Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Ocak, 2024 20:24 tarihinde yayınlandı
0

Kanser olan babasına biyopsi yapan doktor uyardı: “Biyopsi ile kanser yayılmaz”

Girişimsel Radyoloji Uzm. Prof. Dr. Mert Köroğlu, akciğer kanseri teşhisi konulan babasına biyopsi yaptı. Hastaların kendisine en çok “Biyopsi ile kanser yayılır mı?” sorusunu sorduğunu söyleyen Mert Köroğlu, “Her hastama yaptığım gibi babama da aynı işlemi yaptım. Doktor babaları da biyopsi oluyor. Biyopsi ile kanser yayılmaz” dedi.

VM Medical Park Samsun Hastanesi’nde görevli Girişimsel Radyoloji Uzm. Prof. Dr. Mert Köroğlu, kanserin biyopsi ile yayılacağı söylentisinin gerçek olmadığı söyledi. 2 ay önce akciğer kanseri teşhisi konulan babasına biyopsi yapan Prof. Dr. Mert Köroğlu uyarılarda bulunarak, “Genelde biyopsileri yapan doktor benim. Vücudunuzda belli bir yerde kitle olduğu zaman ve onkoloji doktoru sizden biyopsi istediği zaman bana başvuruyorsunuz. Girişimler radyologlar olarak bizlerde ultrasonla bazen de tomografiyle görerek o kitlenin içerisinde girerek biyopsiler alıyoruz. Hastalar bize başvurduğu zaman en çok sorulan soru şudur: ’Biz bu hastadan biyopsi aldırıyoruz, biyopsi aldırdığımız için bu hastalık yayılır mı?’ Hayır, yayılmaz. Dünyada bu işi bilen hiçbir tıp doktoru, size böyle bir şey söylemeyecektir. Böyle şeyleri ancak mahallenizden, arkadaşlarınızdan, köşedeki bakkaldan duyabilirsiniz. Eğer biyopsi yapılmasına onkoloji doktoru karar verdiyse, biyopsi yapılacaktır. Hemen sorulan 2. soru şu oluyor: ’Bu kişi sizin anneniz, babanız olsa siz de yaptırır mısınız?’ Tabii yaptırırız. Maalesef böyle bir durum 2 ay önce benim de babamın başına geldi. Akciğerinde bir kitle tespit ettik. Pet çektirdik. Pette kitlenin şüpheli olduğunu gördüğümüz zamanda kitlenin içerisine tomografi eşliğinde girerek biyopsiler aldık. Düşündüğümüz gibi kötü olduğunu anladık. Hücre tipi belirlendi. O tipe göre verilecek akıllı ilaçların uygunluğu belirlendi. Her hastama yaptığım gibi babama da aynı işlemi yaptım. Doktor babaları da biyopsi oluyorlar, kemoterapi alıyorlar” diye konuştu.

“Kirli bilgileri halkımızın iyice ayırabilmesi lazım”

Biyopsi ile ilgili kirli bilgilere insanların kulak asmaması gerektiğini söyleyen baba Aslan Köroğlu (74), “2 ay önce çektirdiğim akciğer filminde kitle tespit edildi. Oğlum biyopsimi aldı. Daha sonra bu biyopsiye göre akıllı ilaç belirlendi. Sosyal medyada bazı şeyler çıkıyor. İnsanlar meşhur olmak için sosyal medyayı kullanıyor ve ekstrem en uç şeyleri söylüyorlar. Doktorların, bilim adamlarının, ilaç üretimiyle uğraşan binlerce kimyager, bilim adamı doktor çalıştıran şirketlerin, söylemediklerini halka yayıyorlar. Bu kirli bilgileri halkımızın iyice ayırabilmesi lazım. Herkes evladı ile gurur duyar. İlla doktor olması, şu olması değil, herkesin evladı kıymetlidir” şeklinde konuştu.

“Geldiğindeki ağrıları tamamen geçti”

Hastanın tedavisi hakkında bilgi veren Medikal Onkoloji Uzm. Doç. Dr. Mustafa Karaağaç ise “Aslan amcamız bize biyopsileri yapılmış olarak teslim edildi. Öncelikle akciğerdeki esas alandan sonra karaciğerdeki alanlarından biyopsileri yapıldı. Hastamızın tahlillerini, tetkiklerini yaptık ve evresini belirledik. Tedavi şemasını planladık. Öncelikle kemoterapi ile başladık, gerektiği takdirde kullanmak üzere akıllı ilaçları belirledik. Tedaviden güzel başarı elde ettiğimizi görüyoruz. Geldiğindeki şikayetleri belirgin geriledi, ağrıları tamamen geçti” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin