İdrarından yoğun kan gelen hasta "damar tıkama" yöntemiyle sağlığına kavuştu - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
12 Kasım, 2023 16:48 tarihinde yayınlandı
0
0

İdrarından yoğun kan gelen hasta “damar tıkama” yöntemiyle sağlığına kavuştu

Samsun’da bir vatandaş idrarından yoğun kan gelmesi şikayetiyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Radyoloji bölümünde yapılan bilgisayarlı tomografi tetkikinde sol böbreğinde kitle ve mesanesinde tümör saptanan hasta, girişimsel radyoloji doktorlarının yaptığı “anjiyo embolizasyon (damar tıkama)” işlemi ile sağlığına kavuştu.

Samsun’da yaşayan 60 yaşındaki Ahmet Yetkin idrarından yoğun kan gelmesi şikayetiyle Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi aciline başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda son kan değerlerinde ciddi düşme saptanan Ahmet Yetkin’in radyolojik görüntülenmesinde sol böbreğinde 7 cm boyutunda kitle saptandı. Mesanesinde de tümör saptanan Ahmet Yetkin’e Karadeniz Bölgesi’nde çoğu sağlık merkezinde uygulanamayan anjiyo embolizasyon tedavisi yapıldı. Girişimsel radyoloji doktorlarının yaptığı işlem ile sağlığına kavuşan Yetkin, şu anda çok iyi olduğunu söyledi.

“Yapılmasaydı kan ihtiyacı sebebiyle yoğun bakıma gitmesi gerekiyordu”

Yapılan işlem hakkında bilgi veren Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Gündoğdu, “Hastamız idrarından yoğun kan gelmesi şikayeti ile başvurmuştu. Son dönemde kanama şikayetlerinin artması üzerine yapılan görüntülemesinde sol böbreğinde bir kitle ve mesanesinde bir tümör saptandı. Hastanın kan transfüzyonu ihtiyacı nedeniyle üroloji hocalarımız ile birlikte hastayı değerlendirdik. Yaptığımız konsey sonrasında ise anjiyo embolizasyon dediğimiz yöntemle böbrekteki tümörü besleyen ve kanamaya neden olan damarı tıkama işlemini (anjiyo embolizasyon) planladık. Ardından girişimsel radyoloji ünitesinde hastamızı anjiyo embolizasyon işlemine aldık. Son derece başarılı geçen bir işlemin ardından hastamızı servisimize tekrardan aldık. Şu anda hastamızın genel durumu gayet iyi ve taburculuğunu planlanmaktayız. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Girişimsel Radyoloji ünitemizde tüm endovasküler tedavileri yapmaya başladık. Özellikle mide, bağırsak, böbrek ve mesane kanamaları, karaciğer ve böbrek tümörlerinin tedavisi, bağırsak damarı tıkanıklıkları, beyin damarlarında oluşan baloncuk (anevrizma) ve şah damarı darlık ve tıkanıklarının tedavilerini ünitemizde yapabiliyoruz. Bu hastamızın tedavisini bu şekilde yapamıyor olsaydık, büyük bir cerrahi operasyon geçirme durumunda kalabilirdi ve yoğun kan ihtiyacı sebebiyle hastamızın yoğun bakıma gitmesi gerekebilirdi” dedi.

“Bölgemizde girişimsel radyoloji büyük bir avantajdır”

Üroloji Uzm. Dr. Öğr. Üyesi Emrah Küçük, “İdrardan yoğun kan gelmesi şikayeti ile tarafımıza başvuran hastayı değerlendirdik. Kan tahlillerinde kan değerlerinde çok ciddi düşüş olduğunu gördük. Kan transfüzyonu ihtiyacı gerekti. Radyolojik tetkiklerinde böbreğinde büyük bir kitle saptandı. Girişimsel radyoloji bölümündeki hocalarımız anjiyo embolizasyonu başarılı bir şekilde yaptı. Şu an hastamızın kan değerleri normal aralıktadır. Hastanemizde bulunan girişimsel radyoloji ünitesi ve doktorları bölgemiz için büyük bir şanstır. Üroloji polikliniğimize başvuran ve bu şekilde damar içinden anjiyo yöntemi ile ya da diğer girişimsel yöntemlerle tedaviye uygun olan hastalarımızı, girişimsel radyoloji hocalarımızla birlikte tedavi ediyoruz” diye konuştu.

“Baş dönmesi ve halsizlik oluyordu”

Sağlığına kavuşan Ahmet Yetkin ise “İdrarımdan yoğun bir kan geliyordu. Vücudumda kan değeri düştüğü için baş dönmesi ve halsizlik oluyordu. İşlemimi yaptılar. Şu anda çok iyiyim” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay