Kastamonu’da bir vatandaşın, köpeğini Kastamonu Üniversitesi Hayvan Hastanesi’ne götürdüğü köpeğine gerekli müdahalenin yapılmadığı yönündeki iddiası ile ilgili Kastamonu Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada, sahibinin veteriner hekimlerin acil operasyon önerisine rağmen köpeği hastaneden aldığı belirtildi.
Kastamonu Üniversitesi Hayvan Hastanesi’nde, fenalaşan köpeği ile ilgilenmediğini söyleyen bir vatandaşın iddiaları, bir gazetede köşeyazısında gündeme getirildi. Köşe yazısının yayımlanmasının ardından konu ile ilgili açıklama yapan Kastamonu Üniversitesi, köpek sahibinin veteriner hekimlerin acil operasyon önerisine rağmen, operasyonu yaptırmak istemediğini beyan ederek köpeği hastaneden çıkardığı belirtildi. Köpek sahibinin hayvanı hastaneden almak için verdiği dilekçe de paylaşıldı.
Yapılan yazılı açıklamada, “Sözcü Gazetesi’nde Uğur Dündar tarafından 19 Temmuz 2024 tarihinde yayımlanan “Fırat’ın ölümü” başlıklı yazıda yer alan veteriner hekimler tarafından iç kanama teşhisi konulan ve acil operasyon önerisi yapılan bir köpeğin durumu hakkında yazılan makale ile ilgili olarak, bazı önemli noktaları açıklığa kavuşturmak isteriz. Öncelikle, veteriner hekimlerimiz, hastanın sağlığı ve yaşam kalitesini korumak için gerekli tüm tıbbi değerlendirmeleri yapmış ve köpeğin iç kanama geçirdiğini tespit etmiştir. Bu ciddi durum karşısında, köpeğin acil olarak operasyona alınması gerektiği bilgisi hasta sahibine iletilmiştir. Ancak, hasta sahibi, veteriner hekimlerin bu acil operasyon önerisine rağmen, operasyonu yaptırmak istemediğini beyan ederek köpeği hastaneden çıkarmış ve bu kararını yazılı olarak onaylamıştır” ifadelerine yer verildi.


Kastamonu Üniversitesi’nden ’köpek’ açıklaması
Yıldırım “Devlet Eliyle Ticaret Son Bulmalı”
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, devlet eliyle yürütülen ticari faaliyetlerin küçük esnafı zor durumda bıraktığını belirterek, adil rekabet ortamının yeniden sağlanması çağrısında bulundu.
Yıldırım yaptığı açıklamada, devletin asli görevinin ticaret yapmak değil; üreticiyi, esnafı ve girişimciyi desteklemek olduğunu ifade etti. Öğretmenevlerinden sosyal tesislere, polis evlerinden düğün salonlarına, lokantalardan çay bahçelerine kadar birçok alanda kamu eliyle ticaret yapıldığını belirten Yıldırım, okullarda sürekli hale gelen kermes uygulamalarının da küçük esnafı olumsuz etkilediğini söyledi.
Kamu işletmelerinin vergi ve maliyet avantajına sahip olduğuna dikkat çeken Yıldırım, “Bir tarafta bütün sermayesini, emeğini ve geleceğini işletmesine bağlayan esnafımız, diğer tarafta personel maaşı devlet tarafından karşılanan kamu işletmeleri bulunmaktadır. Bu şartlarda adil rekabetten söz etmek mümkün değildir” dedi.
Esnafın ağır ekonomik yük altında ayakta kalmaya çalıştığını vurgulayan Yıldırım, elektrik, kira, SGK, vergi, POS komisyonları, kredi faizleri ve yüksek gecikme zamlarının küçük işletmeleri zorladığını ifade etti.
Esnafın ekonominin temel taşı olduğunu belirten Yıldırım, “Esnaf sadece ticaret yapan kişi değildir; istihdam sağlayan, vergisini ödeyen, mahallesine sahip çıkan ve şehrin sosyal yapısını ayakta tutan unsurdur” diye konuştu.
Açıklamasında çağrısını yineleyen Yıldırım, devletin ticaretin rakibi değil düzenleyicisi olması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Devlet eliyle ticaret acilen son bulmalı; ticaret, yatırım yapan, risk alan ve vergisini ödeyen esnafa bırakılmalıdır. Esnafımızı vergi adaleti, krediye erişim, finansman destekleri, POS komisyonları, yüksek faiz ve gecikme zamları ile istihdam maliyetleri konusunda korumak zorundayız. Ayakta kalan esnaf güçlü ekonomi demektir. Güçlü ekonomi ise güçlü Türkiye demektir.”

