Kastamonu Üniversitesi’ndeki bu bölüm öğrencilerine iş garantisi sunuyor - Karabük Haber Postası
kastamonu universitesindeki bu bolum ogrencilerine is garantisi sunuyor MR6A2qVS
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Ağustos, 2025 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Kastamonu Üniversitesi’ndeki bu bölüm öğrencilerine iş garantisi sunuyor

Kastamonu Üniversitesi Tosya Meslek Yüksekokulu bünyesinde eğitim veren mobilya ve dekorasyon programı, mezun olan öğrencilerine iş garantisi sunuyor.

Kastamonu Üniversitesi Tosya Meslek Yüksekokulu’nda (MYO) eğitim veren mobilya ve dekorasyon orogramı, bölümle kurduğu güçlü iş birlikleri ve uygulama yüklü eğitimiyle öğrencilerine mezuniyet sonrası istihdam garantisi sunuyor. Kısım, Türkiye’nin önde gelen mobilya üretim merkezlerinden biri olan Tosya’da yer alması sayesinde sanayi ile iç içe bir eğitim imkanı sağlıyor.

Mobilya ve dekorasyon programı, teorik bilginin yanı sıra, uygulamalı eğitimle donatılmış öğrenciler yetiştiriyor. Kısım öğrencileri, eğitimleri mühletince atölyelerde gerçek üretim süreçlerine katılarak tecrübe kazanıyor. Lokal işletmelerde yapılan stajlar ve iş başı uygulamaları sayesinde mezunlar, bölüme hazır bir formda adım atıyor. Kısım mezunları, Tosya başta olmak üzere Kastamonu ve etrafındaki mobilya firmalarında basitçe iş bulabiliyor. Kastamonu Üniversitesi tarafından yürütülen istihdam takip sistemleri ve mezun dayanak üniteleri aracılığıyla da öğrencilerin iş gücü piyasasına entegrasyonu kolaylaştırılıyor.

Program, ahşap işçiliğinin klâsik istikametleri çağdaş üretim teknikleriyle harmanlanıyor. Program hem teşebbüsçü ruha sahip bireyler hem de kesimde uzmanlaşmak isteyen teknik elemanlar için büyük bir fırsat sunuyor.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, kısmın üniversite-sanayi iş birliğine dayalı örnek bir model oluşturduğunu belirterek, “Mobilya bölümünün kalbi sayılabilecek Tosya’da yer alan bu programımız, öğrencilerimize sadece teknik bilgi kazandırmakla kalmıyor, birebir vakitte mezun olduklarında onları bekleyen iş fırsatlarıyla tam manasıyla bir meslek kazandırıyor. Öğrencilerimiz, eğitimden direkt iş hayatına geçiş yapabiliyor” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.