KBÜ’de Cumhuriyet Paneli Düzenlendi - Karabük Haber Postası
yyyyyyyyyy
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
29 Ekim, 2025 11:34 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ’de Cumhuriyet Paneli Düzenlendi

Karabük Üniversitesinde düzenlenen panelde, Cumhuriyetin 102. yılı bilim, yönetim ve sanat ekseninde değerlendirildi. Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, Türkiye Yüzyılı vizyonunun bilimin rehberliğinde inşa edileceğini söyledi.

Cumhuriyetin 102. yılı etkinlikleri çerçevesinde Karabük Üniversitesi (KBÜ) tarafından “Cumhuriyetten Türkiye Yüzyılı’na: Egemenlik, Yönetim ve Sanat” paneli düzenlendi.

15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğe KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni, Karabük Cumhuriyet Savcısı Oğuz Yılmaz, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhittin Kapanşahin, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ersin Müezzinoğlu, akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.

 “CUMHURİYET, MİLLETİMİZİN AZİM VE KARARLILIĞININ ESERİDİR”

Panelin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, Cumhuriyet’in Türk milletinin büyük fedakârlıklarıyla inşa edilmiş bir eser olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Millî Mücadele döneminde gerçekleşen cansiperane mücadele, çok çeşitli zorluklar karşısında milletimizin azmini ve kararlılığını göstermektedir. Bu azim ve kararlılık sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’mizin kurulduğunu ve millet olarak bu cumhuriyete, bu devlete sahip çıkıldığını görüyoruz.”

Rektör Kırışık, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde ilan edilen Cumhuriyetin, milletin kendi geleceğini belirlediği bir dönüm noktası olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün artık yeni dünya düzeninde millet egemenliğine dayalı bir sistemin kurulması kararıyla birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan ederek bütün dünyaya milletin egemenliğini benimsediğini ilan etmiştir.”

“ON ALTI BÜYÜK DEVLET KURAN TÜRK MİLLETİ, BİR BÜYÜK DEVLETİ DAHA KURMUŞTUR”

Rektör Kırışık, Türk tarihindeki köklü devlet geleneğine dikkat çekerek, “On altı büyük devlet kuran Türk milletinin, bir büyük devleti daha kurarak Türkiye Cumhuriyeti’ni hayata geçirdiğine şahit oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Devletin temelinde milletin egemenliğinin bulunduğunu vurgulayan Kırışık, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, milletiyle ve ülkesiyle bölünmez bir bütündür. Hiçbir ayrımcılık gözetmeden bütün vatandaşlarımızı Türkiye Cumhuriyeti kimliği ve bayrağı altında sahiplenmek, onlara gereken değeri vermek zorundayız.” dedi.

“TÜRKİYE YÜZYILI BİLİMİN, ÜRETİMİN VE İLERLEMENİN YÜZYILI OLACAKTIR”

Rektör Kırışık konuşmasında, Türkiye Yüzyılı vizyonunun bilim, kültür, sanat, eğitim ve teknoloji alanlarında küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini taşıdığını belirterek,

“Biliyorsunuz, Türkiye Yüzyılı ifadesi ilk defa Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanıldı. Bu kullanımda ana eksen, Türkiye’nin bilimde, eğitimde, üretimde, ekonomide, kültürde, sanatta, edebiyatta, her alanda dünyada en etkili güçlerden biri olduğu bir düzeye erişmektir.” dedi.

Gençlere de seslenen Kırışık, Türkiye Yüzyılı’nın bilimin ışığında inşa edileceğini vurgulayarak “Bilimde ne kadar ilerlersek, dünyanın sorunlarını o kadar kolay çözebiliriz, Türkiye’nin ihtiyaçlarını da o kadar kolay karşılayabiliriz.” diye konuştu.

“VATAN SEVGİMİZ, ÇALIŞMAKLA HAYATA GEÇMELİ”

Rektör Kırışık konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi:

“Vatan sevgimiz çalışmakla hayata geçmeli. Bilime dört elle sarılmak, geleceğe umutla bakmak zorundayız. Atalarımızdan aldığımız kültürü, değerleri geleceğe taşıyarak Türkiye Yüzyılı’nı bilimle inşa edebiliriz. İnşallah dünyayı bir barış ve kardeşlik adası haline getireceğimiz çalışmaları hep birlikte büyük bir inanç ve kararlılıkla sürdüreceğiz, adeta Millî Mücadele’de savaşan gazilerimiz, şehitlerimiz gibi bütün zorluklara rağmen çalışarak bunu başaracağız. Türkiye Yüzyılı’na Cumhuriyet ile birlikte ulaşacağız. Türkiye Yüzyılı’na inancımız daima artarak devam edecektir.”

CUMHURİYETİN DEĞERLERİ BİLİM, YÖNETİM VE SANAT EKSENİNDE ELE ALINDI

İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi öğretim üyeleri, “Cumhuriyetten Türkiye Yüzyılı’na: Egemenlik, Yönetim ve Sanat” ana teması çerçevesinde kapsamlı değerlendirmeler sunarak konuyu üç farklı başlıkta ele aldı.

Panelin moderatörlüğünü üstlenen İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurgün Koç, “Atatürk ve Milli Egemenlik” başlıklı sunumunda Cumhuriyetin temel değerleri ile millî egemenlik anlayışının tarihsel gelişimini anlattı. Koç, “23 Nisan 1920’de egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” ilkesinin resmileştiğini vurguladı. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde millî egemenlik bilincinin olgunlaştığını ifade eden Koç, “Cumhuriyetin ilanı, sadece bir yönetim değişikliği değil; millet iradesinin taçlandırılmasıdır.” dedi.

Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Özçağlar da “Cumhuriyet Dönemi Türkiye’nin İdari Taksimatı” başlıklı sunumunda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan idari yapılanmayı ele aldı. Özçağlar, “Ülkemizi yönetebilmek için coğrafyayı, tarihi ve idari yapıyı iyi bilmemiz gerekiyor. Üzerinde yaşadığımız vatanı tanımadan sevemez ve yönetemeyiz.” diyerek coğrafyanın yönetimdeki önemini vurguladı.

Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bülent Oral ise “Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Sanatındaki Gelişmeler” konulu sunumunda Cumhuriyetin ilk yıllarında sanat alanında yaşanan dönüşümü değerlendirdi. Oral, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisinin kuruluşunun Türk sanatında yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirtti. Cumhuriyetin sanata bakışında Atatürk’ün liderliğinin belirleyici olduğunu ifade eden Oral, “Atatürk, sanatta liderlik yaparken ruh eğitimine de önem vermiştir. Türk gençliği, vatanını en çok seven bireyler olarak çalışmalı ve üretmelidir.” dedi.

Panelin sonunda, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Çepni katılımcılara teşekkür belgesi takdim etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay