Reklam
Reklam
kastamonu universitesi diyabet ve kanser tedavisinde silimarinin etkisi arastiracak 1tFEHmnb jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Haziran, 2024 20:45 tarihinde yayınlandı
0

Kastamonu Üniversitesi, diyabet ve kanser tedavisinde silimarinin etkisi araştıracak

Kastamonu Üniversitesi, TÜBİTAK 3501 projesi ile diyabet ve kanser tedavisinde silimarinin yan etkilerini araştıracak.

Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Klinik Öncesi Bilimler Bölümü Veterinerlik Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Terzi’nin yürütücü olduğu “Silimarinin Ferroptozisi İnhibe Edici Etkisini, Diyabet ve Sorafenibin neden olduğu Karaciğer ve Böbrek Hasarının Patogenezinde Araştırılması” projesi, TÜBİTAK 3501-Kariyer Geliştirme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, proje danışmanı olarak Veteriner Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Serkan Erol, Veteriner Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Beste Demirci, Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Celal Demir ve Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi İlayda Yıldırım’da araştırmacı olarak projeye destek verecek.

Proje çerçevesinde, diyabet komplikasyonları ve kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan sorafenibin toksik yan etkilerini azaltmada veya önlemede, silimarinin etkisinin araştırılması amaçlanıyor. Bu amaç doğrultusunda silimarinin, diyabetin komplikasyonları ve kanser hastalarında kullanılmasına yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, proje çalışmalarından dolayı akademisyenleri tebrik ederek, kaliteli ve nitelikli çalışmalara destekleri için Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK üyelerine şükranlarını sundu. Ayrıca Rektör Topal, proje çalışmalarında kurumlarını teşvik eden yaklaşımlarından dolayı TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’a da teşekkür etti. Başta Doç. Dr. Funda Terzi olmak üzere projede yer alan Kastamonu Üniversitesi öğretim üyelerini tebrik eden Rektör Topal, çalışmalarında kolaylıklar diledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin