Kadife çiçeği ve soğanla kahverengi kokarcaya doğal çözüm - Karabük Haber Postası
kadife cicegi ve soganla kahverengi kokarcaya dogal cozum tq33MbBr
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Kasım, 2025 16:30 tarihinde yayınlandı
0
0

Kadife çiçeği ve soğanla kahverengi kokarcaya doğal çözüm

Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda tarım alanlarında büyük ziyanlara yol açan kahverengi kokarca zararlısına karşı doğal tahlil arayışları sürerken, Trabzonlu üretici Fatih Çolak, kadife çiçeği ve soğan karışımından hazırladığı doğal kür ile zararlıyı bahçesinden uzak tutmayı başardı.

Bölgede fındık ve zerzevat üretimini olumsuz etkileyen kahverengi kokarca böceği istilası, üreticileri alternatif yollar geliştirmeye yöneltti. Trabzon’da denemeler yapan üretici Fatih Çolak, kadife çiçeği ve soğanı kullanarak hazırladığı karışımı bitkilerine uyguladı. Çolak’ın bu tekniğiyle bahçesindeki ziyanlı yoğunluğunun azaldığı gözlendi.

Soğan ve kadife çiçeğinin karışımıyla bir formül bulduğunu belirten Fatih Çolak, “Bende bu zararlının tesirlerini gören bir üreticiyim. Ülkenin yarısından fazlasına bu ziyanlı maalesef yayıldı. Geçen yıl bilhassa fasulyelerimde önemli bir randıman kaybı yaşadım. Önüne nasıl geçebilirim diye düşündüm. Deneyler yaparak en faydalısını buldum. Çok kolay bir metot aslında. Bildiğimiz soğan ve kadife çiçeği dediğimiz bitkinin karışımıyla yaptığımız bir formül. Yalnızca suda bekletiyoruz. İki günlük bir müddet içerisinde yapılan bir formül. Bunları bitkilerin üzerine püskürtüyorum. Kokarca canlısını uzak tutmaya yarıyor. Hoşlanmadığı bir solüsyon oluyor diyebilirim. Bundan ötürü da mahsulümden uzak duruyor. Bu kalıcı bir tahlil mü değil bu yalnızca kişisel manada beni kurtaran ya da yapacak olan çiftçileri kurtaracak olan bir tahlil. Bunun için daha önemli çalışmalar yapılıp kokarcayı sahiden denetim altına almak gerekiyor. Toplumsal medya hesaplarımdan bulduğum her metodu duyuruyorum. Faydalanmak isteyenler esasen alsınlar zira denenmiş bir sistem. Bunun üzere çok farklı ilaçlar da kullanıyorum. Tabiata baktığınızda aslında bir şeyleri ilacı tabiatta. Bir ziyanlı görüyorsunuz bu zararlıların sevdiği ve sevmediği mahsulleri de gözlemleyebiliyorsunuz. Bunlar kokularıyla hisleriyle hareket eden canlılar ve siz bir fasulyeye kadife çiçeğini sıktığınız vakit fasulyeyi rahatsız etmiyorsunuz ancak kokarcayı rahatsız ediyorsunuz. Bu formüllerden herkes faydalansın isterim” tabirlerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay