KBÜ Tıp Fakültesi Mezunları hekimliğe ilk adımını attı - Karabük Haber Postası
kbu tip fakultesi mezunlari hekimlige ilk adimini atti 6669wKbx
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Haziran, 2025 00:37 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ Tıp Fakültesi Mezunları hekimliğe ilk adımını attı

Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) altı yıllık eğitimin akabinde tıp öğrencileri diplomalarını alarak hekimliğe birinci adımlarını attı.

Karabük Üniversitesi 2024-2025 Akademik Yılı mezuniyet merasimleri çerçevesinde 147 mezunun yer aldığı Tıp Fakültesinin mezuniyet programı Prof. Dr. Sadettin Ökten Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Törene; Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Solmaz ve Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ak, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan, İl Sıhhat Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Taylan Çebi, fakültedekanları, akademik ve idari işçi, öğrenciler ile aileleri katıldı.

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık merasimde yaptığı konuşmada, Karabük Üniversitesinin bilimsel muvaffakiyetler bakımından Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumlarından biri hâline geldiğini belirtti.

Sağlık bilimleri alanında kazanılan muvaffakiyetlerin üniversitenin eğitim kalitesini ortaya koyduğunu vurgulayan Rektör Kırışık, “Üniversite olarak hem sıhhat bilimlerinde hem de fen ve toplumsal bilimlerde önemli muvaffakiyetler elde ediyoruz. Türkiye birincilikleri yakalıyor, dünya birinciliklerini kentimize ve ülkemize kazandırıyoruz. Sıhhat bilimleri alanında elde edilen bu muvaffakiyetler, tıp fakültemizde sunduğumuz eğitimin dünya çapında bir kaliteye sahipolduğunu açıkça göstermektedir” dedi.

Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, konuşmasının devamında 6-7 Kasım 2024 tarihlerinde Karabük Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Sıhhat Bilimleri Şenliği “Sağlıkfest”e de değinerek, “Türkiye’de ve hatta dünyada birinci defa yapılan Sıhhat Bilimleri Şenliği, üniversitemizin sıhhat alanındaki yetkinliğini ve bilimsel altyapısını tüm dünyaya ilan etti. Bu cins yenilikçi ve vizyoner etkinliklerle Karabük Üniversitesi, yalnızca ulusal ölçekte değil, milletlerarası alanda da isminden kelam ettirmektedir” tabirlerini kullandı.

“Karabük Üniversitesi mezunu olmanın onurunu taşıyın”

Rektör Kırışık, öğrencilere hitaben yaptığı konuşmasında ise “Karabük Üniversitesi mezunu olmanın gururunu, onurunu, saygınlığını ve prestijini her ortamda taşıyın. Göğsünüzü gere gere ‘Ben Karabük Üniversitesi mezunuyum’ deyin ve bunu her yerde savunun. İnşallah siz kıymetli mezunlarımızla, ailelerinizle ve tüm milletimizle birlikte, Türkiye’de bilimin yüzyılını kuracak bir vizyonu tüm dünyaya hâkim kılacağız” ifadeleri yer aldı.

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ak ise öğrencilerin tıp eğitim sürecini büyük bir azimle tamamladıklarını belirterek,

“Öncelikle tıp seyahatinizin en tepesine ulaştığınız için her birinizi tebrik ediyorum. Sayısız gece nöbetleri, karmaşık tıbbi tabirler, birinci klinik dokunuşlar… Bu seyahat yalnızca bilgi edinmekle değil sabır, dayanıklılık, şefkat ve insanlığa hizmet aşkını öğrenmekle ilgiliydi. Hepinizi tekrar tebrik ediyor, meslek hayatınızda muvaffakiyetler diliyorum” biçiminde konuştu.

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan da konuşmasında, mezun olan öğrencilerin artık meslek hayatına adım attıklarını belirterek, “Sizler altı yıl evvel bir meslek değil, bir hayat biçimi seçtiniz. Hekimlik, hayat uzunluğu öğrenmeyi gerektirir. Beyaz önlüğün getirdiği sorumluluğu taşımalı, hasta ve doktor ortasına vicdan dışında hiçbir şeyin girmesine müsaade vermemelisiniz” dedi.

Konuşmaların akabinde dereceyle mezun olanlara muvaffakiyet evrakları takdim edildi. Fakülte birincisi Fatma Zehra Kılınç, ikincisi Gökçe Keskin ve üçüncüsüİrem Nas oldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.