Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
14 Haziran, 2019 13:56 tarihinde yayınlandı
0

Milletvekili Güneş TBMM’de Karabük’ü konuştu

Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşan AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, 3 Nisan 1937 yılında Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli atıldığında Safranbolu’ya bağlı, 13 haneli bir köyden ibaret olan Karabük’ün, Demir Çelik Fabrikaları’nın gelişmesi, büyümesi ve ülke ekonomisine katkısının yükselmesiyle birlikte il olma yolunda hızlı bir ilerleme kaydettiğini belirterek, 6 Haziran 1995 tarihinde 13 Haneli bir köyden 250 bin nüfusa ulaşan Karabük’ün Safranbolu, Yenice, Eskipazar, Ovacık ve Eflani ilçelerini bünyesine alarak ülkenin 78. ili olduğunu ifade etti.
“DEMİR ÇELİK FABRİKALARI TÜRK SANAYİSİNİN ÖNCÜSÜ VE OKULU OLMUŞTUR”
Karabük’ün ülkede şehirleşme ve sanayileşmenin birlikte kurulduğu nadir şehirlerden birisi olduğunu söyleyen Güneş, “İlk Türk Demiri 10 Eylül 1939’da Demirçelik Fabrikalarında Fatma isimli yüksek fırında üretilmiştir. Demirçelik Fabrikaları uzun yıllar boyunca ülkemizdeki endüstriyel atılımlara öncülük etmiş, Türk sanayisinin öncüsü ve okulu olmuştur. Öyle ki, adını tarih kitaplarına “Fabrikalar Kuran Fabrika” olarak yazdırmış, ülkemizin sanayisine, yurdun dört bir yanına unutulmaz eserler kazandırmıştır. Karabük ilimiz, her bölgeden insanımızın bir arada yaşama tecrübesinin en güzel şekilde sergilendiği bir şehirdir. Türkiye’nin dört bir yanından gelen farklı kültürdeki insanlar, Karabük’e has, ortak bir yaşam kültürü meydana getirerek bir arada yaşama insicamı oluşturmuşlardır. Ülkemizin her bölgesinde Karabük’ün ve Karabüklü ağır sanayi işçisinin alın teri ve emeği vardır. Kısacası Türkiye’nin harcında Karabük’ün demiri ve çeliği bulunmaktadır” diye konuştu.
Güneş, “Karabük dendiğinde her ne kadar akla ilk gelen demir çelik olsa da, bugün, Karabük, tarihi ve kültürel değerleri, eğitim alanındaki başarıları ve sahip olduğu doğal güzellikleriyle ülkemizin önemli köşelerinden birisidir. Dünya Miras Kenti Safranbolu geleneği temsil etmektedir. Her yıl ağırladığı milyonun üzerindeki misafiriyle önemli bir turizm merkezi durumundadır. 2007 yılında kurulan Karabük Üniversitemiz şehrimize ayrı bir nitelik kazandırmış, üretim şehrinin yanına 50 bini aşan öğrencisiyle ülkemizin tercih edilir üniversiteleri arasında yer almıştır. Yine doğal güzellikleriyle ve ormanlarıyla ülkemizin doğa turizminin ve orman endüstri ürünlerinin can damarı olan Yenice ilçemiz her geçen gün katma değerini yükseltmekte ve gelişimini sürdürmektedir. Karabük, Keltepe Kayak Merkezi, kültür yolu projesi ve doğa güzellikleriyle ülkemizin turizm hamlesine bundan sonra daha fazla katkı sağlayacaktır” ifadelerine yer verdi.
“FİLYOS LİMANI, ÜLKEMİZİN ÜÇ BÜYÜK LİMANINDAN BİRİSİ HALİNE GELECEKTİR”
Karabük, Bartın ve Zonguldak için çok önemli bir yere sahip olan Filyos Limanı hakkında da konuşan Güneş şunları söyledi: “Bu proje her ne kadar Zonguldak, Bartın ve Karabük’ü doğrudan ilgilendiriyor olsa da Filyos Limanı, Anadolu’nun kuzeyden dış dünyaya açılan önemli bir çıkış kapısıdır.
2020 yılında tamamlandığında 25 milyon ton kapasiteye sahip olacak Filyos Limanı, ülkemizin üç büyük limanından birisi haline gelecektir. 2016 yılı sonunda temelleri atılan Filyos Limanı’nın tamamlanması, sadece Karabük’ü değil tüm bölgeyi denize ulaştıracaktır. Bu sayede bölge sanayicimizin ihracat potansiyeli daha da artacaktır. Bu sebeple Karabük halkı olarak, Filyos Liman Projesi’nden beklentimiz büyüktür. Karabük’ün yıllara sari ticari ve sanayi kültürüyle Filyos Liman Projesi’ne verebileceği katkı, oluşacak kurullarda yer alma beklentisi en büyük arzumuzdur.”
“Karabük’ün kuruluşunda 1937 yılında ilk harcın konmasındaki kurucu iradeyi, Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere şükranla, minnetle ve rahmetle anıyorum” diyen Güneş, “90’lı ve 2000’li yılların başında içine düştüğü finansal sıkıntılar nedeniyle 2. kez kapanmanın eşiğine gelen KARDEMİR özellikle 2002 yılından sonra AK Parti’nin tek başına iktidara gelmesi ve siyasi istikrarın görünmesi bu zorlu sürecin atlatılması için fırsat olmuş yeniden atılıma geçmiş ve üretim kapasitelerini artırarak teknolojisini yenilemiştir. O dönemde Başbakanımız olan Cumhurbaşkanımız ve bölge milletvekillerimize Karabük halkı adına ayrıca şükranlarımı sunuyorum. Bir kürek harçla hayat bulan bu müessese bugün ülkemiz için gurur kaynağıdır. Ayrıca 1995 yılında Karabük’ün il olmasında katkı sunan o günkü siyasi iradeye, bugüne kadar Karabük’te görev yapan tüm mülki ve idari kademede görev yapan, idarecilerimize ve yöneticilerimize ve her şeyden önemlisi tüm zor dönemlerde hiçbir zaman desteğini esirgemeyen Karabük halkına buradan şükranlarımı arz ediyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
yegitek genel muduru canli yapay zeka ogretmenlerin yerini almayacak ama rolleri degisecek cr9zhZW5
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

YEĞİTEK Genel Müdürü Canlı: “Yapay zeka öğretmenlerin yerini almayacak ama rolleri değişecek”

Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Genel Müdürü Mustafa Canlı, yapay zekanın dünyada ve Türkiye’de öğretmenlerin yerini almayacağını fakat öğretmenlerin rolünün rehberliğe doğru evrileceğini belirterek, “Bakanlık olarak yapay zeka araçlarını geliştirdik ve bir kaç tanesini öğretmelerimize önümüzdeki aylarda açacağız” dedi.

Kastamonu Valiliği, Kastamonu Üniversitesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde “Eğitimde Dijital Dönüşüm ve Gelecek Dijital Yetkinlik” çalıştayı düzenlendi. KUZKA Konferans Salonundaki çalıştayda konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü (YEĞİTEK) Genel Müdürü Mustafa Canlı, Kahramanmaraş’ta yaşanan olayın bu konuyla ilişkili olduğunu anlattı.

Eğitim tüm dünyada dönüşürken Türkiye’nin bunun en yakın takipçilerinden olduğunu kaydeden Canlı, “Bizim lise çağındaki çocuklarımızın bir kısmı liseyi bırakıyor, yüksek öğretime kayıtlar azaldı. Artık dünya genelinde bir diplomanın bir işe, bir mesleğe, bir gelire eşit olmadığı bir dönemdeyiz. Kişiler burada bireysel gelişimleri için her tür konuyu, kapıyı zorluyor” dedi.

Merkezi eğitim sisteminin çok önemli bir avantaj olduğunu söyleyen Canlı, “Bütün okullar merkeze bağlı. Bütün öğretmenlerimiz merkezi platformları kullanabiliyor. Bütün teknolojiler merkezden sağlanıyor. Bunu biz Türkiye’de çok ağır hissetmedik ama dünyaya gittiğimizde anlattığımızda öyle bir başarı hikayesi oluyor. Pandemide bizimle beraber tüm dünyada okullar kapandı. Biz, 2 ay içerisinde EBA’dan canlı ders kabiliyetini geliştirdik. Günde 3 milyon canlı ders sunum kapasitesine çıktık. TRT’de 3 kanal açtık. Günde 24 saat yayın akışında öğretmenlerimiz ders işleme videolarını stüdyolarda çekip yayınlamaya başladı. İşin doğrusu pandemi sürecinde öğrenme kayıpları en az olan bir kaç ülke arasındayız. Çünkü diğer ülkelerde okullar belediyeye, valiliğe, eyalete bağlı. Müfredatları farklı, alt yapıları yok. Öğretmenlerin kullanacağı dijital araçlara yönelik merkezi bir öğretim alt yapı sistemleri yok, veri tabanları yok. Hepsi farklı teknoloji kullanıyor. Pandemi dönemini dünyada öncü olarak götürdük. Burada dijital teknolojileri, eğitimde etkin, faydalı kullanılabildiğini de daha net görmüş olduk” şeklinde konuştu.

“Yapay zeka öğretmenlerin yerini almayacak ama rolleri değişecek”

Yapay zekanın eğitimde kullanımına değinen Canlı, “Biz de bakanlık olarak yapay zeka araçlarını geliştirdik, geliştiriyoruz ve önümüzdeki aylarda öğretmenlerimize bir kaç tanesini duyuracağız, açacağız ve kullanımına vereceğiz. Ama yapay zeka ile ilgili en temel tartışma öğretmenin yerini alacak mı, sorusu. Dünyada da Türkiye’de de herkes diyor ki ‘hayır’ ama öğretmenin rolü bir rehber rolüne doğru evrilecek. Öğrencinin, öğrenme sürecinin bireyselleşebildiği bir alanda öğretmenin rolü, öğrencinin o teknolojiyi, o araçları doğru, etik bir şekilde kullanması, risklerini bilmesi, oradan gelen sonuçları eleştirel yaklaşabilmesi, oradan aldığı bilgilerle sadece bir işin gerçekleştirmesi değil, orada zihinsel tembelleşme sürecine engel olarak bu araçları öğrenme süreçlerinde etkin ve doğru bir şekilde kullanabilmesidir. Öğretmenlerimizin bu becerileri kazanabilmesi için bizim iki senedir yürüttüğümüz ve geçen hafta kapanış konferansını yaptığımız Öğretmen Eğitimi Dijital Ekosistemi Projesi. Biz, ilk olarak dijital öğretmen yeterliklerini belirledik. Şimdi yetkinlik dediğimizde bu tür beceri çerçevelerinde Türkiye’de genel bir kullanımımız var. Üç kademeye ayırıyoruz. Farkındalık, işlevsellik, eylemsellik. Örneğin böyle bir şeyin olduğunu biliyor ve bunu aktif kullanıyor ya da bunu kullanıyor ama artık bununla katma değerini üretiyor. Bunu diğer araçlarla birleştiriyor ve öğrenme süreçlerine entegre ediyor. Bununla ilgili ayrıca üretim yapabiliyor. Şimdi dijital yetkinlik çerçevesinde biz, öğretmenlerimizin on temel başlıkta dijital yetkinlik çerçevesini tanımladık. Bu çerçeveye yönelik eğitim içerikleri hazırlandı. Biz, 10 yetkinlik başlığına dair farkındalık ve işlevsellik düzeyinde hem çevrim içi etkileşim ve öğretim içerikleri hazırladık hem de bunlara yönelik uygulama rehberleri, kılavuzları ve buradaki dijital araçlara yönelik örnek materyaller hazırladık. Buradaki öğretmenlerimizin hemen hemen hepsi Kasım ayında ara tatil seminer döneminde hazırlık 1. ve 2. modülü aldı. Bu, öğretmen eğitiminde ciddi bir dönüşümün ilk adımıydı. Daha önce de etkileşim içerik hazırladık ama bu kapsamda bir öğretmen eğitim dijital içeriğini için öğretmenler tarafında mevcut durum tespitini yapan bir ön değerlendirme modülüyle süreç boyunca pek çok 380 parametreyle o öğrenme etkinliğini sizler yaparken sizin öğrenme sürecinizi takip ettiğimiz bir veri analiziyle ve öğrenme sürecinin sonunda bu eğitimin gerçekten alınıp da bir beceriye dönüştüğünü ölçtüğümüz bir portföy değerlendirmesiyle, bir proje değerlendirmesiyle ve bu proje değerlendirmesinin bizim geliştirdiğimiz, eğittiğimiz öğretmenlerimiz eliyle yapılmasıyla Türkiye’de aslında alanında ilk bir dijital öğretmen eğitim içeriğini hazırladık ve sunduk. 940 bin öğretmenimiz o seminer döneminde bu eğitimi aldı” ifadelerini kullandı.

Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise, dijitalleşmenin eğitimde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Bilgiye ulaşan değil yöneten, teknolojiyi kullanan değil üretenlerin başta olduğu ve toplumları yönlendirdiğini hep birlikte şahit oluyoruz. Bizlerde istiyoruz ki bu değişim ve dönüşüm içerisinde geleceğimizin teminatı olan öğrencilerimizin bu değişim ve dönüşüme ayak uydurarak ülkemizin Türkiye yüzyılı vizyonu doğrultusunda hedeflerini, ideallerini, hayallerini gerçekleştirmesini istiyoruz. Onun için sadece bilgiye ulaşan değil, sadece ezberleyen değil, düşünen, sorgulayan, araştıran, üreten bireyler yetiştirmek istiyoruz” dedi.

Konuşmaların ardından Eğitim Teknolojileri Uzmanı Ebru Karayel Çınar ve Gazi Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretimi Teknolojileri öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk Özdemir, sunumlarını gerçekleştirdi.

Çalıştayda konunun uzmanlarınca eğitimde dijital dönüşüm ve gelecek teması, Türkiye yüzyılı maarif modelinin öngördüğü sistem okuryazarlığı yaklaşımı, 21. yüzyıl becerilerinin geliştirilmesi ve eğitimde güçlü bir dijital ekosistemin oluşturulması konuları ele alınacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin