanelerde Anadolu türkülerinin bile yasaklandığı bir dönemdi. İşte o dönemden şimdiki döneme geldik. Aslına bakarsanız geri gelmedik ve ileri gittik”
O zor şartlarda İlim Yayma Cemiyetini kurarak geleceği inşa etmeye yönelik programları hazırlayan, bugün o yetişen insanlarla Türkiye’de Bakan, Başbakan, Belediye Başkanları ve Türkiye’nin geleceğini inşa eden devlet adamlarını yetiştiren bu tür hayır derneklerine her zaman saygı duyduğunu ifade eden Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy; “ önlerini açmak için Safranbolu Belediye Başkanı olarak üzerime düşen görevi ifa etmeye gayret gösteriyorum” dedi.
Kendisinin de öğrencilik yıllarında İlim Yayma Cemiyetinden çok önemli destekler aldığını kaydeden Başkan Aksoy; Bizler bugün varız yarın yoğuz. Ancak arkamızda güzel bir şeyler bırakacak isek, insani değerler bırakacak isek bu tür ilmi faaliyetlere, milli ve manevi değerlere sahip çıkan izler, eserler, işlevler gerçekleştirmeliyiz. Ben bu vesile ile başta Karabük Şube Başkanımız olmak üzere gayretlerinden ötürü tüm ekibe başarılar diliyor, programın hayırlara vesile olmasını Cenabı Hak’tan niyaz ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Eğitimci Yazar Muhammet Yılmaz, Etkili Öğretmenlik Tecrübeleri isimli sunumuna geçerken, programsın ikinci bölümünde ise Eğitimci Yazar Sait Çamlıca Eğitimde Etkili İletişim konulu konferansını sundu. Programda son olarak, Eğitimci Yazar Vehbi Vakkasoğlu Öğretmenin İnsan ve Eğitim Felsefesi isimli konferansını sundu. Program katılım belgelerinin takdimi ile son buldu.


Öğretmenlik Vizyon Programı Sunal Tülbentçi Öğretmen Evinde Yapıldı
Prof Dr. Tevfik Özlü: “Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor”
Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50’ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi.
Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti.
Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar” dedi.
“Türkiye’de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu”
Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye’de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, “Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50’ye kadar ölümcül olabiliyor” ifadelerini kullandı.
Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, “Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor” diye konuştu.
“Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli”
Türkiye’ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, “Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor” dedi.
“Norovirüs kaynaklı salgınlar da var”
Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır” ifadelerini kullandı.
“Spesifik bir ilaç veya aşısı yok”
Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, “Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır” dedi.


