Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Aralık, 2024 22:04 tarihinde yayınlandı
0

Öğrenciler SOSYALFEST Ideathon ile sosyal sorunlara çözüm üretecek

Karabük Üniversitesi tarafından düzenlenen SOSYALFEST Ideathon Yarışması ile öğrenciler sosyal sorunlara farklı ve sürdürülebilir çözümler üretmeye çalışacak.

Karabük Üniversitesi tarafından 6-7 Aralık tarihlerinde Gençlik ve Gelecek Politikaları” temasıyla SOSYALFEST Ideathon Yarışması hazırlandı. Üniversite öğrencilerinin inovatif düşünme becerilerini geliştirmesi için fırsat sunan yarışmada katılımcılar, yoğun ve eğlenceli bir takım çalışması ve beyin fırtınası süreciyle geleceği şekillendirecek projeler üretme deneyimi yaşayacak.

SOSYALFEST İdeathon Yarışmasının açılışı Safranbolu Bilim ve Sanat Akademisinde yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan açılışta konuşan KBÜ Rektörü Prof.Dr. Fatih Kırışık, Ideathon’un ortaya çıkışı ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Kırışık, “SOSYALFEST Ideathon bir fikir olarak nasıl ortaya çıkarılır? Nasıl sosyal model haline getirilir? Bunu projelendirmek için neler yapılır? Fikrin ana kaynağı ya da kaynakları nelerdir? Bir buluş, sosyal bilimlerde nasıl gerçekleştirilir gibi sorulara cevap bulacağımız, cevap arayacağımız bir ideathon etkinliğiyle bir aradayız. Tabii bu kolay bir şey değil. Bunu öğrenmemiz ve geliştirmemiz gerekiyor. Bunu nasıl yapacağız? Ya problem odaklı bir yöntemi izleyebiliriz ya da herhangi bir alanda yenilikçi, dünyada olmayan bir yaklaşım geliştirebiliriz” dedi.

“Bizim dünyada bir önderlik yapabilmemiz için yeni buluşlara, modellere ve keşiflere ihtiyacımız var” diyen Kırışık, “Başkasını takip ederek en fazla ikinci olabiliriz. Dolayısıyla bizim kendi özgün fikirlerimizi, kültürümüzden, medeniyetimizden, kendi kaynaklarımızdan, coğrafyamızdan esinlenerek buluşturmamız, bulmamız gerekiyor. İşte SOSYALFEST Ideathonunun iki perspektifinin temel mantığı budur. Birincisi ya ülkemizde veya dünyada yaşanan problemlere çözüm üretecek yeni modeller, yaklaşımlar geliştirmek ya da herhangi bir alanda yeni bir teori, yeni bir fikir, yeni bir yaklaşım, yeni bir sosyal model üretmekten geçiyor. Dünyanın buna ihtiyacı var mı? diye baktığımızda gerçekten dünya, sosyal alanda yaşadığı çalkantılarla, sorunlarla, problemlerle yoğun olarak boğuşuyor. Giderek artan savaşlar, açlık, kıtlık ve hastalık sorunlarını dünyanın gündemine daha yaygın bir şekilde getiriyor. İşte bunların hepsini dönüştürecek, değiştirecek dünyayı bütün insanlığın sevgi ve gençlik içerisinde yaşayabileceği bir Barış Adası’na döndürecek yeni fikirlere, yenilikçi yaklaşımlara, yeni sosyal modellere, problemleri çözücü yaklaşımlara, teorilere çok büyük ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

“Gençlik politikaları geleceğin şekillendirilmesinde oldukça önemli ve etkili”
Gençlerin fikirlerine ve geleceğine yatırım yapılmasının gerektiğini vurgulayan Kırışık, “Bu mühendislik sahasından bile çok daha önemli bir yeni kapıyı ve çağı bize açabilir. Bu maksatla ideathonu gerçekleştirmek istiyoruz. Bu ideathonun ilk teması gençlik ve gelecek politikaları. İkisi de bizim için son derece önemli. Gençlik politikaları geleceğin şekillendirilmesinde oldukça önemli ve etkili. Gençliğimize güvenmemiz gerekiyor. Gençliğimize değer vermemiz gerekiyor. Gençliğimizin fikirlerine, hayatına, geleceğine yatırım yapmamız gerekiyor. Bunu da Sosyal Bilimlerle büyük ölçüde başarabiliriz. Onların fikirlerini geleceğe yönelik olarak nasıl projelendirebiliriz, nasıl geliştirebiliriz, eğitimlerini en iyi şekilde onların da katkıları ve katılımlarıyla nasıl sağlayabiliriz diye çalışmamız gerekiyor” diye konuştu.

Kırışık, gençlik ve gelecek politikalarının SOSYALFEST Ideathonu’nun temasını oluşturduğunu dile getirerek şunları söyledi: “Bu stratejik alanda hem gençliğimizi geliştirmek hem de gençliğimizin gelecek perspektifini, gelecek öngörüsünü ortaya koymak açısından son derece önemli bir tema ortaya çıkmıştır. Yapacağımız eğitimlerle, kıymetli uzmanlarımızın katkıları ve fikirleriyle gençliğimize gelecek politikaları konusunda sorunları çözücü, problemlere çözümler üretici, yenilikçi sosyal modeller geliştirici yaklaşımlar üretmeyi, böylelikle geleceği inşa etmeyi sağlayacağız.”

Konuşmanın ardından yarışma bünyesinde verilecek eğitimlere geçildi.

67534aa2e0790
67534aa2e8253
Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin