Karadeniz’de hamsi bolluğu sürüyor, mezgit ise birkaç gündür görünmüyor - Karabük Haber Postası
karadenizde hamsi bollugu suruyor mezgit ise birkac gundur gorunmuyor hKjOis2f
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Aralık, 2025 20:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Karadeniz’de hamsi bolluğu sürüyor, mezgit ise birkaç gündür görünmüyor

Bu yıl Karadeniz’de balık sezonu oldukça verimli geçiyor. Yaklaşık 3,5 aydır hamsi avının sürdüğü Karadeniz’de bolluk hâlâ devam ediyor. Tezgâhlarda kilosu 100 TL’den satılan hamsi, sezon boyunca vatandaşın en çok tercih ettiği balık olurken, yine tezgahlarda bol miktarda görülen mezgit ise son birkaç gündür ise görülmüyor.

Bu sezon hamsi gibi istavrit de yaklaşık 3,5 aydır tezgâhlardaki yerini korurken, istavritin kilogram fiyatı 100 ile 125 TL arasında değişiyor. Hamsi ve istavrit fiyatlarının 100 TL seviyelerinde seyretmesi, diğer balık çeşitlerine olan talebi ise düşürüyor.

“Böyle bolluk görmedim”

Balıkçı esnaflarından Turgay Memiş, yaklaşık 35 yıldır hamside böyle bolluk görmediğini kaydederek “Bu sene Karadeniz halkı çok verimli bir balık sezonu geçirdi. Yaklaşık 3,5 aydır hamsi geliyor ve hâlâ gelmeye devam ediyor. Şu anda kilosu 100 TL. Yaklaşık 35 yıldır bu mesleği yapıyorum; bu seneki gibi bir hamsi bolluğu daha önce görmedim. Vatandaşın hamsiye doyduğunu söyleyebilirim. Hamsinin kilosu 15 gün önce 50 TL iken şu anda 100 TL. Buna rağmen bu sezon gerçekten büyük bir bolluk yaşandı. İstavrit de yaklaşık 3,5 aydır tezgâhları süslüyor; onun kilosu ise 100-125 TL arasında değişiyor. Hamsi ve istavritin fiyatı 100 TL seviyelerinde olunca, diğer balık çeşitlerine olan talep ister istemez azaldı. Tahminimize göre hamsi avı yaklaşık 1 ay daha devam eder” dedi.

“Mezgit 3-4 gündür görülmedi”

Balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış ise hamsinin bol ancak mezgitin 3-4 gündür tezgâhlarda görülmediğini belirterek “Hamsi sezonu 1 Eylül’de başladı ve aralıksız olarak şu ana kadar devam etti. Havaların soğumasıyla birlikte bir ara hamsinin kaybolacağı söylendi ancak bu gerçekleşmedi; hamsi hâlâ çıkmaya devam ediyor. Bu sezon hem hamsi hem de istavrit bol ve kesintisiz şekilde avlandı. Yaklaşık 10-15 gün önce hamsinin kilosu 50 TL idi. Havaların soğuması ve miktarın bir miktar azalmasıyla birlikte fiyatı 100 TL’ye yükseldi. İstavritin kilosu ise 100-125 TL arasında. Bu aralar mezgit azaldı; son 3-4 gündür neredeyse hiç çıkmıyor. Sezon bitene kadar hamsinin devam edeceği görülüyor” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay