Reklam
Reklam
fffff 1
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
31 Temmuz, 2025 12:06 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’e Orman Bölge Müdürlüğü Şart!

Yıllardır kamuoyunun gündeminde olan Karabük’e Orman Bölge Müdürlüğü kurulması talebi, özellikle yaz aylarında artan orman yangınlarıyla mücadele sürecinde yeniden ön plana çıktı.

%78’i ormanlarla kaplı olan Karabük’ün, orman varlığı bakımından Türkiye’nin en zengin illerinden biri olmasına rağmen halen Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olarak hizmet alması, başta Karabüklüler olmak üzere birçok kesimde rahatsızlık yaratmaya başladı.

AK Parti’ye her seçimde koşulsuz destek verdiklerini hatırlatan Karabük halkı, AK Parti’nin Karabük Milletvekillerinden artık bu konuda somut adımlar atmalarını bekliyor. Özellikle yangınlara erken müdahale, orman köylüsünün sorunlarının yerinde çözülmesi, bölgeye kaynak aktarımı ve yönetim verimliliği açısından Karabük’e Orman Bölge Müdürlüğü’nün zorunlu hale geldiği ifade ediliyor.

“ZONGULDAK’TAN YÖNETİLEMEZ HALE GELDİ”

Karabük, yüzölçümünün büyük bölümü ormanlarla kaplı olan bir şehir olarak ön plana çıkarken,  buna rağmen, orman teşkilat yapısında Zonguldak’a bağlı kalması, özellikle coğrafi uzaklık ve artan hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurulduğunda verimliliği düşürdüğü belirtiliyor. Konuyla ilgili olarak bir çok kesim, Karabük’ün artık kendi ormanlarını yönetebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, “Artık Zonguldak’tan yönetilemez hale geldik” ifadesini kullandı.

“KARABÜK HAK ETTİĞİNİ İSTİYOR”

Vatandaşlar;  konunun sadece teknik değil, aynı zamanda siyasi bir irade meselesi olduğunu belirterek, “Karabük halkı, her seçimde AK Parti’ye yüksek oranda destek veriyor. Biz üzerimize düşeni yaptık. Artık sıra milletvekillerimizde” dedi.  Vatandaşlar ayrıca, orman teşkilatında alınacak bu tür bir kararın istihdamdan yatırımlara kadar birçok olumlu sonucu da beraberinde getireceğine inanıyor.

Şimdi gözler, AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç başta olmak üzere, ilgili tüm yetkililerde. Karabük için kritik önem taşıyan bu konuda atılacak adımlar, sadece bir kurumun değil, şehrin geleceği ve doğasının korunması açısından da belirleyici olacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin