‘Koroner BT anjiyografi ile kalp damar hastalıkları erken teşhis edilebilir’ - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Kasım, 2024 16:07 tarihinde yayınlandı
0
0

‘Koroner BT anjiyografi ile kalp damar hastalıkları erken teşhis edilebilir’

Koroner arter hastalığının dünyadaki ölümlerin en sık nedeni olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, “Çok kesitli bilgisayarlı tomografi (BT) teknolojisinin gelişmesi ve bu konuda tecrübenin artması ile birlikte, koroner BT anjiyografi kalp damar hastalıklarının tanısında kullanılabilen güvenli bir yöntem haline gelmiştir” dedi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Yaşan, koroner BT anjiyografi hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Koroner BT anjiyografinin en önemli avantajının çok hızlı olarak yapılabilmesi olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yaşan, “Üstelik hasta açısından son derece konforludur, hastanede yatış gerektirmemektedir. Ayrıca kalp damar duvarının değerlendirilebilmesi, kritik darlık olmasa bile damar duvarındaki yağ plaklarının içeriğini göstermesi BT anjiyografinin en önemli üstünlükleridir” ifadelerini kullandı.

“Koroner BT anjiyografi 1 dakika içinde çekilebilir”

Çekim sırasında hastaya otomatik enjektör ile yüksek hızda damardan (serum verilmesi için kullanılan basit damar yolu kullanılır) kontrast madde enjeksiyonu yapıldığını söyleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Çekim süresi genellikle 1 dakikayı geçmez. Öncesinde hastanın kalp hızı yüksek değilse bir hazırlık da gerektirmeyen pratik bir yöntemdir” açıklamasında bulundu.

“Risk grubunda olup şikâyeti olmayan hastalar en sık kullanılan grup”

Şikâyeti olmayan ancak koroner arter hastalığı açısından risk faktörü taşıyan hastaların (sigara kullanan, şeker veya tansiyon hastalığı olan, ailesinde erken yaşta kalp krizi ya da ani ölüm olan hastalar) koroner BT anjiyografinin en sık kullanıldığı hasta grubu olduğunu belirten Uzm. Dr. Yaşan, “Düşük ve orta riskli olup atipik şikâyetleri olan hastalarda da koroner BT anjiyografi kullanımı ile kalp damar hastalığı dışlanarak gereksiz invaziv anjiyografi yapılmasının önüne geçilebilir. Daha önce koroner By-Pass ameliyatı olmuş ya da stent takılmış ve damarlarda ya da stentlerde yeniden tıkanıklık şüphesi olan düşük riskli hastalarda güvenle BT anjiyografi uygulanabilir. Kalbi besleyen koroner arterler dışında aort, damarını değerlendirmek amacıyla da kullanılabilir” diye konuştu.

“Çekim sonrası bol su tüketilmeli”

Çekim sonrası kullanılan kontrast maddenin dışarı atılımını kolaylaştırmak amacıyla bol su tüketilmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Yaşan, “Bunun dışında kişiler normal hayatlarına devam edebilirler” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay