Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

Klimayla gelen gizli tehlike: Yüz felci

Sağlık Yayın: 16.07.2023 16:50 |Güncelleme:21.09.2023 11:01
Klimayla gelen gizli tehlike: Yüz felci

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Selin Turan, klimalara bağlı ani ve yapay serinlemenin yüz felcini tetiklediğini belirterek, “Artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının yanlış uygulanması, kas krampları, kas tutukluluğu, solunum yolu başta olmak üzere özellikle yüz felcine sebebiyet vermektedir” dedi.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Selin Turan, klimalara bağlı ani ve yapay serinlemenin yüz felcini tetiklediğini belirterek, “Artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının yanlış uygulanması, kas krampları, kas tutukluluğu, solunum yolu başta olmak üzere özellikle yüz felcine sebebiyet vermektedir” dedi.

Yaz aylarının gelmesi ile birlikte klima ile serinlemeye olan ihtiyaç artış gösteriyor. Sıcak ortamda terleyen boyun, sırt ve bel bölgesi yapay serinlemeye ve ani soğuk havaya maruz bırakıldığında kas spazmlarına ve buna bağlı gelişen ağrılar ortaya çıkabiliyor.

“18 ile 18 gibi düşük dereceler serinlemek için uygun değildir”

Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Uzmanı Dr. Selin Turan, “Artan sıcaklıklarla birlikte klima kullanımının yanlış uygulanması, çeşitli hastalıklara davetiye çıkartmaktadır. Kas krampları, kas tutukluluğu, solunum yolu başta olmak üzere özellikle yüzün belli bir yarısına, kulak arkasına, boyna teması sonucunda yüz felcine sebebiyet vermektedir. Bunu önlemek için klima kullanırken bazı noktalara dikkat etmek gerekmektedir. Banyodan, duştan, havuzdan sonra ıslak saçlarla, soğuğa maruz kalınmamalıdır. Terledikten sonra klimalı fanına direkt maruz kalınmamalıdır. Arabaya bindiğimizde arabanın kliması hemen çalıştırılmamalı. Camlar açıldıktan sonra hava sirkülasyonu sağlandıktan sonra ortam ısısı, kademeli olarak düşürülmelidir. 18 ile 18 gibi düşük dereceler serinlemek için uygun değildir. Bu 22 ile 23 derecelerde fan en düşük akımda olacak şekilde serinleme sağlanmalıdır” dedi.

“Yazın klima ve diğer soğutuculara direkt maruziyet yüz felcini tetiklemektedir”

Yüz felcinin belirtilerini sıralayan Dr. Selin Turan, “Kışın soğuk hava, rüzgara maruziyet, üst felcini tetiklerken, yazın klima ve diğer soğutuculara direkt maruziyet, yüz felcini tetiklemektedir. Yüz kaslarının bazılarında ya da yüz tamamında hareketsizlikle birlikte belirmektedir. Hasta gözünü tam olarak kapatamaz ağız kenarında düşüklük olur. Ağız salyasının akma durumu olur tam olarak gülümseyemez. Gözünü kapatır ama tam bir kapanım sağlanamaz. Böyle bir durumda direkt sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve tedavisi hemen başlanmalıdır” şeklinde konuştu.

“Yüz felci oluştuktan sonra direkt bir sağlık kuruluşuna başvurmalı”

Yüz felcinin tedavi edilebileceğini belirten Turan, “Yüz felci, beyin kaynaklı olduğu zaman yüzün sadece alt tarafında tutulum olur. Tutulum olduğu zaman yüzün sadece tüm alnı da içine alacak şekilde yüz yarısında meydana gelmektedir. Eğer beyin içinden kaynaklanan bir hadiseden oluyorsa ona yönelik bir tedavi yapılır. Diğerinde de işte nöroloji doktoru, kulak, burun, boğaz, doktoru gördükten sonra gerekli ilaç tedavisi, vitamin, gerekirse tedavi başlanıp takip edilir. 3 hafta içinde genellikle hastalar tamamen eski haline dönmektedir. Yine devam edecek olursa da, fizik tedavi rehabilitasyon egzersiziyle birlikte hastaların tedavisi sürmektedir. Yüz felci oluştuktan sonra direkt bir sağlık kuruluşuna başvurmalı hasta. Gerekli ilaç tedavisi, antiviral tedavi, vitamin tedavisi, basit yapabileceği egzersiz tedavisi verilir. Genellikle 3 hafta içerisinde eski haline dönüş sağlanmaktadır. Yine yüz felcinde devamlılık söz konusu olduğu zaman, fizik tedaviyle birlikte tama yakın iyileşme sağlanmaktadır” diye konuştu. (İHA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Kurban Bayramı’nda ‘kene’ riski artıyor

Sağlık Yayın: 14.06.2024 20:37
İhlas Haber Ajansı

Kurban kesimi sırasında gerekli önlemler alınmazsa hayvanlarda bulunan kenelerden insanlara KKKA (Kırım Kongo kanamalı ateşi), riketsiya, tularemi, lyme hastalığı, kist hidatik, şarbon ve çeşitli bakteriyel hastalıkların bulaşabildiğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, “Kurban Bayramı dönemlerinde hayvanlarla temasın ve kesimin artması, bu tür hastalıkların yayılma riskini artırmaktadır” dedi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Kurban Bayramı’nda kene ısırmalarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Hayvancılık ve hayvan kesimiyle uğraşan celepler, kasaplar, mezbaha çalışanları ve veterinerlerin KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) açısından yüksek risk altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, “Virüs hayvanlarda belirti göstermese de yeterli önlem alınmadan yapılan hayvan bakımı veya kurban kesimi sırasında insanlara bulaşabilir. Kurban kesimi, belirlenen yerlerde veya mezbahalarda işin ehli kişiler tarafından yapılmalıdır. Kesim yapacak kişilere enfeksiyonların bulaşmasını önlemek konusunda eğitim verilmesi büyük önem taşır” şeklinde konuştu.

“Kurbanlıkların sevki”

Yurt içi hayvan hareketlerinin Kurban Bayramı öncesinde arttığını vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, “KKKA hastalığının sık görüldüğü bölgelerden başka bölgelere hayvanlar aracılığıyla KKKA virüsü taşınabilmektedir. Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile izole edilmelidir. Özellikle ilaçlanması gereken hayvan grubu büyük baş hayvanlardır, veteriner hekim kontrolünde büyük baş hayvanların keneye karşı ilaçlanmaları KKKA virüsü taşıyan kene popülasyonunu azaltacaktır. Hayvan pazarlarına getirilen kurbanlıklar kene riskine karşı veteriner hekimler tarafından kontrol edilmelidir. Belirlenen yerler dışında kurbanlık alım satımı yapılmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“Kesim sırasında alınması gereken önlemler”

Kesim sırasında kan ve hayvanın vücut sıvılarından bulaşmayı önlemek için sıvı geçirmez önlükler ve kalın eldivenler kullanılmasını öneren Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Kesim sırasında yaralanmamaya dikkat edilmelidir. Derinin hayvandan ayrılması sonucunda beslenme olanağı kaybolan keneler yeni bir konak arayışına girecektir. Bu yüzden hayvan derisine çıplak elle dokunulmamalıdır. Kesim sonrası enfekte olduğu düşünülen atıklar derine gömülerek imha edilebilir. Deriler usulüne uygun olarak tuzlanmalıdır” dedi.

“Yol kenarlarında ve bahçelerde kesim yapılmamalı”

Kesim işlemlerinin uygunsuz olarak yol kenarlarında veya bahçelerde yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu durum hayvanlardan insanlara enfeksiyonların bulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Atıklar açık alanda bırakılmamalı, derine gömülerek imha edilmelidir. Bu atıkların evcil ve yabani hayvanlar tarafından tüketilmesi önlenmelidir. Bu amaçla kesim alanı ve çevresinde, evcil ya da sokak hayvanlarının girmesi engellenmelidir. Alınan bu önlemler, hayvanlardan insanlara bulaşan diğer hastalıkların da geçişini önleyecektir” şeklinde konuştu.

“Kenelerden korunma yolları”

Kenelerin vücutta kaldığı süre arttıkça hastalanma riskinin de arttığına değinen Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Bu nedenle keneler mümkün olduğunca erken çıkarılmalıdır. Vücuda tutunmuş kenelere çıplak elle dokunulmamalı, kopartılmaya veya ezilmeye çalışılmamalıdır. Keneler, bir pens veya bu amaçla kullanılan benzeri aletlerle çıkarılabilir. Eğer kişi bu şekilde keneyi çıkaramazsa, vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve kene çıkarılmalıdır” dedi.

“Ateş, halsizlik, kas ağrısı ve kanama varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalı”

Kene tutunması veya hayvan teması sonrasında yapılabileceklere dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ağrısı ve kanama gibi şikâyetler varsa, mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Kenelere çıplak elle dokunulmamalıdır”

Kenelerle mücadelede parkların ilaçlanması yaygın bir yöntem olarak düşünülse de bu uygulamanın çevre dengesini bozabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, “Parklarda görülen keneler genellikle köpek kenesi olup, KKKA taşımazlar ancak başka mikroorganizmaları taşıyabilirler. Şehirlerde sokak köpeklerinin kontrolsüz olması bu tür kene popülasyonunun artışına neden olmaktadır. Geniş park alanlarının ilaçlanması ile kene eradikasyonu sağlanamamaktadır. Bu yüzden şehirlerdeki park ve bahçelerin ilaçlanması önerilmemektedir. Parklarda dolaşan evcil köpekler eve dönüşte kene yönünden kontrol edilmelidir ve hayvanlardaki kenelere çıplak elle dokunulmamalıdır” şeklinde konuştu.

“Kanatlı hayvanlar kenelerin beslenmesi için iyi bir konak görevi görür”

Kene popülasyonunu azaltmak için doğaya salınan kanatlı hayvanların (keklik, beç tavuğu, sülün vb.) aksine kenelerin beslenmesi için iyi bir konak görevi gördüğünü işaret eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, bu yüzden bu tür yaklaşımların kene sayısının azaltılması yerine artmasına da neden olabileceği uyarısında bulundu.