Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından düzenlenen ‘Hocalı Soykırımı’ konulu konferansa konuşan, Karabük Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Marziye Memmedli, “Sırplar ve Ermenilerin Türklere olan nefretini unutmak mümkün değil” dedi.
Üniversitelilerin yoğun olarak katıldığı ‘Hocalı Soykırımı’ konferansında Yrd. Doç. Dr. Marziye Memmedli, “Hocalıdaki katliam her alanıyla soykırımdır. Ama buna rağmen kendi Türk Devletlerimiz de bile bunu kabul ettirmekte sıkıntı yaşıyoruz. Ermenistan’a gelen bazı Türk Devlet Başkanları Ermenilerin yalandan yaptıkları bir abideye bile gül koyuyorlar. İster Azerbaycan olsun, ister Türkiye olsun devamlı ve istikrarlı şekilde politika yürütmüyor. Ermeniler kadar istikrarlı değiliz. Tabi ki güç bakımında Türkiye’yi geçemezler ama Ermenilerin güçlü bir lobisi var. Bir amaçları var. O amaca doğru yürüyorlar . Ayağımız tökezlese, Allah korusun hemen vurmaya hazırlar. Soykırım Yasası Amerika Birleşik Devletleri’nin elinde oyuncak gibi, istediği zaman atıyor, istediği zaman geri çekiyor. Azerbaycan’da yapılan bu vahşet eskilerden başlayan bir şeydir. Bu olayların asıl başlama yılları 19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başıdır. Ermenilerin daha yoğun olduğu bölgelere bakacağız” dedi.
“BENİM GÖZÜMÜN ÖNÜNDE OLAN BİR ŞEYDİ”
Hocalı Soykırımı’nın gözleri önünde olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Marziye Memmedli, Ermenilerin Türk düşmanlığının bitmediğini vurgulayarak kamuoyunda ‘Ermenilerle barışalım’ diye bir algının olduğunu, bir zamanlar bununla ilgili açılımların ve açılımı destekleyen insanların olduğunu dile getirerek, “Bunları çok büyük üzüntüyle izliyordum. 1992 zaten benim gözümün önünde olan bir şeydi. O bir tarafa tarihçi olduğum için geçmişi bildiğim için çok üzülüyordum” diye konuştu.
“Kaç kişi öldürüldü, bunlar belli değil”
Ermeniler ilk fırsatta vahşilik yaptığını belirten Memmedli, “Sadece öldürmüyorlar. Savaşırsın öldürürsün. Bunlar böyle yapmıyor. Önce kuşatıyorlar. 25’i 26’ya bağlayan gece. Sonra koridor bırakıyorlar. ‘Buradan kaçın’ diyorlar. O koridordan çok az kişi sağ çıkıyor. Çünkü çapraz ateş altına alıyorlar. Rehineler de var. Kaç kişi öldürüldü, bunlar belli değil. Kafalarını kesip top oynuyorlar. Kadınları kızları anlatamıyorum bile. Kaç kişi intihar ediyor o yüzden. Dönen rehinelerin bir çoğunun böbrekleri yok. Hocalı faciası zamanında bütün aileyi, baba, anne, dede, çocuklar yok hepsini öldürmüşler. Kundaktaki çocuğa kadar yapıyorlar ve konuştuğumuz yıl 1992 yılı” ifadelerini kullandı.
“BUNLARI UNUTMAK MÜMKÜN DEĞİL”
Memmedli son olarak şu ifadeleri kullandı: “Ermenilerin Türk nefreti değişmemiş. Arşiv belgelerini okuyorum aynısı. Çocukları duvara çiviliyorlar. Hamile kadının karnını kesiyorlar. Hocalı’yla ilgili belgeselleri görüyorsunuz. Gece kameraman gidiyor. İlk gün çektikleri cesetlerde bir şey yok. 1 gün sonra geliyorlar cesetlerin hepsinin üzerinde, kadınların göğüslerini kesmişler. Kafatasını yarmışlar, derilerini soymuşlar, kulaklarını kesmişler. Cesetleri üzerinde bunları yapmışlar. Dünyada 2 halk var. Sırplar ve Ermeniler. İkisinin de Türklere olan nefreti. Bunları unutmak mümkün değil. Unutturmaya izin vermememiz gerekiyor.”


“Hocalı Soykırımı” konulu konferans
İran’ın Trabzon Başkonsolosu Mohebati: “Dünya, İranlıların dimdik dayanmasına çok şaşırdı”
İran İslam Cumhuriyeti’nin Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati, dünyanın İranlıların saldırılara dimdik dayanmasına çok şaşırdığını belirterek, “Ülkemiz bir iki günlük kültüre sahip değil. Tarih boyu kültürümüz ve medeniyetimiz var. Bu kolaylıkla yıkılmaz, yakılmaz” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti’nin Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran’ın kültürel yapısına vurgu yapan Mohebati, savaş ve müzakere süreçlerine dair mesajlar verdi. İran’ın tarih boyu kültürü ve medeniyeti olduğunu kaydeden Mohebati, “Bizim rehberimiz şehit oldu. Kendisi de bunu istiyordu. Liderimiz bununla çok iftihar ediyordu. Şehit olmayı arzu ettiğini çok tekrar etmişti. Çok insanlar vardı hak yolunda çalışanlar, gazilerimiz. Tarih boyunca kültürümüzde olanlar şehadeti arzu etmişlerdi, şehit oldular. Çocuklarımızın şehit olmasına çok üzüldük. Dünya, İranlıların dimdik dayanmasına çok şaşırdı. Nasıl olur da bir ülkeyi bombalarsın da memleketin lideri, insanları şehit olur ama o ülke dağılmaz ve yıkılmaz? Bizim kültürümüzde bu var. Ülkemiz bir iki günlük kültüre sahip değil. Tarih boyu kültürümüz ve medeniyetimiz var. Bu kolaylıkla yıkılmaz, yakılmaz. Ekonomimizin, insanlarımızın, binalarımızın yıkılması mümkün müydü? Ülke dimdik dayandı, istikrarını kaybetmedi. İran bunu gösterdi. İran’ın halkı önemliydi” diye konuştu.
“Müzakere olurken yeni savaş başlattılar”
Müzakere sürecine de değinen Mohebati, “Geçen sene savaştan 12 gün önce İran, ABD ve Avrupa ülkeleriyle konuşurken onlar bize saldırı yaptılar. Son savaştan 1 gün önce İran müzakeredeydi, karar verilmişti. Müzakere olurken yeni savaş başlattılar. Bu gösterir ki; onların hedefleri hiçbir zaman müzakere değildi. Müzakereden zaman kazanırlar, silahlanırlar ve büyük bir savaşa yeniden başlarlar. İran şimdi diyor ki, ‘savaşları bitirin, müzakere yapalım, konuşalım’. Bu mühim bir mesajdı” şeklinde konuştu.
“Türkiye’nin tüm telaşı bu savaşı bitirmekti”
Türkiye ile İran’ın ilişkilerine de değinen Mohebati, “İran dedi ki, ‘Ben Türkiye toprağına hiçbir zaman füze göndermedim’ ve göndermez. Türkiye ile İran’ın kardeşliği çok istikrarlıdır. Tarih boyu böyledir ve çok önemlidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iyi mesajlar gönderdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çok iyi mesajlar verdiler. Bu konuda Türkiye’yi kendimize kardeş biliriz. Türkiye’nin tüm telaşı bu savaşı bitirmekti” ifadelerini kullandı.


