Reklam
Reklam
kokarca istilasina karsi samuray arisi uretimi 10 katina cikarildi ZCF8KbV6
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ekim, 2024 20:15 tarihinde yayınlandı
0

Kokarca istilasına karşı samuray arısı üretimi 10 katına çıkarıldı

Samsun’daki Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nda üretilen 207 bin samuray arısı, istilacı kahverengi kokarca böceğinin popülasyonunu baskı altına almak amacıyla 34 şehirde doğaya salındı.

Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesinde 2023 yılında üretilen 20 bin ’trissolcus japonicus’ (samuray arısı) sayısı 2024 yılında 207 bine çıktı. Şu ana kadar 34 ilde doğaya bırakılan samuray arıları birçok meyve ve sebzeye zarar veren kahverengi kokarcanın popülasyonu ile mücadele ediyor.

Samsun’daki Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Biyolojik Mücadele Laboratuvarı’nda kahverengi kokarca ile mücadele yöntemleri üzerine çalışılmaya devam ediliyor. 2023 yılında bu laboratuvarlarda üretilen 20 bin samuray arısı Rize ve Artvin illerinde doğaya salınmıştı. 2024 yılında kahverengi kokarcanın popülasyonun artması çalışmaları da hızlandırdı. Enstitü tarafından üretilen 207 bin samuray arısı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri hariç diğer bölgelerdeki 34 şehirde doğaya salındı.

“Samuray arılarının 3 yıl içinde doğada sayılarının artmasını bekliyoruz”

Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nde görevli Ziraat Mühendisi Eşref Yavuz, “Kahverengi kokarca, ekim ayı başları itibariyle ev, depo, odunluk gibi kapalı alanlarda diyapoz dönemini geçirmektedir. İlkbaharda ise hava sıcaklarının yükselmesiyle beraber bulunduğu kışlak ortamlardan çıkarak beslenmeye ve çiftleşmeye başlamaktadır. Kahverengi kokarca ile mücadelede entegre mücadelenin tüm unsurlarını kullanmak oldukça önemlidir. Bu unsurlar biyoteknik, kimyasal, mekanik ve biyolojik mücadeledir. Mekanik mücadelede kışlaklara yönelen böceğin evlerde toplanıp imha edilmesi büyük önem arz etmektedir. Kimyasal mücadelede açık alanlarda, tarla, bahçe gibi alanlarda bitki koruma ürünleri kullanılabilir. Biyolojik mücadelede ise samuray arısını kullanmaktayız. İlk olarak samuray arısı 2022 yılında İtalya’dan ülkemize getirildi. 2023 yılında Artvin ve Rize’de 20 bin adet doğaya bırakıldı. 2024 yılı içerisinde 34 şehirde yaklaşık 207 bin samuray arısı doğaya bırakılarak biyolojik mücadeleye devam etmekteyiz. Yaklaşık 3 yıl içinde samuray arılarının doğada gözle görülebilir şekilde artmasını bekliyoruz. Samuray arısı doğada kahverengi kokarcanın yumurtalarını bularak bu yumurtaları içerisine kendi yumurtalarını bırakıyor. Bu şekilde kahverengi kokarca böceğinin popülasyonunu baskı altına alıyor” dedi.

Fındık, kivi, Trabzon hurması, turunçgil, elma, armut, şeftali, böğürtlen, üzüm, mısır, fasulye, biber, domates, kabak, hıyar gibi birçok sebze ve meyve gibi 300’den fazla bitkide zarar yapabilen istilacı bir tür olan kahverengi kokarcanın popülasyonunu azaltmak için çalışmalar devam ediyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin