DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Suriye gibi ülkelerde süreç, ABD’ye göre bölgedeki uzun süreli diktatörlüklerin sorgulandığı önemli bir toplumsal değişim dalgası oldu…
Arap baharının geldiği son nokta ise ABD-İsrail, İran savaşı…
ABD yıllardır nükleer silah ve uranyum zenginleştirme suçlamalarıyla birlikte sürdürdüğü yaptırımlar, İran’ı oldukça yordu…
Her dönem seçilen ABD başkanları, İran’a nükleer silah ve uranyum zenginleştirme iddiasıyla, uluslararası yaptırımlarla strateji ve ekonomisin engelledi…
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik haydutça bir saldırı başlattı.
Trump, ABD’nin İran’daki saldırılarının amacının fiilen rejim değişikliği olduğunu belirtti.
AB ülkelerinin bir kısmı ABD Başkanı Trump’a destek verirken, bir kısım AB ülkesi de ABD-İsrail’in İran, Gazze ve Filistin halkına yapılan saldırıları tasvip etmedi…
Özellikle AB’nin güvenlik şemsiyesi olan NATO’dan çıkma tehdidiyle ülkeleri hizaya getirmeye çalışan Trump, amacına ulaşma noktasından da uzaklaşmaya başladı…
Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğünü sanan Trump, İran’ın Hürmüz boğazını kapatmasıyla, dünya petrol ticaretine etkisini görünce, tehdit ve şantajla sonuç alamayacağını anladı…
Türkiye, Gazze-Filistin ve İran’ın yanında olması gerekirken, statükoyu koruyarak sadece kınama ve uyarı açıklamalarıyla, savaşın dışında durdu…
İslam dünyası, İsrail vahşetine karşı Filistin ve Gazze’nin, ABD-İsrail vahşetine karşı da İran, Lübnan ve saldırıya uğrayan diğer ülkelerin yanında yer alması gerekirken, uzak durdu…
ABD NATO’dan ayrılırsa, Türkiye’de ayrılır mı?
ABD’nin Türkiye ile, stratejik ve ekonomik ortak olmasına rağmen, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması da oldukça zor…
ABD’nin NATO’dan çıkma tehdidinin gerçekleşmesi de oldukça zor…
NATO vasıtasıyla ABD gerek AB ve gerekse diğer ülkeleri güvenlik gerekçesiyle tek çatı altında tutmak için bir gerekçe…
Gerek stratejik ve gerekse ihtiyacı olan silahları satabilmek için de NATO, ABD için bir ihtiyaç…
Ancak Cumhur İttifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye için akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek olarak ‘TRÇ’ ittifakının inşa edilmesini öngörmektedir” ifadesiyle başlattığı stratejik ve ekonomik süreç, iktidarın Yeni Türkiye, Yeni Türkiye Yüzyılı söylemlerine uygun görünmekte…
Ancak TRÇ-Türkiye-Rusya-Çin ittifakına, Cumhur İttifakının büyük ortağı mesafeli…
Trump yönetimindeki ABD ile stratejik ve ekonomik ortaklıktan, Türkiye’nin ayrılması oldukça zor…
7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak 2026 NATO Türkiye zirvesine, ABD Başkanı Trump’ın katılıp katılmayacağı henüz net değil…
2026 NATO Türkiye zirvesi, dünyanın ve birliğin geleceğini ve kaderini belirlemede en büyük faktör olacak…
Türkiye’nin, ABD, NATO, AB ve TRÇ ittifakı ekseninde saf değiştirmesi, günümüz iktidarıyla imkânsız gibi…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…
DÜŞÜNCE VE GÖRÜŞ
Fevzi Aydın
TÜRKİYE SAF DEĞİŞTİRECEK Mİ?
Tunus’ta başlayan Arap Baharı, Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn, Suriye gibi ülkelerde süreç, ABD’ye göre bölgedeki uzun süreli diktatörlüklerin sorgulandığı önemli bir toplumsal değişim dalgası oldu…
Arap baharının geldiği son nokta ise ABD-İsrail, İran savaşı…
ABD yıllardır nükleer silah ve uranyum zenginleştirme suçlamalarıyla birlikte sürdürdüğü yaptırımlar, İran’ı oldukça yordu…
Her dönem seçilen ABD başkanları, İran’a nükleer silah ve uranyum zenginleştirme iddiasıyla, uluslararası yaptırımlarla strateji ve ekonomisin engelledi…
ABD ve İsrail, 28 Şubat’ta İran’a yönelik haydutça bir saldırı başlattı.
Trump, ABD’nin İran’daki saldırılarının amacının fiilen rejim değişikliği olduğunu belirtti.
AB ülkelerinin bir kısmı ABD Başkanı Trump’a destek verirken, bir kısım AB ülkesi de ABD-İsrail’in İran, Gazze ve Filistin halkına yapılan saldırıları tasvip etmedi…
Özellikle AB’nin güvenlik şemsiyesi olan NATO’dan çıkma tehdidiyle ülkeleri hizaya getirmeye çalışan Trump, amacına ulaşma noktasından da uzaklaşmaya başladı…
Dünya’nın kendi ekseni etrafında döndüğünü sanan Trump, İran’ın Hürmüz boğazını kapatmasıyla, dünya petrol ticaretine etkisini görünce, tehdit ve şantajla sonuç alamayacağını anladı…
Türkiye, Gazze-Filistin ve İran’ın yanında olması gerekirken, statükoyu koruyarak sadece kınama ve uyarı açıklamalarıyla, savaşın dışında durdu…
İslam dünyası, İsrail vahşetine karşı Filistin ve Gazze’nin, ABD-İsrail vahşetine karşı da İran, Lübnan ve saldırıya uğrayan diğer ülkelerin yanında yer alması gerekirken, uzak durdu…
ABD NATO’dan ayrılırsa, Türkiye’de ayrılır mı?
ABD’nin Türkiye ile, stratejik ve ekonomik ortak olmasına rağmen, Türkiye’nin NATO’dan ayrılması da oldukça zor…
ABD’nin NATO’dan çıkma tehdidinin gerçekleşmesi de oldukça zor…
NATO vasıtasıyla ABD gerek AB ve gerekse diğer ülkeleri güvenlik gerekçesiyle tek çatı altında tutmak için bir gerekçe…
Gerek stratejik ve gerekse ihtiyacı olan silahları satabilmek için de NATO, ABD için bir ihtiyaç…
Ancak Cumhur İttifak ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Türkiye için akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek olarak ‘TRÇ’ ittifakının inşa edilmesini öngörmektedir” ifadesiyle başlattığı stratejik ve ekonomik süreç, iktidarın Yeni Türkiye, Yeni Türkiye Yüzyılı söylemlerine uygun görünmekte…
Ancak TRÇ-Türkiye-Rusya-Çin ittifakına, Cumhur İttifakının büyük ortağı mesafeli…
Trump yönetimindeki ABD ile stratejik ve ekonomik ortaklıktan, Türkiye’nin ayrılması oldukça zor…
7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak 2026 NATO Türkiye zirvesine, ABD Başkanı Trump’ın katılıp katılmayacağı henüz net değil…
2026 NATO Türkiye zirvesi, dünyanın ve birliğin geleceğini ve kaderini belirlemede en büyük faktör olacak…
Türkiye’nin, ABD, NATO, AB ve TRÇ ittifakı ekseninde saf değiştirmesi, günümüz iktidarıyla imkânsız gibi…
Düşünce ve görüşlerin ışık olması dileğiyle…