Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından düzenlenen 2026 Türkiye Paletli Yüzme Türkiye Şampiyonası ve Milli Takım Seçmeleri kapsamında Karabük adına tarihi bir başarıya imza atıldı.
Paletli yüzme açık su yarışlarında 50 metre su üstü kategorisinde mücadele eden Muhammed Fatih Lord, 26.68’lik derecesiyle rakiplerini geride bırakarak Türkiye Şampiyonu oldu ve altın madalyanın sahibi oldu.
Bu önemli başarıyla Karabük, yüzme branşında tarihinde ilk kez Türkiye Şampiyonluğu sevinci yaşadı. Elde edilen derece, hem il spor tarihi hem de Türk sualtı sporları adına büyük bir gurur kaynağı olarak kayıtlara geçti.
Şampiyona sonrası açıklamalarda bulunan Antrenör Kahraman Demir, Konya’da düzenlenen organizasyonun önemine dikkat çekerek, “Sporcumuz Muhammed Fatih Lord’un 50 metre su üstünde 26.68’lik derecesiyle Türkiye Şampiyonu olması bizler için tarifsiz bir gurur. Disiplinli çalışma, doğru planlama ve yüksek mücadele ruhu bu başarıyı getirdi” ifadelerini kullandı. Muhammed Fatih Lord’un ailesi ise başta spor kulübü olmak üzere kendilerine her zaman destek veren Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü, antrenörler, yöneticiler ve tüm destekçilere teşekkür ederek, elde edilen bu başarının Karabük ve ülkemiz adına hayırlı olmasını temenni ettiklerini belirtti.
DÜŞÜNCE VE KANAAT HÜRRİYETİNİZİN DE SINIRLARI VAR. KULLANIRKEN 2 DEFA DÜŞÜNÜN !
Mevcut Anayasamızın 26. maddesinin 1. fıkrasına göre; “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Ama…, ama'sı var tabii, O kadar basit değil! Sadece bu maddeye güvenerek, öyle rahat rahat düşünce ve kanaatlerinizi açıklayamazsınız. Başınız büyük derde girebilir. Düşünce ve kanaatleri açıklamanın sınırları Anayasada ve TCK da başka maddelerle belirlenmiştir. Mesela, düşünce ve ifade özgürlüğüm var diye bir başkasına hakaret edemezsiniz, maddi yada manevi zarar verecek şekilde yazamaz ve konuşamazsınız. Halka, kamu düzenine ve ülkeye zarar verecek ifadelerde bulunamazsınız. Yasalar buna müsaade etmez. Sizin özgürlüğünüzün de bir sınırı var. O sınır, başkalarının özgürlüğünün başladığı yere kadardır.
Örnek vermek gerekirse, MADDE 217/A - (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. 5237 sayılı TCK'nın 216. maddesinde ise; halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu kamu barışına karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Bu maddede; "halkı kin ve düşmanlığa tahrik, halkın bir kesimini aşağılama ve dini değerleri aşağılama" olarak 3 farklı suç tipi düzenlenmiştir.
Anayasanın sadece 26.maddesine güvenerek, diğer maddeleri ve TCK daki suç düzenlemelerini göz ardı ederek düşünce ifade özgürlüğünüzü öyle rahat rahat kullanamazsınız.
Bakınız tek başına Anayasadaki 25. maddeden de güç almaya kalkar ve TCK nın 216'ıncı maddesine aykırı bir açıklama yaparsanız başınıza iş alırsınız.. NEYDİ MADDE 25- Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Ne güzel değil mi? Son derece açık ve net. Tıpkı 26. Madde gibi. Tıpkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 10. Maddesi gibi.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinde yer alan “İfade Özgürlüğü”, 1982 Anayasası'nda “Düşünce ve Kanaat Özgürlüğü”, “Düşünceyi Açıklama ve Yayma Özgürlüğü”, “Bilim ve Sanat Özgürlüğü” ve “Basın Özgürlüğü” alt başlıkları altında ve Anayasa'nın 25 ile 32. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Elbetteki bu düzenlemere istinaden Türk Ceza Kanunu maddeleri de düzenlenmiş.
CMK madde 100/4 Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Kaçma ve delil karartma şüphesi yoksa da bu tür suçlarda tutuklama olmaz.
Bir olaya tepki göstermek amacıyla, düşünce ve kanaatlerinizi yazılı yada sözlü ifade ederken bunlara dikkat etmeniz gerekir. Hele ki isim yapmış, toplum tarafından tanınmış biri iseniz buna çok daha fazla dikkat etmelisiniz. Ne kadar iyi niyetli olsanız bile, toplumu yanıltıcı ve toplumda infiale neden olabilecek bir açıklamada bulundunuz diye sizi tutuklayıverirler.
Demokrasimizin belli bir olgunluğa ulaşmasına daha uzun yıllar var. Zordur bu ülkede aydın olmak, sanatçı olmak, kanaat önderi olmak, gazeteci olmak… Aman dikkat !