“Fitrenizi Bayramdan önce verin”
Karabük İl Müftüsü Halil Bektaş Fitrenin Bayram öncesi verilmesi gerektiğini söyledi.
Bu yıl fitre miktarının 16 TL olarak belirlendiğini hatırlatan Müftü Bektaş, “Ancak kişiler maddi imkanlarına göre daha fazla verirlerse hem daha çok sevap kazanmış olurlar, hem de fakirlerin istifadesi daha fazla olmuş olur” dedi.
Müftü Bektaş yaptığı açıklamada; “Yaşlılık ve düşkünlük nedeniyle oruç tutamayanlarla, oruç tutmaya engel hastalığı ömür boyu devam edenlerin tutamadıkları her oruç günü için verecekleri fidye miktarının da fitre miktarıyla aynı olduğunu kaydeden Bektaş “Borcundan ve asli ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı malı veya onun kıymetinde parası olan Müslümanların fıtır sadakası yani fitre vermeleri vaciptir.
Fitre ramazan ayında fakirlere verilen bir sadakadır. Bayramdan önce verilmesi gerekir. Dini ölçülere göre zengin olan kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının fitrelerini vermesi gerekir.
Fitre, zekât verilebilecek fakirlere verilmelidir. Bir fitre bölünemez, yalnız bir fakire verilebilir. Ancak bir fakire birden fazla fitre verilebilir. Fitre ve zekât niyet edilerek verilmelidir. Ancak bunu fakire söylemeye gerek yoktur. İçten niyet etmek yeterlidir. Söyleyerek fakiri mahcup etmemek gerekir..Fitre, tutulan oruçlardaki olabilecek noksanlıkları giderir, kişiyi ölümün sıkıntılarından ve kabir azabından korur. Ayrıca Ramazanda verilen fitrelerle fakirler de bayram ihtiyaçlarını karşılama imkânı bulurlar. Zekât ve fire vererek zenginler fakirlere olan borçlarını ödemiş hem de sevap kazanmış olurlar” dedi
KİMSEYİ RENCİDE ETMEYİN
İyilik yaparken kimseyi rencide etmeden ve sırf Allah rızası için yapmak şart olduğunu ifade eden Bektaş; “Fitre veya zekâtımızı verirken de o kişiye verdiğimizin fitre veya zekât olduğunu söylememize gerek yoktur. Bizim o niyetle vermemiz yeterlidir. Allah niyetlerimizi bilmektedir. Ayrıca o kişileri minnet altında bırakacak her türlü söz ve davranıştan sakınmak gerekir. Fakir ve kimsesizlere yapılan yardımlar aynı zamanda sosyal bağları pekiştirir. Birlik ve kardeşlik duyguları güçlendirerek toplumda bireysel benlik yerine toplumsal benliği öne çıkarır. Sevinç ve mutluluğun hep birlikte paylaşıldığı, sıkıntı ve kederlerin de birlikte giderildiği toplum, sağlam temellere oturmuş ve huzur içinde yaşanabilir bir toplumdur. Yüce dinimiz de bunu arzulamakta ve bu hedef, ibadetlerin hikmetleri arsında önemli yer tutmaktadır” dedi


