‘Kahverengi kokarca’ ile mücadeleye 300 milyon TL’lik ’tuzak’ desteği - Karabük Haber Postası
kahverengi kokarca ile mucadeleye 300 milyon tllik tuzak destegi GmdO7mtn jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Eylül, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0
0

‘Kahverengi kokarca’ ile mücadeleye 300 milyon TL’lik ’tuzak’ desteği

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, bu yıl fındık üreticisini büyük oranda zarara uğratan kahverengi kokarca böceğiyle gerekli ve birlikte mücadele edilmemesi durumunda aynı sorunun bir sonraki yıl Türkiye’nin en çok çeltik üretilen 2. noktası olan Bafra Ovası’nda çeltikte yaşanabileceğine dikkat çekerek, zararlı ile mücadele için 300 milyon TL’lik bir tuzak alımı yapacaklarını söyledi.

Büyükşehir Belediye Meclisi Eylül Ayı Toplantısı, Başkan Halit Doğan başkanlığında Büyükşehir Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. İlgili komisyonlardan havale edilen toplam 40 gündem maddesinin görüşüldüğü meclis toplantısında özellikle şehrin doğusundaki ilçelerde geçimini fındık üretiminden sağlayan çiftçileri zarar uğratan kahverengi kokarca mücadelesi ile ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında konuşan Başkan Doğan, yaklaşık 300 milyon TL tutarında tuzak alarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’ne teslim edeceklerini, bu tuzakların zararlı popülasyonun yüksek olduğu kırsal kesimlerdeki bahçelere konulacağını açıkladı.

“Yeterli ölçüde mücadele edilmezse Bafra’da çeltikle alakalı da bu sıkıntıyı yaşayabilecek durumdayız”

Samsun’un ve özellikle de Bafra’nın yılda 157 bin ton çeltik üretimi ile ülke genelinde 2. sırada yer aldığına ve kahverengi kokarca ile mücadele yeterli ölçüde yapılmazsa fındıktaki sıkıntıların aynısının çeltikte de yaşanabileceğine işaret eden Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Kahverengi kokarcayla ilgili yoğun mücadele yapıldı. Popülasyonun yüksek olduğu kırsallarda görüştüğüm üreticiler, mücadelenin yoğun yapıldığı yerlerde bir sorun olmadığını belirtti. Ancak bir üreticinin mücadele ettiği, birinin etmediği yerlerde biraz sorunumuz var. Özellikle doğu ilçelerimizdeki çiftçimizin ana geçim kaynağı fındık olunca sorun yaşanmış oldu. Mısır, fasulye ve diğer meyvelerde de gelecek yıl Allah korusun mücadeleyi yeterli ölçüde yürütemediğimiz takdirde Bafra Ovası’nda çeltikle alakalı da bu sıkıntıyı yaşayabilecek durumdayız. Maalesef biz varlığa da yokluğa da görmeden inanmıyoruz. Geçen yıl Çarşamba’da belediye başkanı olduğumdan biliyorum. Her hafta camilerde cuma namazlarında kaymakam ve benim katılımlarımla çiftçiye bilgilendirmeler yaptık. Kokarcayı anlattık ve mücadele edilmesi gerektiğini ifade ettik. İnsanlar, ‘kokarca ne yapacak, daha önce de oldu, bir ilaç atar geçeriz’ dedi. Bazısında tuttu, bazısında tutmadı. Bu sene ise tüm üreticiler kokarca sorunu yaşayınca mücadeleye daha etkin devam edecektir. Biz de belediye olarak yapabileceklerimiz konusunda Tarım ve Orman Müdürlüğü ile görüştük. Talepleri, bütçeleri gelene kadar yerine getirelim istedik. Onlar da kışın kokarcanın yumurtlaması ile alakalı popülasyon mücadelesi yapılması gerektiğini aktardı. 300 milyon TL’lik bir tuzak alımı yapıyoruz. Bunu ilgili müdürlüğe zararlı ile ilçelerimizde mücadele yapabilmek için vereceğiz” dedi.

“Sivrisinek ile mücadeleye daha etkin devam edeceğiz”

Atakum ve İlkadım ilçelerinde sıklıkla görülen ve meclis üyeleri tarafından da dillendirilen sivrisinek popülasyonunun artmasıyla ilgili bilgi veren Başkan Halit Doğan, “Sivrisinekle, larvanın doğumundan itibaren bir mücadele yapılması gerekir. Hem araç hem ilaç-ekipman hem de personel sayısı ile birlikte gece ve gündüz ilaçlamayı bizzat takip ettim. Bir dron daha alıyoruz. Özellikle nehir, kanal içleri, sulak alanlarda da dronla larva döneminde araçla giremediğimiz yerlerde sezon başından itibaren mücadeleyi etkin bir şekilde başlatacağız. Geçen yıl seçim vesaire olunca belki bu işlerde aksamalar olmuş olabilir. Bu mücadeleyi daha etkin bir şekilde devam ettireceğiz. Atakum’da, İlkadım’da diğer ilçelerde başka sorunlar varsa gidermeye çalışacağız” diye konuştu.

3 milyar 731 milyon TL’lik ek bütçe kabul edildi

Mecliste ayrıca gündem maddeleri arasında yer alan 2024 mali yılı bütçesine 3 milyar 731 milyon 797 bin TL ek bütçe ilavesi teklifi de meclis üyelerinin oybirliğiyle kabul edilerek karara bağlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay