Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Şubat, 2019 12:18 tarihinde yayınlandı
0

Hocalı Katliamı’nda yaşamını yitirenlere KBÜ’de anlamlı anma

Dağlık Karabağ bölgesinde yer alan Hocalı’da 1992 yılında Ermenilerin katlettiği Azeriler, Karabük Üniversitesinde düzenlenen panelle anıldı.

Karabük Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Kulübü tarafından “Hocalı Katliamı” konulu panel düzenlendi. Panelde, Hocalı Katliamı’nda yaşanan olaylar ele alındı.

15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nda gerçekleşen programa Karabük Valisi Fuat Gürel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kürtül, Genel Sekreter Lütfü Köm, akademik ve idari personel ile öğrenciler ve davetliler katıldı.

Panelde konuşmacı olarak Uluslararası İlişkiler Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Marziye Memmedli,  Ebelik  Bölümü 3. sınıf öğrencisi Riyafet Alptekin, Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. sınıf öğrencisi Islam Babazade ve 2. sınıf öğrencisi Tebriz Aliyev ile Çocuk Gelişimi 3. sınıf öğrencisi Şahime İsmailova yer aldı.

VALİ GÜREL: “AZERBAYCAN İLE KARDEŞLİK DUYGULARIMIZ, HİSSETTİKLERİMİZ AYNI” 

Programda konuşan Vali Fuat Gürel, sınırların duygulara ve hislere engel olmadığını ifade ederek, “Azerbaycan ile aradan yıllar geçmesine rağmen hala kardeşlik duygularımız, hissettiklerimiz aynı. Çünkü sınırlar buna engel değil. Anadolu coğrafyasında ne hissediyorsan aslında Azerbaycan coğrafyasında da aynısının hissedildiğini görüyoruz.” diye konuştu.

Hocalı katliamının bir soykırım olduğuna dikkat çeken Vali Gürel, “Normalde bir savaş esnasında bile öldürülmeyecek insanlar vardır. Bu şekilde savaş kurallarına dahi riayet edilmeden bir toplumun yok edilişini, katliama maruz bırakılışını görüyoruz. Bir soykırımdan bahsedilecekse eğer bu Hocalı Katliamıdır. Biz elimizden ne geliyorsa yapmakla yükümlüyüz, sizler de öyle. Bu programlar bu yüzden çok önemli.” ifadelerini kullandı.

REKTÖR YARDIMCISI PROF. DR. İBRAHİM KÜRTÜL: “BİZİM TARİHİMİZ ÇOK DERİN YARALARLA DOLU”

Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kürtül ise konuşmasında şunları söyledi:

“Hocalı katliamı denildiğinde aslında bizim tarihimizde bu tür olaylar hep var. Bizler hep bu tür hikayelerle büyümüşüz, yaşamışız. Bu olayların izleri Anadolu’nun türkülerinde, sözlü ve yazılı eserlerinde hep vardır. Bu bağlamda bizim tarihimiz maalesef çok derin yaralarla dolu. Bu olaylar aslında bizim için kamçı niteliğinde olaylar oluyor. Fiziki olarak ortada sınırlar olsa bile en azından kalbimizde, kültürümüzde ve duygumuzda bu sınırların çok da bir anlam ifade etmediğini biliyoruz.”

Açılış konuşmalarının ardından “Hocalı Katliamı” konulu panele geçildi.

“ERMENİLER HİÇBİR ZAMAN TÜRKLERE OLAN NEFRETLERİNİ UNUTMUYOR”

Panelin moderatörlüğünü yapan Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Marziye Memmedli, Ermenilerin Türklere olan nefretinin hiçbir zaman bitmediğini ifade ederek, “Bir Ermeni için Azerbaycan Türkü, Anadolu Türkü fark etmiyor. Onlar için ben her zaman söylerim; bir Ermeni var bir de Türk var. Yani bir dost var, bir de düşman var. Bu yüzden de Azerbaycan Türklerinin onlar için hiçbir farkı yoktu. Osmanlı Türklerine karşı yapamadıklarını Azerbaycan Türklerine karşı yapmaya çalıştılar. Her dönemde Ermeniler hiçbir zaman Türklere olan nefretlerini unutmuyorlar.” diye konuştu.

Öğrencilerin fikir ve düşüncelerine yer verilen panelde, ilk konuşmacı olan Uluslararası İlişkiler Bölümü 4. sınıf öğrencisi Islam Babazade, Ermenilerin yaptıkları işkencelerden dolayı hiçbir zaman pişmanlık duymadıklarını dile getirerek, “Ermenilerin yaptıkları bu işkenceleri anlatmaya insanın vicdanı bir yerden sonra el vermiyor, dayanmıyor.” diye konuştu.

Bir diğer konuşmacı Uluslararası İlişkiler Bölümü 2. sınıf öğrencisi Tebriz Aliyev, babasının Karabağ Savaşı’nda gazi olduğu yıllarda yaşadıklarını aktarmaya çalışırken şu ifadelere yer verdi: “Babam bana savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunu savaşın ağrılı acılarını yaşamış bir insan olarak anlattı. Şu anda babam Azerbaycan Cumhuriyeti’nin milli kahramanı unvanını almış, evli ve iki çocuk babası. Şu anda babam hala tüm acılarını anlatıyor ve unutmuyor.”

Bir diğer konuşmacı Ebelik Bölümü 3. sınıf öğrencisi Riyafet Alptekin, Azerbaycan ve Ermenistan’ın ilan ettiği kahraman kişilerden söz etti. Kahramanlığın algılanış biçimine dikkat çeken Alptekin, Ermenilerin kahraman ilan ettiği Hekim Zori Balayan’ı örnek göstererek, “Ermenilere göre kahraman olan Zori Balayan, sözde hekim. Kendisi bir Türk çocuğunun duvara çivilenmiş olduğunu görüyor ve aklına dahiyane bir fikir geliyor. Balayan bu çocuğun kaç dakikada öleceğini hesaplıyor ve derilerini yüzmeye başlıyor. Sonrasında ise bu hareketiyle kıvanç duyduğunu anlatıyor.” dedi. Azerbaycan milli kahramanı olarak Cengiz Mustafayev’i  örnek gösteren Alptekin, “Bugün biz 26 Şubat 1992’yi konuşabiliyorsak bu kişi sayesinde konuşuyoruz. Çünkü kendisi hekim olmasının yanında hobi olarak kameramanlık yapıyor. Azerbaycan’ın çektiklerini dünyaya aktarmak için hocalıya gidiyor. İlk çekimleri yapıyor.” diye konuştu.

Bir diğer konuşmacı Çocuk Gelişimi 3. sınıf öğrencisi Şahime İsmailova ise savaş döneminde yaşanan zorunlu ve mecburi göçleri anlattı. Savaş döneminde göç etmek zorunda kalan ailelere, göç ettikleri yerlerdeki yerli insanların evlerini açtıklarını dile getiren İsmailova, “Ben kendim o dönemleri yaşamasam da görmesem de, bu göçmen ailelere kucak açan insanlar benim için gurur kaynağıdır.” diye konuştu.

Program sonunda Karabük Üniversitesinde eğitim gören ve farklı ülkelerden öğrencilerin yer aldığı videoda Azerbaycan’da yaşanmış katliamlara ve zorunlu göçlere yer verildi. 15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu’nun fuaye alanında sergilenen Hocalı Soykırımı’nın anlatıldığı fotoğraflar da katılımcılar tarafından gezildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
w2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
14 Mayıs, 2026 10:35 tarihinde yayınlandı
0

SODA GETİRİN HAZMEDEMEYENLER VAR !

Türkiye savunma sanayiinde son yıllarda gerçekleştirdiği yerli ve milli atılımlarla bölgesel ve küresel ölçekte gerçek bir caydırıcı güç haline geldi. Bunu tüm dünya görüyor ve kabul ediyor. Sırf muhalif olmak adına bu başarıyı görmezden gelenler var. Sosyal medyada; YILDIRIMHAN Balistik Füzesini, prototipti, maketti, motoru yoktu gibi argümanlarla küçümsediklerini görüyoruz. Bu zihniyet 3 yıl önce Tayfun füzesi için de aynı şeyleri söylüyordu. Tayfun bugün TSK envanterinde ve seri halde üretiliyor.

ROKETSAN tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun 18 Ekim 2023 tarihinde Rize Artvin arasında test atışı ile kamuoyuna tanıtılmıştı. Tayfun Blok-4, başarılı test süreçlerinin ardından 2026 yılı içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmeye başladı. Seri üretimi devam ediyor. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda, 7.2 ton ağırlığında ve 1500+ km menzile sahip. Hız: 5 Mach (hipersonik) ve üzeri hızlara ulaşarak mevcut hava savunma sistemleri için durdurulması çok güç bir tehdit oluşturmaktadır.
Tayfun Türkiye’nin derin darbe ve stratejik caydırıcılık kabiliyetini bölgesel sınırların ötesine taşımaktadır.

Özellikle İHA/SİHA teknolojileri, füze sistemleri ve deniz platformlarındaki gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetini artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir askeri güç oluşturmuştur. 2026 Global Firepower raporuna göre Türkiye, dünyanın en güçlü 9. ordusu olarak konumlanmıştır. Türkiye, geliştirdiği balistik füze ve yerli mühimmat sistemleriyle (örneğin 322 balistik füze kapasitesi ile) dünyada bu alanda 7. sıraya yerleşerek kritik bir eşiği aşmıştır. Türkiye, 2024 ve 2026 verilerine göre Orta Doğu’nun en güçlü ordusuna sahip ülke olarak öne çıkmaktadır. KAAN (Milli Muharip Uçak), Bayraktar SİHA’lar, Altay tankı ve CİDA (Otonom deniz aracı) gibi projeler, TSK’nın dışa bağımlılığını azaltarak bağımsız politika izleme kabiliyetini artırmıştır. TSK, personel sayısı ve teknolojik altyapısıyla NATO içerisindeki en büyük ikinci askeri güç konumundadır. Bu gelişmeler, 1970’lerdeki ambargoların yarattığı eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlatılan yerli üretim hamlelerinin (TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan vb.) bir sonucu olarak, Türkiye’nin hem sahada hem de masada etkili bir aktör olmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, Mayıs ayının ilk haftası sergilendi. Menzil: 6.000 kilometre. Hız: Mach 9 ile Mach 25 arası (Hipersonik) Kategori: Kıtalararası Balistik Füze (ICBM)
Yıldırımhan’ın en kısa sürede envantere girmesi için gereken ne ise yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Daha öncekiler gibi O’da TSK silah sistemleri arasında yerini alacaktır.

Türkiye özellikle 2026 yılı itibarıyla savaş uçakları ve diğer hava platformları için yerli ve milli uçak motorları geliştirme konusunda çok kritik aşamaları geçmiş ve üretime başlamıştır.Mayıs 2026’daki güncel gelişmelere göre durum şöyledir:GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru: Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE merkezi tarafından geliştirilen ve 5. nesil savaş uçağı KAAN için tasarlanan yerli jet motorudur. 42.000 lbf itki gücüne sahip bu motorun 6 adet prototip üretimi gerçekleşmiştir ve test süreçlerinin Kasım 2026’dan itibaren başlaması planlanmaktadır.TF35000 Motoru: Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) yerli motor yol haritası kapsamında geliştirilen ve KAAN’ın ileri versiyonlarında (Blok-30) kullanılması hedeflenen yerli motordur.TF-6000: Türkiye’nin daha önce geliştirip test ettiği, daha düşük itki gücüne sahip başka bir milli turbo jet motorudur.TEI-TS1400: GÖKBEY helikopteri için geliştirilen ve ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli turboşaft motorudur.Özetle: Türkiye, KAAN gibi projelerde başlangıçta ABD yapımı F110 motorlarını kullansa da, GÜÇHAN ve TF35000 gibi projelerle savaş uçağı motorunu tamamen yerli imkanlarla üretme aşamasına gelmiştir.

Binlerce mühendis, teknisyen, işçi geceli gündüzlü canla başla savunma sanayi için çalışıyor. Bu zorlu bir prosestir. Prototiple, maketle başlarsın. Adım adım sabırla sonuca gidersin. Negatif söylemlerle gençlerimizin motivasyonunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Bunu yapanlar kansızdır, vatansızdır.

Savunma sanayii siyaset üstüdür. Hiç kimsenin tekelinde değildir!

Savunma sanayii’nde alın teri döken tüm kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum. Minnetle, şükranla hepsini ayrı ayrı alınlarından öpüyorum. Başarıları daim olsun.

İlyas Erbay