Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
31 Ocak, 2018 14:25 tarihinde yayınlandı
0

Kurslar Bitti, Konferans Başladı

27-31 Ocak 2018 tarihleri arası  kurslarla başlayan ve Türkiye’nin dört bir yanından binlerce akademisyen, kamu kurum teknik personeli ve yöneticileri, bilişim firmaları, öğrenciler ve bilişime ilgi duyan birçok ziyaretçinin katıldığı “Akademik Bilişim 2018’in” 31 Ocak-2 Şubat tarihleri arası yapılacak olan Konferans açılışı gerçekleştirildi

TÜBİTAK-Ulakbim ve İnternet Teknolojileri Derneğinin desteğinde her yıl farklı bir üniversitede düzenlenen ve bu yıl Karabük Üniversitesinin ev sahipliğini yaptığı Akademik Bilişim 2018’in konferans açılışı yapıldı.

Konferansın açılışına; Karabük Valisi Kemal Çeber, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, protokol üyeleri, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden akademisyenler, daire başkanları, bilişim uzmanları ve öğrenciler katıldı.

Türkiye’nin bilişim alanındaki en büyük organizasyonu olan ve iki kısımdan oluşan Akademik Bilişim 2018’in birinci kısmı 4 gün boyunca devam eden kurslarla tamamlandı. Verilen kurslar süresince, tüm üniversitelerin ve kamu kuruluşlarının, bilgi işlem yönetici ve teknik personelleri, bilişim sektöründe çalışanlar ve bu alanlarda okuyan öğrenciler olmak üzere, yaklaşık 1500 kursiyer, 50 farklı alanda eğitim aldı. Bugün ikinci kısmının başladığı konferans ile birlikte Cuma gününe kadar, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden gelen bilim adamları, çoğunluğu değişik üniversitelerden gelen bilgi işlem yönetici ve teknik personelleri ile bilişim firması temsilcilerine, seminerler verecek.

REKTÖR PROF. DR. REFİK POLAT: “KARABÜK ÜNİVERSİTESİ BİLİŞİM VE TEKNOLOJİ ALANINDA ORGANİZASYONLAR YAPMAYA DEVAM EDECEK”

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat yaptığı konuşmada, Karabük Üniversitesi olarak bu sene 20.si düzenlenen Akademik Bilişim konferansına ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Karabük Üniversitesinin bilişim ve teknoloji alanında yapmış olduğu etkinlikler hakkında bilgi veren Polat; “Karabük Üniversitesi olarak bu tür organizasyonlar yapmaya devam ediyoruz ve devamda edeceğiz. Özellikle teknoloji konusunda geçen dönem Endüstri 4.0 kongresi yaptık. Önümüzdeki ekim ayında ise Güney Kore, Malezya, Bangladeş ve Türkiye’den dört üniversitenin ortaklaşa yapacağı I. Uluslararası Siber Güvenlik Kongresine ev sahipliği yapacağız. Bu kongrede bilişim dünyasının güvenlik alanıyla ilgilenen bütün akademisyenleri, uzmanları buraya davet etmek istiyorum. Akademik Bilişim 2018”de yaklaşık olarak 5 bin’in üzerinde katılımcı yer alıyor. Umarım Karabük’ten ve Üniversitemizden memnun kalırlar.” diye konuştu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKAN YARDIMCISI MEHMET CEYLAN: “TÜRKİYE’DE İNTERNET KULLANIMI 2007 YILINDA YÜZDE 30 İKEN, 2017 YILINDA YÜZDE 67’YE ÇIKMIŞTIR”

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan ise ülkemizin dijitalleşme ve e-devlet konusunda gelmiş olduğu gelişmeler hakkında detaylı bilgi verdi. Ceylan, ülkemizde e-devlete geçiş döneminin özellikle 1980’lerin ikinci yarısından itibaren uygulanan politikalar ile başladığını belirterek 2000’li yıllarda e-devlet uygulamalarının daha ciddi şekilde devlet politikaları içerisinde yer aldığını söyledi.
Ülkemizde tüm vatandaşların e-devlet hizmetlerinden yararlanabilmesi için bilişim okuryazarlığını artırıcı çalışmalar yapıldığını ifade eden Ceylan, “Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı Bilgi Toplumu İstatistikleri Raporuna göre; vatandaşlarımızın internet kullanım oranı 2007 yılında yüzde 30 iken 2017 yılına gelindiğinde bu oran yüzde 67’ye çıkmıştır. 2017 yılında internet kullanan vatandaşlar tarafından kamu kurum ve kuruluşlarının e-devlet kapısı üzerinden sunduğu hizmetlerin kullanım oranı yüzde 41.3’tür ve elektronik ortamda sunulan bu kamu hizmetlerinden faydalanan vatandaşlarının memnuniyet oranı 2007 yılında yüzde 64,1 iken 2017 yılında yüzde 95’e çıkmıştır. 2016 yılı e-devlet kalkınma verilerine göre ülkemiz 193 ülke içerisinde 68. Sırada ve dünya sıralamasının üzerindedir.” diye konuştu.

KARABÜK VALİSİ KEMAL ÇEBER: “BİLİŞİM SEKTÖRÜNDE EN İYİ OLMAK ZORUNDAYIZ”

Vali Kemal Çeber ise konuşmasında Karabük Üniversitesinin bilim merkezi olma yolunda daha emin ve sağlam adımlarla ilerlediğini ifade etti. Vali Çeber, teknolojinin günümüz dünyasında çok hızlı ilerlediğini belirterek “Bilgi güçtür. Dünya artık bilginin gücü üzerinde idare edilmektedir. Bu güç bilişim ve internet ile şekillenmektedir. Biz bundan kaçamayız. Bu sektörde en iyi olanlardan olmak zorundayız. Hatta en iyi olmak zorundayız. Bu programın ilimizde ve üniversitemizde olmasından dolayı memnuniyetimi dile getirmek istiyorum” dedi.

Konferansın açılışında konuşan İletişim Teknolojileri Derneği Üyesi Dr. Atilla Özgit akademik bilişim konferansının ilkini 1999 yılında ODTÜ’de gerçekleştirdiklerini belirterek, “Üniversitelerde akademik camialarda internet ve bilişim teknolojilerinin kullanılması çok önemliydi ve bunun da Anadolu’da yaygınlaşması gerekiyordu. Bu nedenle Akademik Bilişimin ilkini ODTÜ de yaptıktan sonra büyük çoğunluğunu Anadolu’nun değişik üniversitelerinde gerçekleştirdik. Bu yılkini de Karabük’te yapıyoruz.” diye konuştu.

İletişim Teknolojileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ufuk Çağlayan ise yaptığı konuşmada, akademik bilişim konferansları hakkında bilgi vererek, “Akademik Bilişimde eğitimler, kurslar başlattık. Karabük Üniversitesi ve diğer üniversiteler işin önemini kavrayıp bu gibi eğitimlere çok ciddi destek verdiler. Eğitimler öğrencilerimize ücretsiz verilmektedir. Akademik Bilişim, Türkiye’de yapılan en önemli ücretsiz eğitim faaliyetlerinden biridir. Kalite konusunda da sürekli kendimizi geliştirmek için çalışıyoruz.” dedi.

Konferans süresince Türkiye’nin en prestijli bilişim ve teknoloji firmaları; Karabük Üniversitesi fuaye alanında açılan stantlarda ürünlerini tanıtacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay