Karabük Postası tarafından
26 Eylül, 2018 13:18 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 1dk
Yorum: 0

İngilizce öğretiminde KBÜ en iyi arasında yerini aldı

YÖK tarafından İngilizce hazırlık okulunun Dış Değerlendirme Programı’na alınan 10 pilot üniversite arasında ODTÜ, Sabancı, Boğaziçi, Bilkent gibi üniversitelerle birlikte Karabük Üniversitesi de yer aldı. Ülkemizde İngilizce öğretiminde en başarılı üniversiteler arasında yer alan Karabük Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının üniversitelerde İngilizce öğretiminde kaliteyi artırmaya yönelik sürdürdüğü çalışmalarda etkin rol oynamaya devam ediyor. Karabük Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu yeni bir pilot çalışmaya dahil edilerek, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından Dış Değerlendirme Programı’na alındı. Ülkemizde yükseköğretim kurumları tarafından verilen İngilizce hazırlık eğitiminin kalitesini artırmak amacıyla 2015 yılından bu yana YÖK ve British Council iş birliğinde çeşitli çalışmalar yapıldı. 2015 yılında yapılan ilk çalışma sonunda İngilizce dil eğitimi konusunda yükseköğretim kurumları arasında farklılıklar bulunduğu ortaya çıkmıştı. 2017 yılında yürütülen ikinci çalışmada ise 5 farklı bölgeden 5 pilot üniversite seçilerek “İngilizce Eğitiminde Kalite Programı” yürütülmeye başlandı. Karabük Üniversitesi de bu 5 üniversite arasında yer aldı. Söz konusu çalışmanın sonuçlarını görüşmek üzere 2018 yılının Şubat ayında YÖK Başkanı Prof. Dr. M. A. Yekta Saraç’ın başkanlığında yapılan toplantıda Karabük Üniversitesi  Rektörü Prof. Dr. Refik Polat da yer almıştı. Bugün gelinen noktada ise Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 10 pilot üniversitenin İngilizce hazırlık okulunun Dış Değerlendirme Programı’na alınmasına karar verildi. 10 pilot üniversite içinde Karabük Üniversitesi ile birlikte ODTÜ, Sabancı Üniversitesi, Koç Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Bezm-i Alem Üniversitesi, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü bulunuyor. Dış Değerlendirme Programı ile ilgili 2 Ekim’de Yükseköğretim Kalite Kurulu Başkanlığında bir bilgilendirme toplantısı düzenlenecek. Söz konusu toplantıya 10 pilot üniversitenin hazırlık okulu müdürleri katılacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.