Kastamonu Üniversitesi’nde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı etkinlikleri çerçevesinde “Filistin Arap ve İbrani Basının Gözünden Türk Milli Mücadelesi” adlı konferans düzenlendi.
Kastamonu Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ORDAM) tarafından Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun 100. yılı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen ve Kastamonu Üniversitesi Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleşen konferansta Filistin Arap ve İbrani Basının gözünden Türk Milli Mücadelesi anlatıldı.
Kastamonu Üniversitesi ORDAM tarafından düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapan ORDAM Müdürü Doç. Dr. Alaattin Dolu, ORDAM’ın geçtiğimiz yıllarda pandemi ve deprem nedeniyle yüz yüze yapılmayan etkinlikleri çevrimiçi olarak gerçekleştiklerini ve buna rağmen yoğun ilgi gördüğünü söyleyerek, ORDAM’ın önümüzdeki günlerde de çalışmalarına devam edeceğini ifade etti.
Ayrıca Doç. Dr. Dolu, 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan İsrail-Hamas Savaşı’nda dünya basınında bir bilgi çarpıtma olduğuna dikkat çekerek, yayıncılıkta adil tarafsız yayının bölgedeki masum halklar için çok önemli olduğunun altını çizdi.
Etkinlikte ayrıca, ORDAM tarafından geçtiğimiz yıllarda seminer veren katılımcılara katılım sertifikalarını takdim edildi.
ORDAM Müdürü Dolu’nun ardından konferansa konuşmacı olarak katılan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selim Tezcan, Filistin’de 1919 ile 1922 arasında yayımlanan Arapça ve İbranice beş gazetenin Türk Milli Mücadelesi’ne dair yorumlarını inceledi.
Arapça gazetelerden el-Karmil ile Miratü’ş-Şar’ın Kuvâyı Milliye’ye yakın ilgi göstererek hararetli bir destek verdiğini söyleyen Doç. Dr. Tezcan, İngiliz Mandası kabul süreci nedeniyle Şerif Hüseyin ve oğullarıyla hareket eden Hüseynî ailesine yakınlığı nedeniyle Millî Mücadele’ye karşı menfi olmasa bile çok daha mesafeli bir tutum benimsediğini ifade etti.
Aynı dönemde yayınlanan İbranice gazeteler Do’ar ha-Yom ve Haaretz’ın İngiliz Mandası’nın Anadolu’daki savaş sonuçlanmadan yürürlüğe girmeyeceği hesabıyla sabırsızlandığını dile getiren Doç. Dr. Tezcan, İbranice gazetelerin iki tarafın karşılıklı tavizlerde bulunmalarını ve Avrupa ülkelerinin barış için aracılık yapmasını salık verdiklerini ifade etti.
Etkinliğe, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinlik sonunda İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Pattabanoğlu, Doç. Dr. Selim Tezcan’a teşekkür ve katılım belgesi takdim etti.


Kastamonu’da “Filistin Arap ve İbrani Basının Gözünden Türk Milli Mücadelesi” adlı konferans düzenlendi
Yaş çay sezonuna sayılı günler kala üreticiler hazırlıklarını sürdürüyor
Rize, Artvin, Trabzon, Giresun ve Ordu’nun geçim kaynağı olan çayda yeni sezonun başlamasına sayılı günler kaldı.
2026 yılı yaş çay sezonuna hazırlanan üreticiler, çay bahçelerinin 10’da 1’ini budayarak kurallara uygun hale getirdi. Bahçe temizliklerini de yapan üreticilerin bir kısmı gübreyi çay sezonundan önce verirken, kalanını ise 1. sürgünün hemen ardından verecek. Özel sektör temsilcileri ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün alımlara başlamasıyla çay bahçelerine bu kez çay toplamak için girecek olan üreticiler, gözlerini bugünlerde açıklanacak çay taban fiyatına çevirdi.
“Kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor”
Bu yıl iklim şartları nedeniyle soğuktan etkilenen çay bahçeleri olduğuna dikkat çeken Türkiye Ziraatçılar Derneği Rize Şube Başkanı Müfit Akman, çayın kademeli olarak geldiğini dile getirerek, “Kampanyanın açılışına çok az bir zaman kaldı. Çay bahçeleri soğuklardan etkilense de gelen (olgunlaşan) yerler var. Bir miktar soğuğun etkilediği yerler var. Bu nedenle kademeli bir çay geçişi olacağa benziyor” dedi.
“Bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım”
Çay tarımının sürdürülebilirliği için müstahsillerin dikkatli olması gerektiğine vurgu yapan Akman, “Çayın sürdürülebilirliği için bazı tedbirlerin alınması ve yapılması lazım. Burada hem üreticilere hem işletmelere çok yük düşüyor. Bunlar önem arz ediyor. Öncelikle şu anda gübreleme sezonu bitti gibi. Bazı üreticilerimiz de çay patlattığı için, işte havalar yağışlı, birinci sürgünü toplayıp hemen akabinde atmak için bekliyor. Bu da doğru bir uygulama. Çay bitkisi üzerine Doğu Karadeniz’de özellikle kar yağan bir bitki olduğu için bir avantajımız var. Bu avantajı iyi değerlendirip, bizim kuru çayda da kaliteyi yakalamamız lazım. Üreticilerimiz gübre atarken maalesef ısrarla diyoruz set aralarına atın. Çay ocağının içerisine atmayın, değnekle vurmayın gibi uyarılarımız olmasına rağmen sahada yeni işte bugün de 5-6 bahçede ıslak olan çay bahçesine serpme şeklinde atılmış belli. Çay tamamen patlatmış, sürgünler yanmış. Bu da verim düşüklüğünü, kalitesizliği arttırıyor” ifadelerini kullandı.
“Kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor”
Budamalarını yapan üreticilerin bu hafta içerisinde ÇAYKUR’a bildirimde bulunması gerektiğini hatırlatan Akman, “Yerden yüksekliği 20 santimetreyi geçmeyecek şekilde her üreticinin kayıtlı olan çay bahçesinden 1/10 budama yapması gerekir. Eğer budama yapıp fabrikalarına, bağlı oldukları fabrikalarına tespit ettirirlerse ÇAYKUR’a o yıl için çay satabilir konuma geliyor. Yoksa diğer türlü budama yapmazsa özel sektöre satıyor, bunda bir kayıp yok. Budamasını yapmış olan üreticiler veya eksiği olup tamamlamış üreticiler hafta içerisinde mutlaka bunları tamamlayıp bitirmeleri lazım. Çünkü kampanyanın 10 Mayıs veya 15 Mayıs gibi açılabileceği gözüküyor havalar bu şekilde giderse. Bu nedenle hazır bir şekilde bahçelerde ot temizliği yaparak, kampanyaya hazır girmelerini önemli buluyoruz” şeklinde konuştu.
“Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim”
Üreticileri gübreleme konusunda da uyaran Akman, “Tarım kireci atın diyoruz. Bizim topraklarımız sürekli kimyasal kullanıldığından, 90 yılından bugüne kimyasal kullanmanın verdiği zararla pH değerleri hızla düştü, 3.7, 4.5 gibi. Bizim bunu yukarı çıkarmamız lazım. Kimyasal gübrede de bu amonyum sülfatlı gübreler toprak yapısını bozuyor. Bir an için belki çabuk eriyor, bitki gelişimi sağlıyor ama biz 25-5-10 dediğimiz granül gübrenin set aralarına 60-80 kilogram arasında verilmesini öneriyoruz. Buna uysunlar. Üretici çok gübre atarak çok ürün alamıyor. Bitki de bir canlı, toprakta da bir sürü canlılar var. Bu nedenle bağlıyor birbirini, onun için fazla gübre atmalarına gerek yok. Dönüme 60-80 kilogram, hatta bunu verebiliyorlarsa yüzde 50-60’ını birinci sürgün öncesi, mart ayı sonu, nisan ayının başlangıcı, kalan yüzde 40’ını da birinci sürgünü topladıktan sonra. Biz işin kolayına kaçıyoruz. Böyle bir ürün var, ekmesi yok, dikmesi yok, Mevla vermiş. 80-90 yıldır bu bölgeye gelir getiriyor. Bu efsunlu ürüne gerçekten biraz özen gösterelim” şeklinde konuştu.

