Reklam
Reklam
karayolu jpg
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Temmuz, 2024 12:14 tarihinde yayınlandı
0

Karabük- Eskipazar Yolunda Heyelan

KarabükEskipazar karayolunda son iki gün içinde yaşanan çökmeler sonucu demir yolu da ulaşıma kapanırken, yaşanan çökmenin, demiryolu ekiplerinin bölgede yaptığı sondaj çalışmalarında teknik önlemleri yeterince almamış olmasından ve   sağanak yağışlardan kaynaklandığı ifade edildi

Karabük-Eskipazar karayolunda son iki gün içinde yaşanan çökmeler sonucu demir yolu da ulaşıma kapandı. Karabük-Eskipazar D-100 karayolunun 6. kilometresindeki bölümde, sabah saatlerinde gerçekleşen büyük bir çökme sonucu yol tamamen trafiğe kapandı. Yaklaşık 3 metre derinliğinde gerçekleşen çökme, tonlarca toprağın demir yoluna zarar vermesine ve demir yolunun kapanmasına yol açtı.

Yaşanan çökmenin, demiryolu ekiplerinin bölgede yaptığı sondaj çalışmalarında teknik önlemleri yeterince almamış olmasından ve etkili olan sağanak yağışların ardından meydana geldiği tespit edildi. Karabük-Eskipazar D-100 karayolunda yaşanan bu olay sonucunda yol tamamen trafiğe kapanırken, ulaşım karşı şeritten sağlanmaya başladı.

Çökme ve kayan toprak, karayolunun alt kısmında yer alan demir yoluna da büyük zarar verdi. Bu olay, Karabük-Ankara yönündeki demir yolunun tamamen kapanmasına neden oldu ve aynı zamanda KARDEMİR fabrikaları içinde kullanılan demir yolu ağlarına da hasar verdi.

Karayolunun tamamen kapanmasının ardından Karayolları ekipleri bölgede güvenlik önlemlerini artırarak çalışmalara başladı. Çökme ve heyelanın meydana geldiği bölge, dron ile görüntülendi ve incelemeler sürüyor.

Olayla ilgili yapılan ilk değerlendirmelere göre, çökmenin sebebi olarak demiryolu sondaj çalışmalarının yetersiz önlemlerle yapılması ve bölgedeki yoğun yağışlar gösteriliyor. Yetkililer, yolun ve demir yolunun en kısa sürede tekrar kullanıma açılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin