İç hastalıkları uzmanı uyardı: "Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor" - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Şubat, 2024 00:12 tarihinde yayınlandı
0
0

İç hastalıkları uzmanı uyardı: “Ani sıcaklık değişimleri hastalıkları tetikliyor”

Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, “Şubat ayı olmasına rağmen sıcaklık yükseliyor akşamları ise düşüyor. Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan günlerde hava sıcaklığı öğleden sonra artabiliyor ya da bir gün hava güneşli iken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor. Bu ani sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor” dedi.

Havaların bir ısınıp bir soğumasından dolayı dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzm. Dr. Özkan Akyol, mevsimsel sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu hastalıklar ve alınabilecek önlemler hakkında uyarılarda bulundu. Mevsimsel sıcaklıkların bu dönemde çok fazla değişim gösterdiğini dile getiren Uzm. Dr. Akyol, “Sabah evden çıkarken çok soğuk başlayan gün, öğle saatlerinde çok fazla sıcak devam edebiliyor ya da bir gün hava güneşli ve çok sıcakken sonraki gün aniden çok soğuyabiliyor.. Bu sıcaklık değişimleri kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Sıcaklık değişimleri sindirim sistemimizi, duygu durumumuzu dahi etkilerken başka birçok hastalığı da tetikleyebiliyor. Hava değişiklikleri sebebiyle yaşanan problemlere karşı bazı önlemler almak sağlığımız için etkili olacaktır” diye konuştu.

“Alerjik astımı olanlar dikkat etmeli”

Sıcaklık değişimlerinin sebep olduğu şikâyetlere dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, “Mevsimsel değişiklikler yılın son aylarında hayatımızı daha fazla etkiliyor. Bu aylarda özellikle alerjik astım, KOAH, grip, nezle gibi solunum yolu hastalıkları artış göstermektedir. Alerjik astımı olan kişiler mutlaka kendini çok iyi korumalıdır. Sıcaklığın ani değişmesi öksürük, nefes darlığı, solunum yolu problemi, hayat konforumuzu etkileyecek burun tıkanıkları gibi problemleri artırmaktadır. Viral enfeksiyon hastalıkları çokça karşılaştığımız durumlardır” şeklinde konuştu.

“65 yaş üstü kişiler yıllık aşılarını ihmal etmemeli”

Özellikle 65 yaş üstü kişiler, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kalabalık ortamda çalışanları uyaran Dr. Akyol, şunları söyledi: “Bu kişiler için mevsim geçişi hastalıklarının ilk adresidir. Bazı önlemler alınması hastalıklardan korunmada fayda sağlayacaktır. Öncelikle soğuk havalara karşı korunaklı giyinmeli ve uzun süre soğuğa maruz kalınmamalıdır. Soğuk havaya göre giyinirken günün ilerleyen saatlerinde havanın ısınabileceğine göz önüne alarak aşırı kalın giyinmemek de önemlidir. Bu ay seyreden yüksek sıcaklık kişilerin ince giyinmesine sebep oluyor, unutmamalıyız ki kış mevsimindeyiz ve Şubat ayındayız. Bir artan bir düşen sıcaklıklar sağlığımız için problem oluşturmaktadır. 65 yaş üstü kişiler mutlaka yıllık aşılarını yaptırmalıdır. Astım, KOAH gibi hastalığı olanlar doktor takiplerini ihmal etmemelidir. Tansiyon ve kalp hastaları tedavilerini düzenli yaptırmalıdır. Bol lifli gıdalar tüketmeli ve doğal beslenmelidirler. Bol su tüketimi çok önemlidir. Spor ve bedensel aktiviteler sağlığımızı korumamıza yardımcı olur. Güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak zihinsel ve bedensel olarak kişiye katkı sağlar. Bu önlemlerin alınması, kendimizi salgın ve hastalıklara karşı korumamızda çok büyük fayda sağlayacaktır.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay