Meyveş Nine'nin Dünyalı olduğuna inanmıyorlar - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
22 Kasım, 2023 14:28 tarihinde yayınlandı
0
0

Meyveş Nine’nin Dünyalı olduğuna inanmıyorlar

Filmlere konu olabilecek esrarengiz bir olay yaşanıyor. Önce uzaylı olduğuna inandılar, sonra adına vakıf kurdular.

Trabzon’un Sürmene ilçesinde 58 yıl önce hayatını kaybeden ve ölümünden sonra Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) uzaylı olduğuna inanılan Meyveş nine gizemini koruyor.

Trabzon’da resmi kayıtlara göre 1879 yılında dünyaya gelen Meyveş Morçol’un uzaylı olduğunun hikayesi, torunu olan ve ABD’de NASA’da görev yaptığı yıllarda “yıldız number” adı verilen formülü ile tanınan Prof. Dr. Alaattin Yıldız’ın ninesini ünlü UFO Bilimcisi Prof. Dr. Derek Cooper’e anlatması ile başladı. Cooper ve çalışma arkadaşları Meyveş ninenin doğduğunda uzaylılar tarafından değiştirilen bir kişi olduğunu iddia ederek, Meyveş nineyi universal mother (Evrensel Anne) ilan etti. O yıllarda adına konferanslar düzenlenen, ABD’li UFO tutkunları tarafından anıt mezar yaptırabilmek için fon oluşturulan Meyveş ninenin adına ülkenin San Diago kentinde de örgüt kuruldu. Yıllardır gizemini koruyan Meyveş ninenin mezarını son olarak 2004 yılında UFO anıtı yapmayı düşünen ABD’li bilim adamı Ufolog Derek Cooper, Alaatin Yıldız ile birlikte ziyaret etti. 130 yıl yaşadığı iddiasıyla dünya gündeminde sıkça yer alan Meyveş nine, torunu Alaattin Yıldız’ın 2008 yılında vefat etmesinin ardından gizemi ile birlikte unutulmaya başladı. Alaatin Yıldız, Sürmene ilçesinde yaşadığı evin yanında mezarı bulunan babaannesi Meyveş Morçol’un yanına defnedilirken, babaanne ve torununun mezarı bir süre ziyaretçi akınına uğradı. O yıllarda İslami usulleri uygun şekilde yapılan mezarların üzeri bir süre sonra kapatıldı. Alaattin Yıldız’ın mezarının kazıldığının görülmesi üzerine yakınları tarafından mezarların üstü taş ile kapatılırken, Alaattin Yıldız’ın vasiyetinde ABD’den gelerek mezarında DNA araştırma yapılmaması için mezarının kapatılmasını istediği öğrenildi.
İlçenin Orta mahallesinde bulunan mezarın bakımını üstlenen Kazım Öztürk, Meyveş ninenin 90’lı yıllarda Amerika’da yılın annesi seçildiğini belirterek, “Meyveş nine bizim bildiğimiz kadarıyla çok iyi birisiymiş. Torunlarından biri olan Alaattin Yıldız, NASA’da çalışıyordu. 90’lı yıllarda Meyveş nine Amerika’da yılın annesi seçildi. O zamanlar Meyveş ninenin mezarını ziyaret etmek için binlerce kişi gelecekti ancak o zamanki şartlar nedeniyle o iptal olmuştu. Mezarın hemen yanındaki evde yaşamışlar. Meyveş ninenin yaşadığı evin içerisini müze haline dönüştürmeye çalıştılar. Kesinlikle satış yapmıyorlar. Vakıfları var” şeklinde konuştu.

“Alaattin Yıldız’ın zekasını babaannesinden aldığı düşünülünce ona burada Uzaylı Meyveş Nine denilmiş”
Mahalle sakinlerinden Emine Kulaç ise mezarı ziyaret etmek için o yıllarda yurtdışından vatandaşların geldiğini belirterek “Büyüklerimiz bize anlattığına göre Meyveş nine zamanında şifa dağıtırmış. Daha öncesinde mahallesinde kırık çıkığı olan bir hastalığı olan Meyveş nineden öğüt alırdı diyebiliriz. Örnek bir insanmış. Mezarlar daha öncesinde İslami usulleri uygun yapılmış. Daha sonrasında bir sabah kalktıklarında mezarın kazıldığı gördüler. Zaten daha öncede Alaattin Yıldız’ın vasiyetinde biz öldükten sonar mezarımızın üstünü kapatın. Amerikalılar gelip burada bir DNA araştırması yapmasın onu engellemek amacıyla mezarımın üzerini kapatın demiş. Daha sonrasında onu haklı çıkartacak olay olunca mezarın üstü bu şekilde kapatıldı. Alaattin Yıldız, Meyveş ninenin torunuydu. Alaattin Yıldız’ın NASA’da bir buluşu olmuş. Bu zekasını nereden almıştır araştırmasına girilmiş. Alaattin Yıldız’ın zekasını babaannesinden aldığı düşünülünce ona burada Uzaylı Meyveş Nine denilmiş. Alaattin Yıldız’ın o dönem çok önemli bir buluşu olmuş. Mezarını ziyaret etmek için yurtdışından gelenler oluyormuş” dedi.

“Uzaylı dendi, ışıklar görüldü dendi bunların hiçbiri doğru değil”
Mahalle sakinlerinden Özlem Kulaç ise “Meyveş ninenin mezarı tek başınaydı. Sonrasında anıt mezarına dönüştürülmek istendi. Bir dernek kuruldu. ‘Uzaylı’ dendi, ‘ışıklar görüldü’ dendi bunların hiçbiri doğru değil. Bizde isterdik burada böyle bir hikaye olsun. Buradaki araziler vakfa bağışlanmış. Meyveş ninenin yaşadığı ev müzeye dönüştürülmek istenmiş ama öyle kalmış” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay