Kahverengi kokarcaya karşı topyekun kışlak mücadelesi - Karabük Haber Postası
kahverengi kokarcaya karsi topyekun kislak mucadelesi
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Ekim, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Kahverengi kokarcaya karşı topyekun kışlak mücadelesi

Ordu Valisi Muammer Erol, il genelinde kahverengi kokarcaya karşı, tüm birimler ile birlikte kışlak mücadelesinin başlatılacağını söyledi.

Karadeniz Bölgesi’nde fındık başta olmak üzere tarım ürünlerine ciddi zarar veren kahverengi kokarcalar, kışlak diye tabir edilen ahır, odunluk, samanlık ev ve evlerin çatıları gibi noktalara hareket etmeye başladı. İlde geçen yıllarda da mücadele edilen ancak bu yıl özellikle Fatsa, Perşembe, Altınordu ve Gülyalı ilçeleri başta olmak üzere sahil ve orta kesimlerinde etkili olan kahverengi kokarcaya karşı, Ekim ayının 15’inden itibaren tüm birimlerin desteğiyle ilaçlama mücadelesi yapılacak.

Kışlak mücadelesi 15 Ekim tarihinden itibaren başlıyor

Ordu Valisi Muammer Erol, kahverengi kokarca ile mücadeleye ek olarak 15 Ekim 2024 tarihinden itibaren kışlak mücadelesinin yapılacağını belirterek, “İlimizde şu anda gündemde olan kokarca ve kokarcayla ilgili yapılacak mücadele çalışması var. Ekim ayının 15’inde başlayacak topyekun bir kışlak ilaçlaması mücadelesi olacak demiştik. Onun hazırlığını kaymakam arkadaşlarımız tarım il ve ilçe müdürlükleri ile birlikte yapmışlardı. İnşallah 15 Ekim’den itibaren arkadaşlarımızın da planladığı şekilde tarım il ve ilçe müdürlükleri ile birlikte, muhtarlıklarımız, belediyelerimizin ve ziraat odalarının katkısıyla birlikte kokarcaların mevsim soğuduğunda, sıcaklıklar düştüğünde sığınacakları mekanları (kışlak) ilaçlamak gibi bir gayretin, çalışmanın içerisinde olacağız” dedi.

“Hiçbir şekilde ıskalanmamasını arzu ediyoruz”

Yürütülecek olan kışlak çalışmalarında en küçük noktaların dahi ilaçlanması gerektiğine dikkat çeken Vali Erol, “O noktada da hiçbir kışlağın, bu küçücük bir ahır, samanlık, odunluk, kömürlük, depo dahi olsa ıskalanmamasını arzu ediyoruz. O nokta da muhtarlarımızdan destek istiyoruz. Sağ olsun muhtarlarımız o noktada kaymakam arkadaşlarımıza destek oluyorlar, bunu görüyoruz. Vatandaşlarımıza özellikle de fındık mevsiminde gelmiş, fındığını toplayıp gitmiş, sonrasında da evini kapatmış vatandaşlarımıza mesajımız ulaşsın istiyoruz. Onlar, köylerindeki muhtar veya bir yakınla bu kapalı bıraktıkları mekanların anahtarlarını verir ve ilaçlamak gereğinde ilaçlanması konusunda açık tutulmasını sağlayıp yardımcı olurlarsa, inşallah kokarcayla mücadele konusunda elimiz daha güçlü olacaktır diye düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay