Kastamonu’da bulunan İhlas Vakfı Sıla Erkek Öğrenci Yurdu, eski ve yeni öğrencilerini yeni eğitim ve öğretim yılında karşılamak için hazırlıklarını tamamladı.
Kamu faydasına çalışan vakıf statüsünde bulunan İhlas Vakfının Kastamonu’daki 150 öğrenci kapasiteli Sıla Erkek Öğrenci Yurdu, 25 yıldır üniversite öğrencilerine, barınma ve yemek hizmeti vermeye devam ediyor. Yeni eğitim ve öğretim yılı öncesinde yurttaki tüm hazırlıklar tamamlandı. Kamu faydasına çalışan vakıf olma statüsüne Sıla Erkek Öğrenci Yurduna kayıt yaptıran öğrencilerine, yurt ödemeleri için Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yaklaşık yüzde 70 takviye veriliyor. Nakdi takviye, öğrencilerin şahsi banka hesaplarına gönderiliyor.
Yurt kayıt süreci ile ilgili bilgi veren Sıla Erkek Öğrenci Yurdu Müdürü Enis Esaslı, “Şahsım ve bütün işçi, değerli genç kardeşlerimize maddi ve manevi yardımcı olmayı heyecanla bekliyor, yurdumuzun bütün güzelliklerde parmakla gösterilen bir yurt olması için, uğraş gösteriyoruz. Devletimizin yardımı ile üç öğün yemek, internet imkanına sahip olan öğrencilerimizle de sıcak bir dostluk ortamı kuruyoruz. ‘İnsanların iyisi, insanlara yararlı olandır’ desturuyla çalışıyoruz. Üniversitenin eski ve yeni öğrencilerini görüşmeye, konuşmaya, aile olmaya bekliyoruz” dedi.
İhlas Vakfı Sıla Yurdu, Kastamonu Üniversitesi yerleşkesine yakın pozisyonda olması, hijyen, yatakhane, yemekhane, ders çalışma odaları ve işçinin yakın ilgisi ile dikkat çekiyor.


İhlas Vakfı Sıla Erkek Öğrenci Yurdu öğrencileri karşılamak için hazırlıklarını tamamladı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

