Reklam
Reklam
222222 1
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
17 Nisan, 2026 09:30 tarihinde yayınlandı
0

KARABÜK’Ü KORKUTAN DEPREM RİSK ANALİZİ

Türkiye’nin aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya hattı üzerinde yer alması, birçok şehir gibi Karabük’ü de ciddi risk altında bırakıyor. Uzmanlara göre, 1. derece deprem bölgesinde bulunan Karabük’te yapı stokunun büyük bölümü olası bir deprem karşısında yetersiz

Türkiye, dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alırken, ülkenin büyük bölümü yüksek deprem riski altında bulunuyor. AFAD tarafından güncellenen deprem tehlike haritaları, bölgelerin yer ivmesi değerlerine göre risk seviyelerini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre Türkiye’nin sismik hareketliliğini başlıca üç ana fay hattı belirliyor: Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hatları. Özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı, Karadeniz Bölgesi’nin güney sınırını oluşturarak Düzce’den Erzincan’a kadar uzanan geniş bir hat boyunca etkisini gösteriyor. Ayrıca Karadeniz kıyı şeridinde yer alan Karadeniz Bindirme Fayı da bölge için dikkat çeken bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor.

Karabük’ü doğrudan etkileyen en önemli sismik unsur, Kuzey Anadolu Fay Hattı. Bu fay hattı, Karabük’ün yakın çevresinden geçerek Düzce, Bolu ve Çankırı üzerinden uzanıyor ve Türkiye’nin en aktif kırıklarından biri olarak biliniyor. Özellikle Karabük Merkez, uzmanların dikkat çektiği riskli yerleşim alanları arasında öne çıkıyor.

TARİHSEL DEPREMLER UYARIYOR

Karabük’ün deprem gerçeği, geçmişte yaşanan büyük felaketlerle de sabit. 1 Şubat 1944’te meydana gelen 1944 Gerede–Çerkeş Depremi, bölge tarihinin en yıkıcı afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 7.4 büyüklüğündeki deprem; Gerede, Çerkeş ve Bolu’nun yanı sıra Karabük ve Eskipazar’da da büyük yıkıma yol açtı. Yüzlerce bina yıkılırken, çok sayıda insan hayatını kaybetti.

O dönemde genç bir yerleşim olan Karabük’te özellikle fabrika sahası, mahalleler ve köyler ağır hasar aldı. Eskipazar’da vadilerin çökmesi ve kerpiç yapıların büyük bölümünün yıkılması, depremin şiddetini gözler önüne serdi.

ESKİ YAPILAR BÜYÜK TEHDİT

Aradan geçen yıllara rağmen Karabük’teki yapı stokunun önemli bir kısmı hâlâ eski ve dayanıksız. Kentte özellikle 60-70 yıllık binaların yaygın olduğu, bu yapıların günümüz deprem yönetmeliklerine uygun olmadığı belirtiliyor. Uzmanlara göre mevcut binaların yaklaşık yüzde 70’i güçlü bir depremde ayakta kalamayabilir.

Karabük’ün il oluşundan bu yana geçen sürede hızlı bir büyüme yaşansa da, bu gelişimin yapı güvenliği açısından aynı ölçüde ilerlemediği ifade ediliyor. Bugün resmi olarak 1. derece deprem bölgesi olan kentte, eski yönetmeliklere göre inşa edilen yapılar ciddi risk oluşturuyor.

KENTSEL DÖNÜŞÜM ŞART

Karabük’te hızlı kentleşmeye rağmen yapı güvenliğinin aynı ölçüde gelişmediğine işaret eden uzmanlar, acil ve kapsamlı bir kentsel dönüşüm sürecinin başlatılması gerektiğini vurguluyor. Kullanım ömrünü tamamlamış binaların yenilenmesinin hayati önem taşıdığını ifade eden uzmanlar  geçmişte yaşanan acı tecrübelerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, deprem gerçeğine karşı alınacak önlemlerin ertelenmemesi çağrısında bulundu.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
kbude akademik yazimda dijital cozumler egitimi verildi 9gvwT5iK
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Mayıs, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

KBÜ’de akademik yazımda dijital çözümler eğitimi verildi

Karabük Üniversitesi’nde (KBÜ) gerçekleştirilen “Akademik Yazımda Dijital Çözümler” eğitiminde, akademik çalışmalarda sıkça yaşanan kaynakça ve atıf sorunlarına dijital çözümler ele alındı.

Karabük Üniversitesinde düzenlenen eğitimde, akademik yazımda kaynakça ve atıf sorunlarına dijital çözümler ele alınırken bu süreçleri kolaylaştıran Zotero yazılımının sunduğu imkanlara dikkat çekildi.

Uygulamalı olarak gerçekleştirilen eğitimde, tez yazım sürecinde sıkça karşılaşılan kaynakça düzenleme sorunlarına dikkat çekildi. Zotero’nun Google Akademik ve DergiPark gibi platformlardan kısa sürede veri çekebildiği, PDF dosyalarını analiz ederek otomatik künyeler oluşturabildiği katılımcılara örneklerle anlatıldı.

Programda ayrıca, yazılımın farklı atıf stillerine (APA, Chicago, İsnat vb.) kolayca uyum sağlayabildiği ve Word eklentisi sayesinde hatasız kaynakça listeleri oluşturulabildiği ifade edildi. Ortak projelerde iş birliğini artıran grup kütüphanesi özelliği de eğitim kapsamında paylaşıldı.

Eğitim sonunda, dijital araçların akademik yazım sürecinde artık bir zorunluluk haline geldiği vurgulandı. Dr. Öğr. Üyesi Özyalçın, bu tür uygulamaların atıf hatalarını en aza indirerek bilimsel çalışmaların niteliğini artırdığını belirtti.

İlahiyat Fakültesi Türkistan Ahmet Yesevi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Zeynep Özcan’ın yanı sıra akademik ve idari personel ile çok sayıda öğrenci katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin