Türk Kızılay’ı Karabük Şube Başkanı Mehmet Uzun, “Karabük halkımız ile iç içe olarak; yardımların daha fazla toplanmasını ve bu toplanan yardımların ihtiyaç sahiplerine daha hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlamak için elimizden geleni yapacağız” dedi.
Geçtiğimiz günlerde sağlık sorunları nedeni ile görevinden istifa eden Mehmet Ulukaya’dan Türk Kızılay’ı Karabük Şube Başkanlığı görevini devralan Mehmet Uzun, Türk Kızılay’ı Karabük Şubesi Başkanlığı görevine gelmesi ve yönetim olarak hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu.
Öncelikle Türk Kızılay’ı Karabük şubesinin tarihi hakkında bilgiler veren ardından emektar Başkan Mehmet Ulukaya’dan bahseden Uzun, sözlerine şöyle devam etti; “ Türk Kızılay’ı, 1953 yılında Karabük’te şubesini kurmuş ve bu şubemizde 01.09.1977 yılına kadar 4 başkanımız görevde bulunmuştur. 1977 yılından itibaren ise yaklaşık 40 yıl Mehmet Ulukaya başkanlığında Karabük’ümüzde Türk Kızılay’ı adına hizmetler devam etmiştir. Mehmet Ulukaya Başkanlığında Karabük’ümüzde Türk Kızılay’ı olarak bir atılım yılı yaşanmıştır, ciddi çalışmalar olmuş, Kızılay’ımızın mal varlığı hissedilir derecede artmıştır ve bu anlamda da Karabük’teki ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza da yardımlarımız dağıtılmıştır.”
“BAŞKAN ULUKAYA EN BÜYÜK HEDEFİNİ GERÇEKLEŞTİRDİ”
Bir dönem önceki Türk Kızılay’ı Karabük Şube Başkanı Mehmet Ulukaya’nın Karabük’te ki en büyük hedefinin bir afet deposu açmak olduğunu kaydeden Uzun, “ Başkanımız Ulukaya, Yerel Afet Yönetim Merkezi’ni kurmak için çok çalıştı. Hep birlikte bugün ki yönetimimiz ile bir şeyler yapmak için çaba sarf ettik ve geçen senede afet depomuzu açarak başarıya ulaştık. Allah göstermesin ama bir afet durumunda 900 metre karelik afet depomuz ile tüm ihtiyaç sahiplerine yetecek kadar çadırımız ve gıda hariç her şeyimiz mevcuttur” dedi.
“ ULUKAYA BİZİM HER ZAMAN İÇİN GÖNLÜMÜZDEKİ BAŞKANIMIZDIR”
Mehmet Ulukaya’nın yaşı ve sağlık sorunları sebebi ile kendi isteğiyle istifasını vererek görevinden ayrıldığını ifade eden Uzun; “Başkanımız Mehmet Ulukaya, tabi yaşlılık ve rahatsızlıkları sebebi ile 23.06.2017 tarihinde kendi isteği ile istifasını verdi ve görevinden ayrıldı. Bizim her zaman için gönlümüzdeki başkanımızdır. 28.06.2017 tarihinde de biz kendi yeni yönetimimizi oluşturduk. Yine aynı eski yönetimimiz devam etmektedir, sadece başkan değişikliği oldu. Yeni yönetim olarak da Türk Kızılay’ı Karabük Şube Başkanı Mehmet Uzun, Başkan Yardımcısı Hüsnü Özmen, Sekreter Fikri Özdem, Sekreter Yardımcısı Hüsnü Aslan, Muhasip Nevzat Akçin, Veznedar Şehnaz Burgucu ve Üye Enver Yetim olarak Karabük halkımızın hizmetindeyiz. Başkanımız Mehmet Ulukaya’nın bırakmış olduğu bayrağı biz yeni yönetim olarak elimizden geldiğince daha ilerlere getirmek için çalışacağız” diye konuştu.
“YENİ YÖNETİM OLARAK HEDEFİMİZ KAN ALMA ARACINI KARABÜK’E KAZANDIRMAK”
Türk Kızılay’ı Karabük Şubesi olarak yeni yönetim kadrosu ile hedeflerinin Karabük’e kan alma aracını kazandırmak olduğunu belirten Uzun; “Bizim yönetim olarak birinci hedefimiz; şuan Karabük Kızılay Şubemizin Kan Merkezine bir ‘kan alma aracı’ kazandırmaktır. Bunun için Karabük’teki hayırsever vatandaşlarımız olsun, 23. Dönem TBMM Başkanımız ve Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ali Şahin olsun, Valimiz Sayın Kemal Çeber olsun, Milletvekilimiz Sayın Prof. Dr. Burhanettin Uysal olsun, Çevre Şehircilik Bakan Yardımcımız Sayın Mehmet Ceylan olsun hepsi ile diyalog halinde; Türk Kızılay’ı Karabük Şubesi olarak, fikirlerini alarak destek ve himayelerinde en güzel çalışmaları yapacağız. Ben Karabük halkımızın dua ve desteklerini bekliyorum, Allah utandırmasın, ülkemize ve Karabük’ümüze hayırlı olsun” dedi.


Karabük Kızılay’da Kan Değişimi
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.


