Kastamonu Üniversitesi senato toplantısında projeler ve öğrencilerin mezuniyet durumları ele alındı.
Kastamonu Üniversitesi Senato Toplantısı, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal başkanlığında Kastamonu Üniversitesi Senato Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Atalan, Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Selahattin Kaymakcı ile senato üyeleri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi bünyesinde proje kültürünün giderek daha da geliştiğini, son periyotta elde edilen akademik ve bilimsel muvaffakiyetlerin birikerek arttığını tabir etti.
Emeği geçen tüm akademik ve idari işçiye teşekkür eden Rektör Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin ulusal ve milletlerarası projelerdeki aktifliğini artırmaya devam ettiğini vurguladı.
Toplantının gündeminde, TÜBİTAK tarafından desteklenen 2024-1. Periyot 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri ile ilgili bilgilendirme sunumu yapıldı. Kelam konusu program kapsamında öğrencilerin bilimsel araştırma süreçlerine etkin iştiraklerinin Kastamonu Üniversitesi’nin akademik vizyonuna katkı sunduğu tabir edildi.
Ayrıca, Kastamonu Üniversitesi Mezunlarının İş Gücü Piyasası Performansına ait tahlil sunumu da toplantıda paylaşıldı. Mezunların istihdam durumu, sektörel dağılımı, mezuniyet sonrası iş bulma müddetleri üzere başlıklarda elde edilen bilgiler senato üyeleriyle ayrıntılı bir halde değerlendirildi.
Toplantı, gündem hususlarının görüşülmesinin akabinde alınan kararlarla sona erdi.


Kastamonu Üniversitesi senato toplantısında öğrenci projeleri ve mezun analizi ele alındı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

